Bunları Biliyor musunuz? İlmi Araştırma Sayı 36

Ara Fosil İddiasının Bir Aldatmaca Olduğunu…

“Bazı insanlar fosillerin, Darwin’in hayatın tarihi hakkındaki görüşlerine kanıt olduğunu zanneder. Oysa ki bu kesinlikle yanlış bir düşüncedir.” (Chicago Doğa Tarihi Müzesi, Jeoloji Bölümü Başkanı evrimci Dr. David Raup)

Herhangi bir doğa tarihi müzesini gezen ziyaretçilerin karşılaştıkları en önemli şeylerden biri, yoğun evrim propagandasıdır. Her yerde karşılarına rekonstrüksiyonlar (hayali çizimler) ve hayali atalara ait sahte el yapımı kemikler çıkar. Evrim için hiçbir delil oluşturmayan canlıların fosilleşmiş parçaları, balıktan amfibiye hayali geçişin en önemli “ara formu” olarak sunulur. Aslında açıkça Yaratılış gerçeğini destekleyen ama evrimciler tarafından tersine çevrilerek “evrime en büyük delil” olarak sunulan bir kaburga kemiği büyük bir gururla sergilenir. Bunları inceleyen ziyaretçiler fosillere verilen sahte Latince isimlere bakarak, evrimsel bir gerçekle karşılaştıklarını zannederler. Oysa buradaki amaç, olmayan bir şeyi var gibi göstermektir. Müze ziyaretçileri belki de; evrimi destekleyen tek bir ara fosil bile olmadığının ve milyonlarca yıldır değişmemiş canlı fosillerinin, serginin hemen altındaki depolarda saklandığının farkında değildirler.

DNA kodları art arda sıralandığında Güneş’e 600 kez gidip gelinebilecek bir uzunluk oluştuğunu…

Rabbimiz’in benzeri olmayan yaratmasının delillerinden biri olan DNA, hücre çekirdeğinde bulunan ve vücudun tüm bilgisini taşıyan şifreleri içerir. DNA’daki bilgi hacmini sayısal olarak ifade edecek olursak, 3-5 mikron (mikron: milimetrenin binde biri) çapındaki bir hücre içine, toplam 4 metre uzunluğundaki DNA molekülü sıkıştırılmış olarak paketlenmiştir. 100 trilyon hücrenin her birindeki DNA kodları art arda getirildiğinde ise, ortaya çıkan uzunluk, Güneş’e 600 kez gidiş-dönüş mesafesine eşittir. Bilimsel makaleleri ile tanınan moleküler biyolog Prof. Jerry Bergman, verdiği bir örnekte DNA’daki ihtişamlı mühendisliği şöyle vurgulamaktadır:

Sizden, 230 kilometre uzunlukta iki ayrı misina almanızı, bunu çifte sarmal haline getirmenizi ve sonra da bir basketbol topunun içerisine sığacak biçimde paketlemenizi istediklerini varsayın. Ayrıca, bu çifte sarmalın fermuar gibi açılıp kopyalanması gereksin… sonra kopyalanan parça dışarı çıkartılsın ve bu sırada misinalar kesinlikle birbirlerine karışmasın. Bu mümkün mü?…DNA paketleme işlemi, hem kompleks ve hassas bir süreçtir hem de DNA’nın uzunluğunu 1 milyon kat azaltabilmeyi başardığı için son derece verimlidir. (Dr. Jerry Bergman, “Divine Engineering: Unraveling DNA’s Design”, Koinonia House Online; Unraveling DNA’s Design)

Canlıların Yardımsever Davranışlarının Darwinizmin Tesadüf İddialarını Çürüttüğünü…

Yunusların yavruları üzerindeki koruması doğumla birlikte başlar. Doğumdan hemen önce, anne yunusun hareketleri ağırlaşır. Bu nedenle doğum anında ona yardım eden dişi yunuslar vardır. Yardımcı yunuslar, doğumdan önce ona bir zarar gelmemesi için anne yunusun iki yanında yüzer, yavru dünyaya gelince onun su üstüne çıkmasını ve nefes almasını sağlar.

İlk iki hafta yavru annesinin yanından hiç ayrılmaz. Küçük yunus doğduktan kısa bir süre sonra yüzmeyi başarır ve bu süre zarfında da yavaş yavaş annesinden uzaklaşmaya başlar. Ancak yeni doğum yapmış olan anne yunus, yavrunun hızlı ve atak hareketlerine ayak uyduramayacağı ve onu yeterince koruyup gözetemeyeceği için bu durumda yine devreye yardımcı dişi yunus girer ve yavruya mükemmel bir koruma oluşturur. (Hayvanlar Ansiklopedisi, (Memeliler), s.29)