Canlı Burunlarının Birbirinden Farklı İşlevleri

Balina Burnu: SU GEÇİRMEZLİK

Balina, bir deniz canlısı olmasına rağmen akciğer solunumu yapan canlılardandır. Balinaların burun delikleri denize daldıkları zaman ‘hava ve gaz (pnömatik) çukurları sistemi’ sayesinde su geçirmez bir özellik kazanır. Balina suyun yüzüne çıktığında ise burun delikleri tekrar açılır ve oksijen alır.

Diğer canlıların aksine balinaların burun delikleri başının üst kısmında bulunur. Hiç şüphesiz bu detay Yüce Rabbimiz’in üstün yaratışının delillerinden bir tanesidir. Balinanın burun delikleri başının iki yanında olsaydı, nefes alması için su yüzüne çıkması gerekecekti. Böyle bir işlem ise balina gibi iri bir canlı için son derece zor olacaktı. Ancak burun delikleri başının üstünde olarak yaratılan balinalar bu sayede su yüzeyine hafifçe çıkarak solunumları için gerekli olan havayı kolayca alabilirler.

Yarasa Burnu: AVIN YERİN TESPİT ETME

Doğada yaklaşık olarak 950 türde bulunabilen yarasalar, avlarını bulmak için çıkardıkları 10-100 kilohertz arası olan ses dalgalarını üretirken burunlarını kullanırlar. Yüce Rabbimiz’in özel olarak yarattığı yarasa burunlarında, her tür için farklı olarak yaratılmış ‘burun yaprağı’ adı verilen özel bir deri kıvrımı bulunur. Yarasalar sahip oldukları burun yaprakları sayesinde, çıkardıkları ses titreşimlerini bir grup halinde yoğunlaştırarak ve onlara bir baş hareketiyle yön vererek avlarının yerini kolaylıkla tespit edebilirler.

Ayrıca otobur yarasalar da yiyecek bulmak için burunları kullanırlar. Yarasaların, otla beslenenleri çiçek yapraklarını ayırıp yolmak ve polene daha kolay ulaşmak için burunlarını kullanırlar. Burada dikkat çekici olan nokta, her çiçek tipi için uzmanlaşmış bir yarasa türünün o çiçeğin özelliklerine uygun burun yapısına da sahip olmasıdır. Aynı bir kapının kilidini açan tek bir anahtar gibi… Yüce Allah yarasaların burunlarını, muhteşem bir çeşitlilikte yaratmıştır. (botgard.ucla.edu/html/ MEMBGNewsletter/Volume4number4/ Batsandtheirflowers.html)

Deve Burnu: KLİMA İŞLEVİ

Burnun solunum sisteminde iki önemli görevi vardır. Bunlar solunan havanın ısıtılması ve nemlendirilmesidir. Burnun iç yüzeyini kaplayan mukus tabakası, su buharı salgılayarak solunan havayı nemlendirir. Mukus tabakasının hemen altında bulunan pek çok sayıdaki kılcal damar da havanın geçişi sırasında ısınmasını sağlar. Böylece solunan hava akciğerlerin hassas yapısı için en uygun hale gelir.

Normal iklim koşullarında burnun çalışma mekanizmasında herhangi bir sorun yaşanmaz. Fakat çöl gibi yüksek sıcaklıktaki bölgelerde burnun, ciğerlere giden havanın ısısını ve nemini çok iyi ayarlaması gerekir. İşte develerin burnu da bu zor koşullar altında, tıpkı kapalı mekanların sıcaklık ve nem oranını düzenleyen bir klima sistemi görevi görerek, canlının solunumu için gerekli havayı düzenler.

Deve burnu, çok sayıda köklere ayrılmış kanallardan meydana gelir. Develerin yaşadığı yüksek sıcaklıktaki bölgelerde nem oranı oldukça azdır. Bu nedenle devenin soluduğu havadaki suyu kaybetmemesi gerekir. İşte bu sebeple devenin burnu büyük, kıvrımlı ve süngerimsi bir dokuyla kaplıdır. Deve, kıvrımlı ve süngerimsi burun yapısı sayesinde havada bulunan nemin % 66’sını tutabilir. Burnunun nemi emme özelliği sayesinde nefes aldığında 40oC’den fazla olan ısısını, 20oC civarına düşürerek akciğerlerine elverişli hale getirmektedir.

