Hürriyet Bilim, Bilimin Gerçeklerine Karşı

Hürriyet bilim eki “insanın maymundan geldiği” masalını yine bilimsel bir gerçek gibi okuyucularına sundu. Oysa modern bilim, insanın atasının yine insan olduğunu ve türler arasında bir geçişin bulunmadığını ortaya koyuyor. Yaratıcı’nın varlığını inkar etmek için elinden gelen tüm gayreti gösteren materyalist anlayış, bu gerçeklere karşı da kulaklarını tıkamaya devam ediyor.

Dr. Mustafa Camcı

Hürriyet gazetesinin ilavesi olan Hürriyet Bilim dergisi, yeni bir Darwinizm propagandasına daha imza attı. Discover dergisinin insanın sözde evrimiyle ilgili bir dosyasını aynen tercüme ederek yayınlayan Hürriyet Bilim, insanın maymun benzeri canlılardan geldiği masalını sanki bilimsel bir gerçek gibi göstermeye çalıştı.

Oysaki evrim masalının hiç bir bilimsel dayanağı olmadığı, Darwinizm’in sadece ateizm uğruna ayakta tutulmaya çalışıldığı bilinen bir gerçektir. Kimi evrimci bilim adamları bile, ellerinde bilimsel delil olmadığını, sadece materyalist felsefe nedeniyle bu teoriyi savunduklarını ifade etmekten çekinmemektedir. Örneğin evrimci antropolog Dr. Michael Walker, “kabul etmeliyiz ki, birçok bilim adamı ve teknoloji uzmanının Darwin teorisini ikna olmasalar da onaylamalarının tek nedeni, bu teorinin Yaratıcı’nın varlığını reddetmesidir” demiştir. (Quadrant, Ekim1982, s.44)


İNSANIN ATASI İNSANDIR!

“İnsanın evrimi” masalı da, evrim teorisinin diğer iddiaları gibi, sadece Yaratılış’ı kabul etmemek uğruna, hiç bir bilimsel temeli olmadan körü körüne savunulan bir hurafaden ibarettir. İnsanın iddia edildiği gibi maymun benzeri ilkel canlılardan evrimleştiğini gösteren hiç bir fosil ya da bir başka kanıt yoktur. Darwinistler 150 yıldır dünyanın dört bir yanını kazmakta, ama umdukları fosillere hiç bir zaman ulaşamamaktadırlar. Evrimci fosil uzmanı David Pilbeam, bunu şöyle itiraf eder: “Farklı bir bilim dalından zeki bir bilim adamını getirseniz ve ona elimizdeki yetersiz delilleri gösterseniz, kesinlikle ‘bu konuyu unutun; devam etmek için yeterli dayanak yok’ diyecektir.” (Pilbeam, The Making of Mankind, London, 1981, s. 43)

İnsanın evrimi iddiasının hayali olduğunun ilginç bir göstergesi, bulunan yeni fosillerin iddiayı desteklemek yerine çelişkili hale getirmesidir. ABD’nin en önde gelen paleontologları arasında yer alan Harvard Üniversitesi’nden Niles Eldredge ve Amerikan Doğa Tarihi Müzesi’nden Ian Tattersall, bu konuda şu önemli yorumu yapmışlardır:

“Canlıların evrimsel tarihlerinin bir keşif meselesi olduğu düşüncesi, bir efsanedir. Eğer öyle olsaydı, ne kadar çok fosil bulursak, insanın evrimi hikayesinin de o kadar açık hale gelmesi gerekirdi. Oysa eğer bir şey olduysa, bunun tam tersi olmuştur.” (Niles Eldredge, Ian Tattersall, The Myths of Human Evolution, s. 126-127)


Konunun uzmanı olan diğer pek çok evrimci, aslında savunduğu teori hakkında son derece kötümser düşüncelere sahiptir. Örneğin ünlü Nature dergisinin bir numaralı bilim yazarı Henry Gee, “insanın evrimi ile ilgili 5 ila 10 milyon yıl öncesine ait tüm fosil kanıtlarının küçük bir kutuya sığabilecek kadar az olduğunu” söyler. Gee’nin bundan vardığı sonuç ilginçtir:

 

