Teröre Karşı Kesin Çözüm; ANTİ-KOMÜNİST İLMİ Çalışma Yapılmasıdır

Bugün komünist rejimlerin dünyanın pek çok ülkesinde iktidarda olmaması veya siyasi etkinliğinin azalması pek çok kişinin “komünist ideoloji yok oldu” şeklinde yanlış bir yargıya varmasına neden olmuştur. Oysa komünizmin fikri temeli olan materyalist dünya görüşü dünyanın pek çok ülkesinde etkinliğini korumakta, terör ve şiddetin yaygınlaşmasına vesile olmaktadır. Bu nedenle milyonlarca insanın ölmesine neden olan, zulmün, çatışmanın ve acımasızlığın hakimiyetini hedefleyen komünist ideolojinin hangi unsurlarla hayat bulduğunu doğru anlamak son derece önemlidir. Çünkü bir ideolojinin yıkılması, ancak o ideolojiyi besleyen hayat damarlarının kesilmesi ile mümkün olur.

Komünizmin hayat damarı ise Darwinizmdir. Darwinizm, komünizm, materyalizm, şiddet ve terör birbirlerinden ayrılmaz bir bütündür. Bu bütünü ayakta tutan ideolojik propagandadır. Herhangi bir ülkede komünist düşünceye propaganda serbestliği verildiğinde karşısında anti Darwinist, anti Marksist, anti Stalinist propaganda yoksa, komünizm hızla gelişir. Dolayısıyla teröre karşı çözüm anti komünist anti Darwinist ilmi çalışmalar yürütmektir. Darwinizm yok edilmeden terörün yok edilmesi, dostluk ve kardeşliğin tesis edilmesi mümkün değildir.

Sayın Adnan Oktar 16 Eylül 2010 tarihli Kahramanmaraş Aksu ve Kaçkar TV röportajında komünizmin sadece adının yok olduğunu, birçok ülkede hala Darwinist, ateist ve materyalist sistemin hakim olduğunu şöyle anlatmıştır:

ADNAN OKTAR: “Şimdi Darwinist propaganda yapınca diyalektik felsefe savunuluyor. Diyalektik felsefeyi savununca tez-antitez-sentez kabul etmiş oluyorsun. Marksist felsefenin kökü buna dayanmıyor mu? Leninizm, Marksizm’in pratik uygulaması, değil mi? Leninizm’in de uygulanması için terör ve şiddet şart. Ve adam, Lenin, Darwin’e dayandırıyor bunu söylerken. Darwin’e kitabını ithaf etmiş Marks da. “Aziz dostum, sana ithaf ediyorum” diyor adam. “Her şeyimi sana borçluyum. Bütün teorimi sana dayandırıyorum” diyor Marks. Bak Mao da diyor; “Çin komünizminin temeli Darwin’e ve evrim teorisine dayanıyor” diyor. Şimdi onlar da terörle Çin’i ele geçirdiler. Yani bir avuç komünist koskoca Çin’i ele geçirdi. Kalabalığa ihtiyaç yoktur komünizmde. Çin halkı komünizmin k’sini bilmez. Bilmiyor halk. Bir avuç komünistle koskoca Çin’i teslim aldılar. Propagandayla, fikri çatışma yaptılar. Bak Mao da diyor adam açıkça konuşuyor. “Çin komünizminin temeli” bak başka açıklama yapmıyor. “Darwin’e ve evrim teorisine dayanıyor” diyor. Devletin Darwinizm ile ilgili propagandayı hemen durdurması gerekiyor. Darwinizm’i anlatmayacak mı? Bilakis daha kapsamlı anlatsın. Ama cevabını da daha kapsamlı anlatacak. Bu çok önemli bakın. Cevabını daha kapsamlı anlatacak. % 50 Darwinizm’i anlatsın, % 50 de cevabını anlatsın. Mesela diyecek ki, “Darwinizm proteinlerin tesadüfen meydana geldiğini iddia eder”. İstedikleri gibi anlatabilirler. Bütün kaynakları versinler. “Ama bir proteinin tesadüfen meydana gelmesi ihtimali sıfırdır” bilimsel olarak. Çünkü bir proteinin oluşması için 60’a yakın proteine ihtiyaç var. Hatta 60’ın üzerinde. Bitti, kilitlenmiş demektir. Devletin kitaplarında gençler bu yazıyı, nasıl göremez? Bilimsel bir gerçek bu. Hurafe mi bu?