Ayrıca deve burnunun bir başka dikkat çekici özelliği de, kum fırtınaları esnasında burnuna kum girmesini engellemek için tıpkı gözlerini kapatır gibi burun deliklerini kapatmasıdır. Hiç şüphesiz devedeki bu üstün yaratılış evrimle açıklanamayacak kadar kompleks ve kusursuzdur. Devenin, havadaki sıcaklığı hesaplayarak soluyacağı havayı kendi burnunda oluşturduğu bir klima sistemiyle soğutması ve akciğerlerine elverişli kılmayı düşünüp bunları akıl etmesi son derece mantık dışıdır. Ona bu özellikleri veren, akılcı davranışları ilham eden ve zor koşullarda yaşayabilecek şekilde yaratan Alemlerin Yaratıcısı olan Yüce Allah’tır. Allah daha pek çok olağanüstü özellikleriyle birlikte yarattığı bu hayvana “Bakmıyorlar mı o deveye, nasıl yaratıldı?” (Gaşiye Suresi, 17) ayeti ile dikkat çekmiştir.

Yılan Burnu: ISIYI VE KOKUYU TESPİT ETME

Koku alma duyuları oldukça kompleks olan yılanların burunları kafalarının iki tarafında bulunur. Yılanların burun boşluğunda, koku hücrelerinin dışında iki organ daha vardır. Ağız tavanında bulunan bu iki delikli organın adı Jacopson organıdır. Yılan, dili ile çevreden topladığı koku moleküllerini, dilini içeri çekip bu organa değdirerek kokuyu algılar.

Crotalidae familyasına mensup yılanların göz ve burun delikleri arasında ise birer çukurluk bulunur. Bu çukurların içi de duyusal doku ile kaplanmıştır. Yılan, ısıya duyarlı olan bu çukurlukları bir termal kamera gibi kullanır ve etrafındaki canlıların ısısını algılayabilir.

Bazı yılanlarda bu organ o kadar hassastır ki, 10C’nin yüzde birini bile ayırt edebilir. Yılanların burnundaki bu üstün yaratılış, evrimcileri çaresiz bırakmaktadır. Şüphesiz yılanların burnunda yaratılmış olan bu kusursuz sistem, Yüce Allah’ın yaratma sanatının örneklerinden yalnızca biridir. (The Infrared receptors of snakes”, Animal Engineering, Readings from Scientific American with Introductions by Donald Griffin, The Rockefeller University W. H. Freeman Com., San Francisco, ss.66-70)

Balık Burnu: YÖN BELİRLEME

Balıkların burunları diğer canlılarda olduğu gibi solunum görevi görmez. Ancak balıkların gözleri ve ağızları arasında yer alan ve her iki yanında bir çift delikten oluşan burun deliklerinin içindeki boşlukta koklama kapsülleri bulunur.

Su, yüzme sırasında balıkların burnunun ön deliğinden girer ve koklama kapsüllerinden geçtikten sonra arka delikten çıkar. Özellikle de sürü halinde gezen balıklarda bu organ, balığın kendi sürüsünden birinin ya da düşmanın kokusunu ayırt etmede kullanılır. Çünkü bazı balıkların yaralandığında derisinden salgılanan koku maddesi, sürünün diğer üyeleri tarafından algılanarak, ortamda düşmanın var olduğunu anlamalarını sağlamaktadır. (fishbase.org/, http://www.denizce.com/ilgincyasamlar.asp)

Somon balıkları bulundukları ırmaktan 800 km açıldıkları halde hassas koku alma sistemleriyle, yumurtadan çıktıkları akarsuların kokusunu algılayarak yine eski yerlerine gelip yumurtlayabilmektedirler.

Sonuç: Canlı Burunlarında Evrim Süreci Asla Yaşanmamıştır

Doğadaki canlılarda bulunan komp-leks burun yapıları evrimcilerin içerisine düştüğü en büyük çıkmazlardan biridir. Özellikle hayvanların burunları koklama haricinde, türlere göre klima, güvenlik, arıtma mekanizmaları veya avlanmak için bir silah olabilecek mükemmel birer mühendislik harikasıdır. Burada sadece birkaç örneğini verebildiğimiz söz konusu sistemlerin tesadüfler sonucunda oluşmaları ve her bir hayvan türünde onların ihtiyaçlarına cevap verecek estetik bir organ biçiminde ortaya çıkması elbette imkansızdır. Hayvanların burunları da diğer tüm organları gibi, Yüce Allah’ın kusursuz ve uyumlu yaratışının delillerindendir. Yüce Allah gökten yere herşeyi mükemmel bir biçimde yarattığını ayetlerde şöyle bildirmektedir:

“ …Göklerde ve yerde her ne varsa O’nundur, tümü O’na gönülden boyun eğmişlerdir. Gökleri ve yeri (bir örnek edinmeksizin) yaratandır. O, bir işin olmasına karar verirse, ona yalnızca “Ol” der, o da hemen oluverir.” (Bakara Suresi, 116-117)