“Ata-torun ilişkilerine dayalı insan evrimi şeması, tamamen gerçeklerin sonrasında yaratılmış bir insan icadıdır ve insanların ön yargılarına göre şekillenmiştir… Bir grup fosili almak ve bunların bir akrabalık zincirini yansıttıklarını söylemek, test edilebilir bir bilimsel hipotez değil, ama geceyarısı masallarıyla aynı değeri taşıyan bir iddiadır-eğlendirici ve hatta belki yönlendiricidir, ama bilimsel değildir. (Henry Gee, In Search of Deep Time, New York, 1999, s. 116-117)


Kısacası “insanın evrimi”, gerçekte var olan bir şey değil, bir “insan icadı”dır. Bu masalı icad edenlerin tek amacı da, insanın yaratıldığı gerçeğini reddetmektir. (http://www.darwinizminsonu.com/20soru.html)

GÖSTERİLENLER, SOYU TÜKENMİŞ MAYMUNLAR VE ESKİ İNSAN IRKLARIDIR.

Peki Hürriyet Bilim’de sözü edilen kafatasları nedir? Bu fosiller kimlere aittir?

Bu kafataslarının bir kısmı (Austratopithecus ve H. habilis olarak adlandırılanları) soyu tükenmiş bazı maymun türlerine aittirler. Diğerleri ise (H. ergaster, H. erectus olarak adlandırılanları) eski çağlarda yaşamış farklı insan ırklarıdır. Bugün nasıl bazı insan ırklarının kendilerine özgü iskelet ve kafatası yapıları varsa, geçmişteki bu ırkların da bazı kendilerine özgü yapıları vardır. Ama bunların hepsi de bizim gibi insandır. “İlkel” değildirler. Zaten yapılan arkeolojik çalışmalar, söz konusu en eski insan ırklarının da kültüre sahip olduklarını göstermiştir.

Evrimciler, kendi ön yargıları gereğince, soyu tükenmiş maymunların ve bazı insan ırklarının kafataslarını art arda dizerek bir hayali “evrim ağacı” oluşturmaya çalışmaktadırlar. Ama bilimsel kanıtlar buna da izin vermemektedir. Her bulunan yeni fosil, 100 yıldır savunulan “evrim ağacı”nın biraz daha çökertmektedir. Bunu evrimciler de kabul etmektedir. Hürriyet Bilim de evrimin artık “çalıya benzediğini” yazmaktadır. Bu, “fosiller karmakarışık, buradan bir evrim şeması çıkaramıyoruz” demenin kibarcasıdır. (http://www.netcevap.org/hurriyetbilim030830.html)

MEDYA PROPAGANDASININ İÇ YÜZÜ

Ortada gerçek bir “evrim süreci” olmadığı için, evrim teorisinin her detayı tartışmalı, belirsiz ve delilsizdir. Elde hiç bir kanıt olmadığı için, teorinin tek malzemesi, kendine inanmış kimselerin hayal gücüdür. Bu nedenle de evrimci uzmanlar birbirleri ile sürekli uzlaşmazlık ve çelişki içindedirler. Ancak Hürriyet Bilim gibi halka yönelik evrimci yayınlar, bu çelişkileri gizlemeyi ve evrim teorisini sanki bilim dünyasınca ortaklaşa kabul edilen bir gerçek gibi göstermeyi tercih ederler. Savaşı kaybetmekte olan bir ülkenin vatandaşlarına son bir moral vermek için yaptığı “zafer yakındır” propagandaları gibi, evrim teorisinin içine düştüğü çıkmazı özenle gizler ve kitlelere hep “evrim teorisinin her gün yeni bir kanıtı bulunduğu”nu telkin ederler. Yale ve California Berkeley üniversitelerinde yüksek lisans ve doktora yapmış Amerikalı bir biyolog Jonathan Wells, “Evrimin İkonları: Evrim Hakkında Öğrettiğimiz Pek Çok Şey Neden Yanlış” adlı 2000 yılı basımı kitabında bu propaganda mekanizmasını şöyle özetler:

“Toplumun geneli, insanın kökeni hakkındaki derin belirsizliğe dair bilimsel uzmanların yaptıkları açıklamalardan çok nadiren haberdar edilir. Bunun yerine, şu veya bu kimsenin en son teorisi ile besleniriz ve bize bizzat paleoantropologların bunun üzerinde anlaşamadıkları gerçeği aktarılmaz. Ve tipik olarak, teori mağara adamlarının veya “bol makyajlı” insan atalarının hayali resimleri ile süslenir… Görünen odur ki, bilimin hiç bir alanında bu kadar az bir malzeme üzerine bu kadar fazla bir kurgu yapılmamıştır.” (Wells, Icons of Evolution, 2000, s. 225)


MODERN BİLİM YARATICI’NIN VARLIĞINI TASDİK EDİYOR.

