Canlı Davranışlarındaki Muazzam Bilinç Evrimle Açıklanamıyor!

Örümcekten Muhteşem Taklit

Portia Fimriata örümceği, diğer örümceklerin aksine hem ağ kurarak, hem de kendi ağından uzağa giderek avlanır. Böcekler yerine kendi cinslerini yiyerek beslenen bu örümcekler, onları avlamak için ağlarını diğer örümceklerin ağları üzerine kurarlar. Bu işlem sırasında planlı ve programlı hareket eden Portia örümceği, ilk önce avlamayı planladığı örümceğin ağına yerleşir. Avı görünce telaşla üzerine atlayan diğer örümceklerin aksine son derece yavaş hareket eden portia, avlamayı planladığı örümceğin ağına yerleşip tuzağa düşen bir böcek gibi sallanmaya başlar. Ağdaki bu titreşime aldanan ağ sahibi, örümceğe yaklaşır. Pusuda bekleyen Portia da böylece amacına ulaşır.

Fındıkkıran Kuşundan Hırsızsavar

Fındıkkıran kuşları yuvalarını ölü ağaçların yumuşak gövdelerine oyarlar. Büyük kuşların yuvalarına girip zarar vermesini önlemek içinse Yüce Allah’ın ilhamıyla tedbir alırlar. Yuvasına giden deliği su birikintisinden topladığı çamurlarla sıvayan fındıkkıran kuşu sadece kendi geçebileceği genişlikte bir giriş bırakır. Böylece sığırcık gibi büyük kuşlar delikten giremezler.

Sekreter Kuşunun Savaş Taktiği

Genellikle yılanlarla beslenen sekreter kuşları, yılanları etkisiz hale getirmek için isabetli bir taktik kullanırlar. Sekreter kuşu bir yılanla karşılaştığı zaman gagasını kullanmadan pençeleriyle saldırır ve avını pençe vuruşlarıyla öldürmeye çalışır. Avlamaya çalıştığı yılan eğer zehirli bir tür ise, kanatları aracılığıyla onu kendinden uzak tutar ve yılanın zehrini boşaltması için birkaç tüyünü ona yutturmaya çalışır. Bu hamlesinde başarılı olursa, yılan zehrini kuşu etkileyemeden boşaltmış olur. Sekreter kuşu, zehrinin büyük bir bölümünü boşalttığı için artık eskisi gibi tehlikeli olmayan yılana pençeleriyle saldırır. Pençelerinin yüzeyinde çok sayıda damar bulunan sekreter kuşu bu sayede zarar görmez

Taklitçi Karınca

Ateş karıncalarının en büyük düşmanı, asalak bir karınca cinsi olan Solenopsis davgeri’dir. Bu parazit karınca, ateş karıncalarının yuvasına sızar ve kraliçe karıncanın boğazına kenetlenir. Kraliçe karıncanın fenomenini taklit etmeye başlar. Bundan sonra işçiler, farkında olmadan bütün güçlerini, kraliçeyi boyunduruğu altına alan bu asalağı beslemeye harcarlar. Çünkü kraliçe karıncanın feromenlerini taklit eden bu asalağı, kendi kraliçeleri sanmaktadırlar. Kraliçeleri ise, işçiler onu beslediklerini sanırlarken ölür.

Canlılara Bilinçli Davranışlar İlham Eden Yüce Allah’tır

Hiçbir gücü ve bilinci olmayan varlıkların diğer varlıklara şuur, zeka, bilgi, yetenek, manevi kavramlar türünden özellikler kazandırmaları, akıl ve mantık kuralları açısından, elbette ki mümkün değildir.

Gerçek çok açıktır ve gözler önündedir: Bu canlılara bu zeki davranışları yaptıran, Kendisi sonsuz aklın sahibi olan, tüm canlıların Yaratıcısı ve koruyucusu, Rahman ve Rahim olan Allah’tır.

