Bakıp da göremediklerimiz -9-

KURAN MUCİZELERİ

Rahime Asılıp Tutunan “Alak”

Kuran’ın, insanın oluşumu hakkında verdiği bilgileri incelediğimizde, çok önemli bazı bilimsel mucizelerle karşılaşırız. Bunlardan biri, zigotun anne rahmine asılıp tutunmasının ayetlerde haber verilmiş olmasıdır.

Erkekten gelen sperm hücresi ve kadındaki yumurta hücresi birleşerek tek bir hücre haline gelir ve doğacak bebeğin “özü”nü oluştururlar. Biyolojide “zigot” olarak tanımlanan bu tek hücre, hiç zaman yitirmeden bölünerek çoğalır ve zaman içinde büyüyerek küçük bir “et parçası” haline gelir.

Ancak zigot, büyümesini boşlukta gerçekleştirmez. Bunun için rahim duvarına asılıp tutunur. Sahip olduğu uzantılar sayesinde toprağa yerleşen kökler gibi buraya yapışır. Rahim duvarına asılmasını sağlayan bağ sayesinde de, gelişimi için ihtiyaç duyduğu maddeleri annenin vücudundan emerek gelişir. İşte burada, çok önemli bir Kuran mucizesi ortaya çıkmaktadır. Allah Kuran’da, anne rahmine tutunarak gelişmeye başlayan zigottan söz ederken, “alak” kelimesini kullanmaktadır. Ayette şöyle buyrulmaktadır:

“Yaratan Rabbin adıyla oku. O, insanı bir “alak”tan yarattı. Oku, Rabbin en büyük kerem sahibidir…” (Alak Suresi, 1-3)

Ayette geçen “Alak” kelimesinin Arapça’daki anlamı ise, “bir yere asılıp tutunan şey” demektir. Hatta kelime asıl olarak deriye yapışarak oradan kan emen sülükler için kullanılır.

Bundan asırlar önce anne karnında gelişmekte olan zigotu bu özelliğiyle tarif eden bir kelime kullanılmış olması, Kuran’ın, alemlerin Rabbi olan Allah’ın katından indirildiğini gösteren delillerindendir.

Birbirlerine Uyumlu Yaratılan Canlılar

Bazı bitkilerin çiçeklerindeki nektar, çiçeğin iç kısımlarında bulunur. Bu da, böceklerin ve kuşların nektar toplamalarını, dolayısıyla çiçeğin döllenmesini zorlaştıran bir dezavantaj gibi görünür. Oysa Allah, nektarı derinlerde bulunan çiçeklerin özelliklerine tıpatıp uygun yapılara sahip canlılar yaratarak, bu bitkilerin de döllenmesini sağlamıştır. Avize ağacı ve Yuka güvesi arasındaki uyumlu beraberlik bunun örneklerindendir.

Avize ağacı bitkisinin üzerinde, büyük yapraklardan oluşan bir rozet şekli, bunun da merkezinde krem renkli çiçekleri taşıyan bir sap bulunur. Avize ağacının polenleri eğimli bir bölgede bulunur. Bu yüzden, bitkinin erkek üreme organlarında bulunan çiçek tozunu, ancak eğimli bir ağız yapısına sahip olan bir canlı türü toplayabilir.

Avize ağacı güvesi, topladığı çiçek tozlarını birbirine bastırıp top şekline sokar ve bunu başka bir avize ağacı çiçeğine götürür. Önce çiçeğin dibine iner ve kendi yumurtalarını bırakır. Sonra tepeciğe çıkar ve çiçek tozu topunu buraya vurarak polenlerin dökülmesini sağlar. Çünkü bir süre sonra yumurtalardan güve tırtılları çıkacak ve bu polenlerle beslenecektir. Ancak bu arada güve, önceki bitkiden topladığı çiçek tozu topunu, yeni bitkinin tepeciğine vurarak bitkinin de döllenmesini sağlamış olur.

Görüldüğü gibi, güvenin beslenmesi ve ağacın döllenmesi birbirine son derece uyumlu bir şekilde gerçekleşmektedir. Bu uyumu yaratan ağacın kendisi ya da güve değildir. Bir bitkinin ya da bir böceğin başka bir canlının ihtiyaçlarından haberdar olması, buna göre bir taktik belirleyerek kendi ihtiyacına bir çare bulması mümkün değildir, çünkü bu canlılar akledemez, birtakım yöntemler bulup bunları diğer bir canlıya öğretemez.

Her iki canlı da kendilerini tanıyan, bilen, her şeyden haberdar olan, yaratan, alemlerin Rabbi olan Allah’ın eseridirler. Allah bizlere yüce kudretini, kusursuz sanatını, büyüklüğünü tüm canlılarda olduğu gibi avize ağacı bitkisi ile güvenin birbiri ile uyum içinde yaratılmasında da göstermektedir.

“Yedi gök, yer ve bunların içindekiler O’nu tespih eder; O’nu övgü ile tespih etmeyen hiçbir şey yoktur, ancak siz onların tespihlerini kavramıyorsunuz. Şüphesiz O, halim olandır, bağışlayandır.” (İsra Suresi, 44)

Canlılar arasında pek çok örneğini gördüğümüz ortak yaşamlardaki kusursuz uyumu yaratan yüce Allah’tır.

Eğer güveler olmasa avize ağaçları kendi kendilerini dölleyemezler.

Örümcek Ağındaki Mucize

Örümcekler, inşaatlarını kendi bedenlerinden salgıladıkları ipek ağlarla yaparlar. Örümcek ipi, aynı kalınlıktaki çelikten tam 5 kat daha sağlamdır. Öyle ki, havada hızla uçan büyük sinekler bile, örümcek ağının sağlam ve esnek tuzağından kurtulamaz. Bununla birlikte türlere göre ağların özellikleri de değişir. Örneğin karadul örümceğinin ağında bu sağlamlığa ek olarak yapışkan damlalar bulunur. Bu ağlara yakalanan bir avın kendini kurtarması imkansız gibidir. Örümceğin ağı, yapışkan, esnek ve şaşırtıcı derecede sağlamdır. Ağ ile avına tuzak kuran örümcek aynı zamanda ağını vücudunun bir uzantısı gibi de kullanır. Örümcek, ağa takılan her türlü canlının titreşimlerini hisseder ve onu gecikmeden yakalar.

Örümceklerin bu mimari harikası ağları inşa etmelerini sağlayan yüce Allah’tır. Örümcekler de yeryüzündeki bütün canlılar gibi Allah’ın ilhamıyla hareket ederler.



İlgili Yazılar