Böcekler, sinekler, yengeçler ve kertenkeleler… Bu canlılar da yeryüzündeki canlıların tümü gibi, Rabbimiz’in yarattığı birer mucizedir. Araştırılıp incelendikçe insanı hayrete düşüren eşsiz yaratılış harikalarıdır. Her biri Yüce Allah’ın üstün yaratma sanatının eseri olan bu canlılar, daha kolay kullanımlı, daha pratik robotlar yapılabilmesi için günümüzde mühendisler tarafından detaylı olarak incelenmektedirler. Fakat mühendislerin yaptıkları her araştırma bu canlıların çok mükemmel sistemlere sahip olduğunu ortaya koymakta ve taklit edilemez özellikleri nedeniyle canlıların bu özelliklerinden yararlanamadıkları için, bilim adamlarını hayal kırıklığına uğratmaktadır.

Bilim Adamlarının İçine Düştükleri Yanılgı

Her adımında gıcırdayan altı ayaklı Tarry II ismindeki Alman robotunu tasarlayan bilim adamları bu robota sinekler gibi manevra yapabilen, aynı zamanda bir böcek gibi düşünebilen özellikler kazandırmaya çalışmışlardır. Ancak bilim adamlarının bazı insanların çoğu kez gördüklerinde değer vermedikleri veya üzerine basıp öldürdükleri böceklerin sistemli ve amaca yönelik hareket kabiliyetine sahip bir robot programlamaları bugünkü teknoloji ile hemen hemen imkansızdır.

Ayakları inşa etmenin böceklerin sahip olduğu çok yönlü hareket kabiliyetine göre bir derece daha kolay olduğunu düşünen Tarry II’nin tasarımcıları, robotun ayakları için sineği seçmişler, ancak çok kısa bir süre sonra sineğin taklit edilemez özellikleri karşısında düştükleri hatayı anlamışlardır. Sinek hareketlerinin hızlı, dolambaçlı ve çevik olması bilim adamlarını bu canlıdan ilham alarak robot yapmaya iten en önemli neden olmuştur. Fakat sinek Yüce Allah’ın yaratış sanatının bir eseridir ve ancak çok büyük uğraşılar sonucunda kötü taklitleri yapılabilecek derecede kusursuz bir canlıdır. Nitekim Yüce Allah bir ayette sineğin bu mükemmel özelliklerini şöyle haber vermiştir:

“Ey insanlar, (size) bir örnek verildi; şimdi onu dinleyin. Sizin, Allah’ın dışında tapmakta olduklarınız -hepsi bunun için bir araya gelseler dahi- gerçekten bir sinek bile yaratamazlar. Eğer sinek onlardan bir şey kapacak olsa, bunu da ondan geri alamazlar. İsteyen de güçsüz, istenen de.” (Hac Suresi, 73)

Sineğin Robota Uygulanamayan Üstün Özellikleri

Sinekler, Yüce Allah’ın bahşettiği bir özellik olarak çevreden gelen uyarıcılara ait bilgilerin çoğunu beyinlerinin dışında yorumlayabilirler. Bu canlının sinir sistemi bazı hareketleri kontrol edebilecek şekilde yaratılmıştır. Yani sineğin başı gövdesinden ayrılsa bile sinir sistemine bir uyarıcı gönderildiğinde sinek hala gözleri ile etrafını algılayabilir.

Sineklerin sinir sisteminde bulunan özellikler, robot tasarımcılarının dikkatinden kaçmamış ve robotlara transfer edilmiştir. Bu şekilde beyni olmayan Tarry II adlı robot, etrafındaki uyarıcıları elektrik sinyalleri şeklinde algılayarak, sineğin eşsiz sisteminin taklit edilmesi sayesinde on yıldan daha uzun bir süredir yürüyebilmektedir.

Sinir sistemi her ne kadar birçok işlevi yerine getirse de karar vermek ve daha kompleks koordineli hareketler için elbette bir beyne ihtiyaç vardır. Nitekim bir sinek, anteni ve gözleri ile çevresini tarar, bu bilginin beyindeki işleminden sonra bir karar verir, belki olası bir tehlikeden geri dönmek veya yiyeceğe doğru acele etmek için çevik hareketler yapar. İşte robot tasarımcılarının taklit edemedikleri özellikler de bu noktada başlamaktadır.

Tasarımcılar sineklerin üç boyutlu görüntü elde edebilen ve hedeflerini görmek için yerini değiştirdikçe cismin görünüşünde meydana gelen değişiklikleri saptayabilen bir robot yapamadıkları gibi, bu canlının enerji verim hesabı yaparak, enerjiye ihtiyaç duyduğu zamanlarda önlem alabilen, buna göre adım boyutlarını ve yürüme hızını belirleyen üstün özelliklerini de asla taklit edememişlerdir.

Engelleri Aşan Böcekler

Hamamböceklerinin bir sineğinkinden 50 kat daha büyük olan beyinleri, robot tasarımcılarının en çok inceledikleri organlardan biridir. Çünkü tasarımcılar bu çalışmalar ve deneylerle hamamböceğinin bir engeli fark etmek, sakınılması gereken bir engel olup olmadığına veya ne tarafa dönüleceğine karar vermek gibi davranışları nasıl koordine ettiğini öğrenmeye çalışmaktadırlar. Yokuş yukarı yürümek ve tırmanmak gibi daha karmaşık böcek davranışlarının modelini yapma konusunda ise tamamen yetersizdirler. Çünkü böceklerin kompleks işlemler sonucu elde ettikleri yürüme özellikleri, Yüce Allah’ın ilhamı ile gerçekleşir.