Sonuçta, “insanın maymunlarla ortak bir atadan geldiği” şeklindeki evrimci hikayenin hiç bir bilimsel temeli olmadığı açıkça anlaşılmaktadır. Nitekim diğer bazı bilimsel bulgular, insanın dil, düşünce, zeka gibi özelliklerinin asla “evrim mekanizmaları” denen kör mekanizmalarla açıklanamayacağını, bu gibi özelliklerin insanı tüm canlılardan ayırdığını göstermektedir.

Kısacası bilim bizlere “insan tesadüfen oluşmuş bir hayvandan ibarettir” diye iddia eden evrim teorisinin geçersiz olduğunu göstermekte, ve insanın bugünkü özellikleriyle “yaratılmış” olduğunu kanıtlamaktadır. Bu yaratılışın nasıl olduğu ise Allah’ın insanlara yol gösterici olarak gönderdiği Kuran-ı Kerim’de şöyle açıklanır:

 

Yaratan Rabbin adıyla oku.
O, insanı bir alak’tan yarattı.
Oku, Rabbin en büyük kerem sahibidir; Ki O, kalemle (yazmayı) öğretendir. İnsana bilmediğini öğretti.
(Alak Suresi 1-5)


(Bu yazıda Harun Yahya’nın “Hayatın Gerçek Kökeni” kitabından ve www.harunyahya.org internet sitesinden faydalanılmıştır.

HÜRRİYET BİLİM’İN EVRİM MASALI, “BİLMİYORUZ” İTİRAFLARIYLA DOLU

Aslında Hürriyet Bilim’de yapılan Darwinizm telkinlerinin, bilimle hiç bir ilgisi olmayan, dogmatik bir propaganda olduğu, söz konusu makaleyi okuyarak da anlaşılabilir. Hürriyet Bilim kullandığı başlıklar ve spotlarda “insanın evrimi”ni adeta ispatlanmış bir bilimsel gerçek gibi göstermektedir, ancak makale okunduğunda bu hikayenin hiç bir aşamasının bilimsel bir kesinlik taşımadığı, tüm aşamaların belirsiz olduğu kolayca görülebilir.

Örneğin Hürriyet Bilim makalesinin “Niçin İki Ayağımız Üzerinde Yürüyoruz?” başlıklı kısımda, şu ifadeler dikkati çekmektedir:

 

“Aslında eski hominidlerin yürüme şekilleri hakkında net bir şey söylemek zor… Kimse… kesin bir şey söyleyemiyor.”

“Modern Akıl Nasıl Oluştu?” başlıklı kısımda ise şöyle denmektedir:

“Bilim adamları hala modern aklın ortaya nasıl çıktığını bilmiyor…”

Diğer kısımlarda da yine hep, belirsizlik itirafları dikkat çekmektedir:

“Beyin boyutlarının niçin bu kadar büyüdüğü konusuna gelince… paleoantropologlar bunun nedenleri konusunda fikir birliği içinde değilller.”

“… Pek çok bilim adamı, alet kullanımının evrimi konusunda kesin bir değerlendirme yapamıyor”

“Yıllardır bilim adamları Neandertallerin ve H. erectus’un niçin ortadan kalktığını araştırıyor… pek çok neden üzerinde duruldu. Ama bunların hiç biri kesinlik kazanmadı.”


Bu itiraflardan da anlaşıldığı gibi, ortada bilimsel kanıtlarla gösterilmiş bir “evrim süreci” yoktur.

Hürriyet Bilim, itiraf ettiği belirsizliği “bilim böyle ilerler, yeni sorular ortaya çıkar ve cevap aranır” gibi bir mantıkla geçiştirmeye çalışmaktadır. Oysa buradaki mesele, bilimin yeni sorular ortaya çıkarması değil, bilimin evrim teorisinin hiç bir varsayımını desteklemiyor olmasıdır. Darwinist bilim adamlarının tüm çabalarına rağmen evrim lehinde kanıt bulamamalarının ve bu teorinin her alanının “belirsiz” kalmasının nedeni, teorinin tümüyle yanlış olmasıdır. Yeryüzünde evrim diye bir şey yaşanmadığı için, bunun yaşandığını varsayan her tez “belirsizlik” içinde kalmaktadır. (Bu yazıda Harun Yahya’nın “Hayatın Gerçek Kökeni” kitabından yararlanılmıştır. )