Bütün bilim adamlarının söylediği ortak gerçek bu. Bilim adamlarının söylediği ortak gerçek devletin kitabında nasıl olmaz? Darwin’in hurafesi oluyor da, bilimsel gerçek nasıl olmuyor? Mesela desin ki, Darwin’in evrim teorisi ara fosil iddiasına dayanır. Amenna anlatsınlar, istedikleri gibi anlatsınlar bol bol. Ama tek bir tane ara fosile rastlanmamıştır bilimsel olarak. Devlet bunu söylesin. Bunu söyleyemiyor devlet. Çok acayip bir durum var. Ne mahsuru var? Devlet bilime, Anayasa’ya sahip çıkmak durumunda, devletin görevidir bilime sahip çıkmak. Bilimin hası hakikisi. Ben devlet gitsin hurafe anlatsın demiyorum ki, saf bilimle karşılık verecek o kadar, saf bilim. Felsefeye de gerek yok. Felsefe ikinci safhada düşünülebilir. Felsefeye hiç ihtiyaç yok. Sadece bilimle bitireceğiz bu işi. Saf bilimle, gerçek bilimle. Öbür türlü bu gelişir. Çünkü adam PKK’lı, devletin biyoloji kitabını alıyor. “Gel buraya bakalım” diyor. PKK’lı arkadaşlarını topluyor. “Bak devletin bastığı kitap beraber okuyalım. Ne diyor burada? İnsanlar evrimle oluşmuştur. Bütün canlılar evrimle oluşmuştur. Sen de evrimle oluştun. Biz de evrimle oluştuk. Nereden çıkarıyorsun insanları Allah’ın yarattığını? Allah yok (haşa). “Seninle, köpeğin arasında hiçbir fark yok. Ha bir köpek ölmüş, ha bir insan ölmüş. Ha bir böcek ölmüş, hamam böceği, ha bir insan ölmüş hiçbir farkı yoktur” diyor. Evet, “arada hiçbir fark yoktur kardeşim” diyor. Ne diyelim biz bu adama o zaman? Adam helal haram kabul etmiyor. Cinayetin büyük bir günah olduğunu kabul etmiyor. “Yok olacağız biz” diyor, ahirette. Ne diyelim biz bu adama? Kardeşim devletin biyoloji kitabından da bize kaynak gösteriyor. “Buyurun burada yazıyor, evrim. Bir gerçek. İnsanlar, kainat tesadüfen oldu. Tesadüf sonucu oluştu” diyor. Ne diyelim? Nasıl yapalım?”

Komünist Harekete Karşı Şiddet Uygulamak, Bu Hareketi Daha da Geliştirir, Kin ve Nefreti Daha da Artırır

Lenin’in, henüz 1906 yılında, yani Bolşevik Devrimi’nden 11 yıl önce, Proletari dergisindeki “Bizim ilgilenmekte olduğumuz olgu, silahlı mücadeledir; bu mücadele, bireyler ve küçük gruplar tarafından yürütülmektedir…” (Vladimir I. Lenin, 30 Eylül 1906, Proletari, Nr. 5), sözleri anarşi ve terörün Marksizmin ve komünizmin vazgeçilmez bir yöntemi olduğunu açıkça ortaya koyar. Aslında Marksizmin terör ve şiddete olan eğilimi, ünlü Paris Komünü deneyimiyle birlikte Marks henüz hayatta iken ortaya çıkmıştır. Terör özellikle de Marks’ın teorisini pratiğe döken Lenin’le birlikte komünist ideolojinin ayrılmaz parçası haline gelmiştir. Dünyanın dört bir yanında komünistler milyonlarca insanın kanını dökmüş, terör örgütleri kurarak insanlara acı, korku ve dehşet yaşatmışlardır.