Bu yazımızda yalnızca birkaç örneğine değindiğimiz canlılar da Yüce Rabbimiz’in ilhamıyla son derece zeki taktikler ve bilinçli davranışlar uygulayabilmektedirler. Hiçbir akla ve bilince sahip olmayan bu canlıların gerçekleştirdikleri mükemmel taktik ve planlamalar bizlere, tüm varlıkların durumlarını ve davranışlarını mutlak iradesiyle takdir eden, Müheymin (gözetici ve koruyucu) olan Allah’ın büyüklüğünü bir kez daha hatırlatmaktadır. Bir ayette şöyle buyrulmaktadır:

“Kendinden (bir nimet olarak) göklerde ve yerde olanların tümüne sizin için boyun eğdirdi. Şüphesiz bunda, düşünebilen bir kavim için gerçekten ayetler vardır.” (Casiye Suresi, 13)

Canlılardaki Akılcı Davranışlar, Evrimcileri Çıkmaza Sürüklüyor

Evrim teorisi, canlıların davranışlarının çevreye uyum sağlamak için değiştiğini savunmaktadır. Gerçekte ise davranışların evrimle bir ilgisi yoktur. Allah her canlıyı kendine has özelliklerle ve davranış şekilleriyle yaratmaktadır. Örneğin bir kelebeğin hayatta kalabilmek için kendini daha iyi kamufle edebileceği kuru bir yaprak görünümüne sahip olmayı kendi kendine düşünüp, bu kamufleyi vücudunda gerçekleştirmesi mümkün değildir. Ya da bir kunduzun akarsu yatağında suyun akışını kesebileceği ileri derecede mühendislik hesapları gerektiren bir baraj inşa edebilmesi ve ilk doğduğu andan itibaren bunu yapabilmesi kuşkusuz öğrenme ile ya da doğal seleksiyon gibi bilinçsiz mekanizmalarla açıklanabilecek bir durum değildir.

Evrimcilerin savundukları başka bir görüş ise, hayvanların tecrübe ile bazı davranışları kazandıkları yolundadır. Onlara göre, hayvanlar ortama en uygun davranışı zamanla öğrenirler. Uygun davranışı öğrenemeyenler ya da bilmeyenler de ölürler. Fakat, evrim teorisine göre “doğru davranış”ı tesadüfen öğrenmesi beklenen bu canlıların bunu doğar doğmaz nasıl akıl ettikleri açıklanamamaktadır. Dolayısıyla bu davranışların seçilmesi gibi bir iddia, en baştan çelişkilidir. Canlılar, yaratıldıkları ilk andan itibaren kendilerini koruyabilecekleri birtakım özellik ve davranış biçimlerine sahiptirler, çünkü Yüce Rabbimiz Allah onları bu özelliklere sahip olarak yaratmıştır. Bir ayette Rabbimiz’in yaratması ile ilgili olarak şöyle buyrulmaktadır:

“Allah gökleri ve yeri hak olarak yarattı. Şüphesiz, bunda iman edenler için bir ayet vardır.” (Ankebut Suresi, 44)

Taktiğin temel unsurları; zeka, teknik bilgi, fiziki güç ve eğitimdir. Peki hiçbir akla sahip olmayan canlılar, mükemmel taktikler uygulamak için bu becerilere nasıl sahip olurlar? Elbette herşeyi yaratan Yüce Allah, onları bu bilgi ve yeteneklerle birlikte yaratmıştır.

Allah kainattaki tek tek her canlının neyi, nasıl yaptığını belirlemekte ve onlara her an hükmetmektedir. Bu gerçek, Kuran’da şöyle bildirilir:

“…O’nun, alnından yakalayıp-denetlemediği hiçbir canlı yoktur. Muhakkak benim Rabbim, dosdoğru bir yol üzerinedir (dosdoğru yolda olanı korumaktadır.)” (Hud Suresi, 56)

Doğadaki canlı türlerinin her birinde, ayrı ayrı yaratılmış özellikler, üstünlükler vardır. Yoktan var eden, her şeyi dilediği gibi takdir eden ve onları her an dilediği gibi yaratmaya kadir olan Yüce Allah için kuşkusuz bu son derece kolaydır.

hayvanlardakamuflaj.com