Kumda Kolayca Hareket Edebilen Yengeç Ayakları

Robotlar böceklerin yürüme yeteneklerine sahip olduklarında oldukça uzmanlaşmış bir hale geleceklerdir. Ancak böcek ayakları kadar mükemmel özelliklere sahip başka canlılar da vardır. Ocypode quadrata isimli hayalet yengeç de tam bir kumda yürüme uzmanıdır. Sert bir zeminde yürümek zordur, ancak her adım atıldığında kayan kumda yürümek çok daha zordur. Fakat hayalet yengeç, kum tepelerini kolaylıkla aşmasını sağlayan bir yürüme yeteneğine sahiptir. Çünkü çıplak gözle çok zor seçilen ayakları ile Ocypode quadrata saniyeler içinde 2 metreye yakın yükseklikteki bir kum yığınının tepesine sıçrayabilir. Bu bir insanın bir anda metrelerce yükseklikte bir tepeye sıçramasına eşdeğerdir ki elbette bu imkansızdır. İnsandan kat kat küçük olan bir yengecin böylesi mükemmel bir atlayışı gerçekleştirmesi kuşkusuz Yüce Allah’ın bu canlıya bahşettiği üstün bir özelliktir. Robot tasarımcıları bu üstün özelliği günümüz teknolojisi ile taklit bile edememektedirler.

www.yeryuzundegezipdolasin.com

Sıçrayan Kertenkeleler

Kumlu zemin normalden biraz daha yumuşak olduğunda ve dolayısıyla da yürümek çok daha zorlaştığında zebra kuyruklu kertenkeleler, hayalet yengecini dahi geride bırakacak bir hızla hareket edebilirler. Çünkü bu canlı, bir saniyede 1,5 metre gidebilecek bir hareket kabiliyetine sahiptir.

Ayrıca kumda yürüyebildiği gibi çamur, çakıl taşı gibi çok çeşitli yüzeylerde de yürümeyi başarabilir. Peki, bu küçük canlı, her zeminde nasıl yürüyebilmektedir? Bunun sırrı Yüce Allah’ın üstün yaratış örneği olan, kertenkelenin ayak parmaklarında gizlidir. Çünkü zebra kuyruklu kertenkele kumda yürürken yayılan, ayağını kaldırdığında kıvrılıp toplanan uzun ayak parmaklarına sahiptir. Bu ayak parmakları kertenkeleye her zeminde yürüyebilme özelliği verir.

İlmin Yegane Sahibi Yüce Allah’tır

Robot tasarımcıları her yüzeyde yol alabilen, hızlı hareket edebilen, çevik manevralar yapabilen, sıçrayan robotlar yapmak için çalışmaktadırlar. Çünkü bu tür robotların yapılması uzay araştırmalarında, askeri amaçlı çalışmalarda ve daha pek çok bilimsel ve teknik amaçlı kullanımlarda büyük destek sağlayacaktır. Ancak tasarımcılar bu robotları yapabilmek için doğada canlıları izlemekte, zoologlardan bu hayvanların üstün özellikleri ile ilgili ipuçları almaya çalışmaktadırlar. Küçücük böceklerin, yengeçlerin, kertenkelelerin üstün yaratılış örneği oluşturan ayaklarını hayranlıkla incelerken bu ayakların bir benzerini robotlara uygulayabilmek için çok karmaşık mühendislik hesapları ve tasarımları yapmaktadırlar. Ancak şimdiye kadar bu canlıların sahip oldukları özelliklere benzer bir robot yapmayı başaramamışlardır. Çünkü bu canlıların ayak uzunlukları, vücut ağırlıkları ve diğer fiziksel özellikleri, yürümeleri ve koşmaları sırasında en yüksek verimliliği sağlayacak şekilde, Yüce Allah’ın üstün aklının ürünü olan matematiksel modeller içermektedir. Rabbimiz’in yarattığı canlılar üzerinde tecelli eden bu yaratma ilmi bir ayette şöyle bildirilmiştir:

“Allah, her canlıyı sudan yarattı. İşte bunlardan kimi karnı üzerinde yürümekte, kimi iki ayağı üzerinde yürümekte, kimi de dört (ayağı) üzerinde yürümektedir. Allah, dilediğini yaratır. Hiç şüphesiz Allah, herşeye güç yetirendir.” (Nur Suresi, 45)

Yeryüzündeki canlıların tümü Rabbimiz’in yarattığı birer mucizedir. Araştırılıp incelendikçe insanı hayrete düşüren eşsiz yaratılış harikalarıdır. Yüce Allah, herşeyi yoktan var etmiş, kusursuz ilmiyle bir düzen kurmuştur ve her an bu düzeni korumaktadır.

Canlıların Ayaklarındaki Sırlar Araştırılmaya Devam Ediliyor

Böceklerin, Yüce Allah tarafından kusursuz olarak yaratılmış ayakları eğer robotlara uygulanabilirse bilimsel çalışmalarda çok önemli gelişmeler sağlanacaktır. Nitekim otonom kontrol (kendi kendini idare edebilme), NASA ve diğer robot bilimi grupları tarafından izlenen ve çok aranan bir yöntemdir. Bir böceğin kolay yön bulma becerilerinin sadece birkaçı robotlara uygulanabilse insanların müdahalesi ve uzaktan kontrolü ile engellerden rahatça geçebilen birçok robotun yapımı mümkün olacaktır. Nitekim böcek şeklindeki robotların bir süre sonra Ay’da yolculuk yapabileceği ve Mars’ın kanyonlarında güvenle yürüyebileceği düşünülmektedir. Ayrıca gelişmeler öngörüldüğü gibi devam ettiği takdirde bu robotlar ordu için daha güvenli gözetleme gerçekleştirebilecek ve yaşanan doğa felaketlerinde belki de bir gün örümcek ya da hamam böceği şeklindeki arama kurtarma robotları kullanılabilecektir.