Her ne kadar bazı komünistler şiddetin ve terörün komünizmin bir uygulaması olmadığını, ancak bazı kişilerin uygulamasında yer alarak komünizme mal edildiğini iddia etseler ve komünizmi aklamaya çalışsalar da, ortada inkar edilemez bir gerçek vardır. Bu gerçek şudur:

Komünizmin kurucuları şiddeti ve terörü bizzat savunmuşlar ve ideolojileri için zaruri görmüşlerdir. Amerikalı siyaset bilimci Samuel Francis, bu gerçeği şöyle yorumlar:

Marx ve Engels, devrimin her zaman kuvvet zoruyla olacağını savunurlar. Devrimcilerin, hakim güce karşı şiddet kullanmak zorunda oldukları konusunda ısrarlıdırlar ve her zaman terörizme verdikleri desteği açıkça belirtmişlerdir.”
(Samuel T. Francis, Soviet Strategy of Terror, s. 549)

Karl Marx, “Ayaklanma savaş kadar bir savaştır” demiş ve kendine “devrimci siyaset”in en önde gelen isimlerinden olan Danton’ın şu sözlerini düstur edinmiştir: “Saldır, saldır, gene saldır!” (V.I. Lenin, Marks-Engels-Marksizm, Ankara: Sol Yayınları, Çev: Vahap Erdoğdu, 1976, s. 428) Terörün sistemli olarak kullanılmasının gerekliliği konusunda Lenin’in de çok açık ifadeleri vardır. Lenin bir işçi toplantısında söz aldığında terörün kendileri için ne kadar vazgeçilmez olduğunu şu dehşet verici ifadeleriyle açıklamıştır:

“Eğer kitleler kendiliğinden ayağa kalkmazsa, hiçbir şey başaramayız. Spekülatörlere karşı terör uygulamadığımız -hemen oracıkta kafalarına bir kurşun sıkmadığımız- sürece hiçbir yere varamayız.”(Stéphane Courtois, Nicolas Werth, Jean-Louis Panné, Andrzej Paczkowski, Karel Bartosek, Jean-Louis Margolin, Komünizmin Kara Kitabı, Doğan Kitapçılık A.Ş., s. 82)

Dolayısıyla temeli Darwinizm’e dayalı olan savaş ve terörü destekleyen Marksist komünist düşünceye sahip olan kişilerle onların bu yönde fikirleri değişmediği sürece bir uzlaşma yoluna gitmeye çalışmak iyimser bir yaklaşım olacaktır. Komünizmin şiddet ve savaş yanlısı tutumuna aynı şekilde savaşla karşılık vermek de her zaman başarısızlıkla sonuçlanmıştır. Çünkü komünizmin özelliği üstüne gittikçe, kan döktükçe ve saldırganlaştıkça daha fazla gelişmesidir.

Tarihte buna en bilinen örnek ABD’dir. ABD çok güçlü silahlara ve güçlü maddi imkanlara sahip olmasına rağmen Kamboçya, Laos, Vietnam ve Kuzey Kore’de komünizme karşı olan mücadeleyi kaybetmiştir. Kaybetmesinin tek nedeni ABD’nin de Darwinist-materyalist ideolojiyi benimsemesi bu nedenle anti-komünist bir çalışma içinde olmamasıdır.

Komünizmle ve tüm Darwinist-materyalist ideolojilerle mücadele etmenin tek yolu geniş çaplı bilimsel çalışmadır.

Komünizme Karşı Fikri Mücadele Esastır

Komünist terör örgütleri sadece silahlı mücadele ve toplumda şiddet olayları çıkartmakla sınırlı kalmazlar. Esas faaliyetlerini halkın arasında sürdürürler. Halkın arasına da sızarak sistemli bir materyalizm ve komünizm propagandası yürütürler. Bu faaliyet ise terör eylemlerinden çok daha tehlikeli ve sonuçları çok daha vahim olabilecek niteliktedir. Çünkü hiç kimse Marksist-Darwinist düşünceler ve bunların getireceği zararlara dair yeterince bilgi sahibi değildir. Eğer bu düşünceye dikkat edilmez ve yeterince tedbir alınmazsa, komünist örgütün telkinlerine her geçen gün daha fazla genç kapılır. İnsana sevgi duymanın, güzel ahlakın, şefkatin ve merhametin önemini bilerek yetişen, itaatli ve nitelikli bir gençlik yerine Darwinist eğitimden geçirilmiş gençlik konulduğunda sonuç, toplumsal yıkımdır.

Komünizm gibi insanlık dışı ideolojilere taraftar toplamak için ilk yapılan, “insanın, doğanın ve tesadüflerin ürünü bir cins hayvan olduğu” yönündeki Darwinist iddiaları toplumlara benimsetmektir. Darwinist toplumlarda vefanın, sadakatin, şefkatin, fedakarlığın hiçbir önemi yoktur. Din, aile, millet, bayrak, kadın gibi kavramlar da birşey ifade etmez. Komünist terör örgütleri de, terörist olarak yetiştireceği kişilere öncelikle diyalektik materyalizm ve bu felsefenin temeli olan Darwinizm eğitimi verir. Dolayısıyla bunlara karşı etkili ve kararlı bir fikri mücadele ve propaganda yürütülürse Marksist-komünist terörün önü alınabilir. Bunun çaresi komünizmin zemininin yok edilmesidir. Bu zemin ise Darwinizm’dir.

Komünizmin Hedefi Tüm Dünyadır

Darwinizm üzerine bina edilen Marksist-Leninist fikirler ve Lenin`in terör direktifleri doğrultusunda yetişen militanlar, askerleri, polisleri ve masum vatandaşları katletmekte, her türlü terör yöntemine başvurmaktadırlar. Avrupa`daki ve dünyanın çeşitli yerlerindeki Darwinist-Marksist görüşlü insanların da teröre karşı olması beklenemez. Bu Marksist felsefenin ruhuna-mantığına aykırı olur. Kınama mesajları, uyarmalar böyle kitleleri hiç ilgilendirmez. Darwinist-Marksistler teröristleri, -güya- “feodalizme karşı savaşan, devrimci güçler“ olarak görürler. Teröristler; Lenin, Stalin gibi tarihe geçen kan dökücüleri saygı ile anarlar. Bu düşünce yapısının değişmesi ve terör eylemlerinin son bulması için iyi takip, iyi yakalama, iyi yargı, iyi infaz çözüm değildir. Lojistik ve gelir kaynaklarını kesmek, askeri operasyon düzenlemek, netice alınacak yöntemler değildir. Bu yöntemler, ancak geçici azalma meydana getirir. Çünkü komünist terörün vatanı yoktur. Komünistin vatanı olmaz. Komünizmin hedefi bütün dünyadır, dolayısıyla bütün dünyanın imkanlarını, bütün dünyada dayanışma ile kullanan komünizme karşı en etkili yöntem, fikri mücadeledir. Bu da ancak anti-Darwinist, anti-materyalist ilmi çalışma ile olur. İlimle, fenle bu çalışmayı en etkili şekilde yapacak olan zat ise Hz. Mehdi (a.s.)’dır.

Komünizme Karşı Verilecek Fikri Mücadelede En Etkili Yöntem Öncelikle Darwinizm Putunun Yıkılmasıdır

Komünizm ve Darwinizmin tek zayıf noktası fikri mücadeledir. Fikri mücadele karşısında bu ideolojiler, tuzun suda eridiği gibi erirler. Fikri mücadele en hassas damarlarıdır. Bu nedenle komünizmin hastalıklı düşüncesinden kurtulmanın tek çözümü Kuran’dır. Ancak öncelikli olarak felsefi yönden Marksist, Leninist, Darwinist, materyalist dinin yok edilmesi, bir anlamda putlaştırılan bu düşüncelerin silinmesi gerekir. Bunun için de Darwinizm’in iddialarının mantıksızlığının anlatılması şarttır. Çünkü put dururken din anlatılmaz. Nitekim Kuran’da bildirildiği üzere, mübarek Peygamber Efendimiz (s.a.v.) Kabe’deki putları kırmış, Hz. Musa (a.s.) bazı Musevilerin put edindiği dökme buzağıyı yakıp küllerini denize savurmuş, Hz. İbrahim (a.s.) kavminin edindiği putları yine parçalayarak yok etmiştir. Öncelikle yanlış mantığı kökten yıkmışlar sonra da niyetin ve bakış açısının değişmesi için din ahlakını tebliğ etmişlerdir.

Kuran’da Yüce Allah’ın peygamber kıssalarında örnek verdiği bu tebliğ yöntemi, Marksist –Darwinist düşüncenin yıkılması için tek yoldur. Bunun için öncelikli olarak bu batıl ideolojilerin, felsefelerin yıkılması, çürük ve temelsiz fikirler olduğunun bilimsel olarak açıklanması bu düşüncenin çökertilmesi için yeterli olacaktır. Bunun arkasından da komünist telkinin tam aksi yönünde insanları Allah’a iman etmeye ve yalnızca O’na kulluk etmeye davet etmek, İslam dininin güzelliğini, insan sevgisi, barış ve adalet üzerine kurulu olduğunu anlatmak gerekir. Yüce Allah, Hz. İbrahim (a.s.)’ı örnek göstererek kullanılması gereken tebliğ yöntemini de kullarına bildirmiştir:

“Onlara İbrahim’in haberini de aktar-oku: Hani babasına ve kavmine: “Siz neye kulluk ediyorsunuz?” demişti. Demişlerdi ki: “Putlara tapıyoruz, bunun için sürekli onların önünde bel büküp eğiliyoruz.” Dedi ki: “Peki dua ettiğiniz zaman onlar sizi işitiyorlar mı? Ya da size bir yararları veya zararları dokunuyor mu?” “Hayır” dediler. “Biz atalarımızı böyle yaparlarken bulduk.” (İbrahim) Dedi ki: “Şimdi neye tapmakta olduğunuzu gördünüz mü? Hem siz hem de eski atalarınız?”” (Şuara Suresi, 69-76)

Darwinistlerin komünistlerin, Nazilerin veya sömürgecilerin yaptıkları katliamların, işledikleri cinayetlerin, insanlara kasıtlı olarak yaşattıkları ızdırapların, vahşetin ve zulmün temelindeki tek neden dinsizlik ve bu insanların Allah korkularının olmayışıdır. Allah’tan korkup sakınan ve ahiretin varlığına kesin olarak iman eden bir insan, zalimliklerin, haksızlıkların, adaletsizliklerin, cinayetlerin hiçbirini kesin olarak yapamaz. Üstelik Allah’a ve ahirete inanan bir insan, ne kadar yoğun telkin edilirse edilsin, böyle sapkın bir ideolojinin peşine takılıp sürüklenemez. Bu sapkın ideolojilerin insanlığa zarar getirmelerini engellemenin tek yolu ise, insanların Allah’a ve ahiret gününe iman ederek yaptıklarının tümünden hesap vereceğini unutmadan yaşamalarıdır. İnsanlara bu gerçeği hatırlatacak olan değerli zat ise Hz. Mehdi (a.s.) olacaktır.

Komünizme Karşı Fikri Mücadele Yürütecek ve Bu Düşünceyi Ortadan Kaldıracak Olan Değerli Zat Hz. Mehdi (a.s.)’dır

Bediüzzaman Hazretleri ahir zamanda Darwinizm ve materyalizmin güçleneceğini, deccaliyetin bu güçten destek alarak yayılacağını, ancak Hz. İsa (a.s.) ve Hz. Mehdi (a.s.)’ın fikri mücadeleleriyle bu fitnelerin son bulacağını belirtmiştir. Hz. Mehdi (a.s.)’ın birinci görevinin de, Darwinizm ve materyalizmi fikren ve bilimsel olarak etkisiz hale getirmek olduğunu söylemiştir. Bediüzzaman’ın da belirttiği gibi, Hz. Mehdi (a.s.), bu görevini tam olarak yerine getirecek, Darwinizm’i ve materyalizmi fikren ortadan kaldırarak, insanların imanlarının kurtulmasına vesile olacaktır:

Birincisi: Fen ve felsefenin tasallutiyle (etkisiyle) ve MADDİYUN VE TABİİYYUN TAUNU (Darwinizm ve materyalizm hastalığı), BEŞER İÇİNE İNTİŞAR ETMESİYLE (insanlar arasında yayılmasıyla), her şeyden evvel felsefeyi ve maddiyun fikrini (materyalizmi) TAM SUSTURACAK bir tarzda imanı kurtarmaktır. (Emirdağ Lahikası, s. 259)

Bediüzzaman Said Nursi Hazretleri’nden aktarıldığı gibi Hz. Mehdi (a.s.) Darwinizm ve materyalizme karşı çok büyük çaplı ilmi bir mücadele yürütecektir. Dolayısıyla bu ideolojileri tam anlamıyla susturacak ve insanların imanlarını kurtaracak çok etkili bir çalışma yürütecektir.

Sayın Adnan Oktar 1 Temmuz 2011 tarihli A9 TV ve Kaçkar TV röportajında Hz. Mehdi (a.s.)’ın Darwinizm ve komünizme karşı fikri mücadelesini şöyle açıklamıştır:

ADNAN OKTAR: “Üç vazifesi var. Eğer çabuk kıyamet kopmazsa ve beşer bütün bütün yoldan çıkmazsa, o vazifeleri onun cemiyeti ve seyyidler cemaati yapacağını Rahmet-i İlâhiye’den bekliyoruz. Ve onun (Hz. Mehdi (a.s.)’ın) üç büyük vazifesi olacak”. Ölüyken değil; diriyken. Bu çok önemli. Orada samimiyetsizlik yapmasınlar. Bak; “birincisi” diyor, komünizmin, komünist, Darwinist, materyalist düşüncenin, PKK’nın belini kıracak sistemi açıklıyor Bediüzzaman. “Fen ve felsefenin tasallutuyla”. Neymiş? Fen ve felsefeyle karşımıza çıkıyorlar. PKK neyle çıkıyor karşımıza? Fen ve felsefeyle çıkıyor. PKK bir ideolojidir, düşüncesi var adamların. Akşama kadar kitap okuyor bu herifler, komünistler. Darwinist eserleri, Darwin’in kitaplarını okuyorlar. Lenin’in, Marks’ın, Stalin’in; hepsinin kitaplarını okuyorlar. Akademi bilmem ne diye orada uydurma akademiler kurmuşlar, gece gündüz bu herifler okuya okuya hepsi gözlük olmuş zaten. Eğitim görüyor herifler. Bak; “fen ve felsefenin tasallutuyla”. “Tasallut da etmiştir” diyor, “fen ve felsefe.” Fen nedir? Biyoloji, fizik, astronomi ve arkeoloji, paleontoloji, mikro-biyoloji; hepsi. “Fen ve felsefenin”. Fenden kaynaklanan felsefe nedir? Biyoloji felsefesi; Darwinizm.

“Fen ve felsefenin tasallutuyla” yani Marksist, Darwinist, materyalist felsefenin “tasallutuyla ve maddiyun ve tabiiyyun tâunu” yani maddeci, Marksist, Leninist düşünce “ve tabiiyyun” yani Darwinizm “tâunu” bak veba diyor, “taun” yani veba. “Beşer içine intişar etmesiyle” İnsanlık içinde gelişmesiyle. Hangi beşer? Bak, Güneydoğu’da da gelişti, Kamboçya, Vietnam, Çin; her yerde olay gelişiyor. Suriye’de sel gibi kan akıtan kimler? Komünistler. O beyinleri patlamış kardeşlerimizi gösterdiler, şehid olmuş; gördün mü dün?

ALTUĞ BERKER: Evet.

ADNAN OKTAR: Kim yapıyor? Baas rejimi, komünistler. “Beşer içine intişar etmesiyle her şeyden evvel”. Hz. Mehdi (a.s.) ne yapıyormuş? Her şeyden evvel hayatın bütün sosyal yönlerinden çekiliyor. Bak; “her şeyden evvel, felsefeyi”. Hz. Mehdi (a.s.) neyle çıkıyor? Silahla mı çıkıyormuş? Felsefeyle, felsefeyle çıkıyor. “Ve maddiyun fikrini tam susturacak bir tarzda imanı kurtarmaktır.” Elinde ne kılıç var ne tabanca var ne tüfek var Hz. Mehdi (a.s.)’ın. Ne varmış? “Felsefeyi ve maddiyun fikrini” yani Darwinizm ve materyalizm fikrini “tam susturacak bir tarzda imanı kurtarmaktır.” Silahı bilimmiş ve felsefeymiş, bunu görüyoruz, Hz. Mehdi (a.s.)’ın silahı bu. “Kurtarmaktır. Ehl-i imanı dalaletten muhafaza etmek”. Yani Müslümanların da Darwinist materyalist olmasını engelliyor.

“Bu vazife hem dünya, hem her şeyi bırakmakla”. Bak, Hz. Mehdi (a.s.) ne yapıyormuş? Dünya’yı bırakmış, dünya ile işi yok. Evlenmiyor, onun için evlenmiyor. Evlenmemesinin nedeni budur. Malının olmamasının nedeni de budur. Bak; “bu vazife hem dünya, hem her şeyi bırakmakla”. Her şeyi bıraktığında ne oluyor? Hayatın bütün sosyal yönlerinden çekilmiş oluyor. “Her şeyi bırakmakla çok zaman”. Çok zaman ne demek? Gün yirmi dört saatse; yirmi saati, on sekiz saati. “Çok zaman tetkikat ve meşkuliyeti iktiza ettiğinden” sürekli araştırma ve inceleme gerektirdiğinden “Hz. Mehdi (a.s.)’ın o vazifesini” yani Darwinizm’i ve materyalizmi yıkma vazifesini “bizzat kendisi görmeye vakit ve hal müsaade edemez.” Bak; “ne vakti, ne de hali müsaade edemez” diyor. “Çünkü hilafet-i Muhammediye (s.a.v.) cihedindeki saltanatı onunla iştigale vakit bırakmıyor” diyor. Yani; “Mehdilik halleri, Mehdilik cezbesi, Mehdiyet faaliyetleri onunla ilgili faaliyete vakit bırakmıyor” diyor, yani “o vakti dar” diyor. “Herhalde” diyor, büyük söylememek için ama bak. Gördüğünü anlatıyor. “Herhalde” diyorsa gördüğünü anlatıyor demektir.

“O vazifeyi” yani Darwinizm ve materyalizmi çökertme vazifesini, “ondan evvel bir taife bir cihette görecek”. “Taife”, Müslümanlara taife demez Bediüzzaman. Gayrimüslimlerin çalışmasını söylüyor. Yani; “Avrupa’da bir kısım bilim adamları Darwinizm-materyalizm aleyhinde çalışmalar yapacaklar” diyor, “bilimsel deliller oluşturacaklar.” “O zat” Hz. Muhammed Mehdi (a.s.), “o taifenin” yani Avrupalıların, gayrimüslimlerin yaptığı Darwinizm ve materyalizm aleyhinde yaptığı faaliyetlerin, anti-Marksist faaliyetlerin bilimsel sonuçlarını “uzun tedkikatıyla yazdıkları eserleri”. Bak, “uzun tedkikat (araştırma)”. Çünkü laboratuvara giriyor adam, taşları kayaları eşiyorlar, değil mi? Paleontologlar gece gündüz Avrupa’da çalışıyorlar, dünyanın her yerinde. Hz. Mehdi (a.s.) bunu yapamaz.

“Onlardan hazır gelen bilgiyi” bak, “uzun tedkiklerle yazdıkları eserleri kendine hazır bir program yapacak.” Yani hep hazır eserlerden istifade edecek; Risale-i Nur’dan, bu bilim adamlarının eserlerinden. Onu ayrı belirtiyor yalnız. Bu felsefeyle ilgili kısım, o ayrı. “Onun ile o birinci vazifeyi tam yapmış olacak.” Şimdi, “Hz. Mehdi (a.s.)’ın birinci vazifesi Marksist, Leninist, Darwinist, materyalist sistemi yıkmaktır” diyor. “Bu vazifenin istinat ettiği kuvvet ve manevi ordusu yalnız ihlas” samimiyet, “sadakat” delicesine sadık “ve tesanüt” tam böyle birbirlerine bağlı “sıfatlarına tam sahip olan” yarım değil bak “tam sahip olan bir kısım şakirtlerdir.” Hepsi değil şakirtlerin, Hz. Mehdi (a.s.)’ın talebelerinin tamamı bu işle ilgilenmiyor. Mesela belki yirmi kişi veyahut otuz kişi bu konuyla ilgileniyor. “Bir kısım şakirtlerdir.” “Darwinizmin materyalizmin yıkılmasında faaliyet yapan, Hz. Mehdi (a.s.)’a yardımcı olan, kitapların hazırlanmasında bir ekibi var” diyor Bediüzzaman. “Ne kadar da az da olsalar, manen bir ordu kadar kıymetli ve kuvvetli sayılırlar.” “Kahredici bir güce sahip olacaklar” diyor, “dünya çapında.” İkinci, üçüncü vazifelerini de anlatıyor Bediüzzaman.”

Sayın Adnan Oktar 1 Temmuz 2011 tarihli A9 TV ve Kaçkar TV röportajında Türkiye’deki Komünist Terör Örgütünün Hala Faaliyette Olmasının Nedenini Mehdiyetin Elinin Henüz O Bölgelere Yetişmemiş Olması ile Açıklamıştır:

ADNAN OKTAR: Onun için, yani şu anda hükümetin güçlü olmasının nedeni de Mehdiyet’in kahredici gücüyle komünist düşünceyi, Marksist, Darwinist düşünceyi yerle bir etmesidir. Hükümetin eli güçlendi şu an. Yüzde ellinin kökeninde de o var, son derece rahat. İddia edilen Ergenekon terör örgütünün de bu kadar süklüm püklüm ve perişan olmasının nedeni yine fikren yenilmeleridir. PKK’nın kudurmasının nedeni de, o hanzolara Mehdiyet’in elinin yetişememesidir. Çünkü dağlık bölge, Ye’cüc Me’cüc zuhuru var orada. Dağlık bölge olduğu için oraya Mehdiyet yetişemiyor; konu bu. Yoksa orada da yerle bir ederdi Hz. Mehdi (a.s.). Radyo yok, televizyon yok, kitap yok; adamlar hayvan gibi yaşıyorlar orada, dağın tepesinde. Tek yanlı komünist düşünce alıyorlar, Marksist, Darwinist. Ama en vahimi ne biliyor musun? Adamlar mesela ilkokul mezunu, cahil adamlar; “hoş geldin” diyor, devletin bastırttığı biyoloji kitabını açıyor, ortaokul ve lise. “Siz” diyor, “yeni başladığınız için, kolaylık olsun size” diyor. “Bak, insan nasıl yaratılmış size anlatalım” diyor. Devletin kitabından Darwinist, materyalist düşünceyi onlara anlatıyor, diyalektik felsefeyi anlatıyor. Devletin bütün kitaplarında Darwinist, materyalist düşünce anlatılıyor. “Allah yarattı” denmiyor. Öyle olunca adamların eli kuvvetleniyor işte. Ve adamlara biz de Hz. Mehdi (a.s.)’ın öncüsü olarak şu an bir şey yapamıyoruz. Ben şimdi Mardin’e gidip tebliğ mi yapayım dağların tepesinde adamlara, yani elimizde kitapla? Herifler silahla karşımıza çıkıyor, kitap ile çıkmıyor ki karşımıza. Devletin televizyonu var işte. Onun için diyoruz, mesela onu verebilirler, yarım saat bir saat bir imkanımız olsa. Devletin profesörleri var. Biz anlatalım, gitsin devletin profesörü anlatsın. “İlla biz çıkalım” demiyoruz. Ama onlar beceremiyorsa biz çıkalım.