Evrimcilerin İnsanın Atası İle İlgili İtirafları

  • Evrimcilerin Lucy hakkındaki itirafları nedir?
  • Cro-Magnon ve Neandertallerin nesli tükenmiş insan ırkları olduğunu nasıl açıklamışlardır?
  • 800 bin yıllık insan fosili ve 3.6 milyon yaşındaki insan ayak izleri hakkındaki gerçekleri nasıl itiraf etmişlerdir?
Evrim teorisinin iddiasına göre insanlar ve günümüz maymunları ortak atalara sahiptirler. “İlkel” olduğunu iddia ettikleri bu ortak atalar sözde zamanla evrimleşerek bir kısmı günümüz maymunlarını, evrimin diğer bir kolunu izleyen bir başka grup da günümüz insanlarını oluşturmuştur.
Maymunlarla insanların sözde ilk ortak atalarına evrimciler, “Güney Afrika Maymunu” anlamına gelen Australopithecus ismini verirler. Gerçekte soyu tükenmiş eski bir maymun türünden başka birşey olmayan Australopithecuslar’ın çeşitli türleri bulunur. Bunların bazıları iri yapılı, bazıları daha küçük, daha narin yapılı canlılardır.
İnsanın sözde evriminin bir sonraki safhasını da evrimciler, “homo” yani insan olarak sınıflandırırlar. İddiaya göre homo serisindeki canlılar, Australopithecuslar’dan daha gelişmiş, günümüz insanından çok fazla farkı olmayan canlılardır. Bu türün evriminin en son aşamasında ise, homo sapiens sapiens, yani günümüz insanının oluştuğu öne sürülür.
İşin aslı ise şöyledir: Evrimcilerin ortaya attıkları bu hayali senaryoda Australopithecus ismini verdikleri canlılar soyları tükenmiş gerçek maymunlar, homo serisindeki canlılar ise eski tarihlerde yaşamış bugün ise nesli tükenmiş ırklara mensup insanlardır. Evrimciler bir “insan evrimi” şeması oluşturabilmek için çeşitli maymun ve insan fosillerini büyüklüklerine göre art arda dizmişlerdir. Oysa bilimsel gerçekler, bu fosillerin kesinlikle bir evrim sürecini ispatlamadığını ve insanın ataları olarak gösterilen bu canlıların bir kısmının gerçek maymun, bir kısmının da gerçek insan olduklarını göstermiştir.
Ancak evrimciler iddialarında ısrarcıdırlar çünkü bir kez ortaya böyle büyük bir iddia atmışlardır ve kendilerince bunu ispatlamak zorundadırlar. Bu yüzden de çeşitli sahtekarlıklara başvurarak kendilerine sözde deliller oluşturmaya çalışırlar.

Fosil Kayıtları Evrimi Desteklemez Çürütür

Evrim teorisine delil arayanların en çok başvurdukları kaynak fosil kayıtlarıdır. Dikkatli ve tarafsız olarak incelendiğinde bu fosil kayıtlarının, evrimcilerin iddialarının aksine evrim teorisini destekledikleri değil, çürüttükleri görülür. Ancak fosillerin genel olarak evrimciler tarafından çarpıtılarak yorumlanmaları ve kamuoyuna da taraflı bir şekilde yansıtılmaları sebebiyle birçok kişi fosil kayıtlarının gerçekte evrim teorisini desteklediğini düşünmektedir.
Fosil kayıtlarındaki bazı bulguların her türlü yoruma açık olması evrimcilerin en çok işlerine gelen noktadır. Bulunan fosiller çoğu zaman sağlıklı bir teşhiste bulunabilmek için yetersizdir. Bunlar eksik ve dağılmış kemik parçalarından oluşur. Bu sebeple, eldeki verileri çarpıtmak ve bunları istenilen doğrultuda malzeme yapmak çok kolaydır. Nitekim evrimciler tarafından fosil kalıntılarına dayanılarak yapılan rekonstrüksiyonlar (çizim ya da maketler) tamamen hayale dayalı olarak evrim iddialarını doğrulayacak biçimde yapılır. İnsanlar görsel yoldan daha kolay etkilendikleri için amaç onları, hayal gücüyle rekonstrüksiyonu yapılmış canlıların geçmişte gerçekten yaşadığına inandırabilmektir.
Evrimci araştırmacılar, çoğu kez yalnızca bir diş veya bir çene kemiği parçası ya da ufak bir kol kemiğinden yola çıkarak insan benzeri hayali yaratıklar çizer ve bunu sansasyonel bir biçimde insan evriminin bir halkası olarak kamuoyuna sunarlar. Bu çizimler çoğu insanın zihninde var olan “ilkel insan” imajının oluşmasında büyük rol oynamıştır. Ancak tüm bu uğraşılara rağmen evrimciler bizzat kendi anlatımlarıyla insanın evrimi ile ilgili anlatılanların bir aldatmacadan ibaret olduğunu itiraf etmişlerdir.

“Lucy” Hakkındaki Evrimci İtiraflar

1974 yılında, Etiyopya’nın Hadar Çölü’nde yapılan araştırmalarda, 3 milyon yaşında olduğu tahmin edilen ve %25’inin sağlam olduğu belirtilen bir iskelet bulundu. Ve bu iskelete “Lucy” ismi verildi. Evrimcilerin insanın atası olduğunu iddia ettikleri bu iskelet, 1.20 metre uzunluğundaydı ve 410 cc.’lik bir kafatası hacmiyle günümüz maymunlarının standartlarına göre bile oldukça küçük bir beyne sahipti.
Evrimciler Lucy’nin soyu tükenmiş bir maymundan başka birşey olmadığını bilmelerine rağmen, ona atfettikleri insanın atası konumunu korumak için, hayvandaki maymunsu özelliklerin tamamını göz ardı ettiler. Ancak durum o kadar açıktı ki birçok evrimci bu gerçeği itiraf etmek durumunda kaldı:
Richard Leakey’nin itirafı
(Louis Leakey) Lucy’nin kafatasının büyük bir bölümünün hayal gücüyle tamamlandığını ekledi, bu sebeple onun hangi türe ait olduğu hakkında kesin bir sonuç çizmek imkansızlaşıyor. (Richard Leakey The Weekend Australian, May 7-8, 1983, s. 3 )
Albert W. Mehlert’in itirafı (Evrimci ve paleoantropoloji araştırmacısı)
… Yukarıda verilen kanıt, Lucy’nin pigme bir şempanzeden başka bir şey olmadığını ve aynı şekilde yürüdüğünü (bazı durumlarda beceriksizce dik duruyor, ama çoğunlukla dört ayak üstünde duruyor) gösteriyor. Maymundan insana olduğu iddia edilen dönüşüm için kanıtlar kesinlikle inandırıcı değil. (Lucy-Evrimcilerin İnsan Maymun Arası Tek İddiaları”, Creation Research Society Quarterly, Vol22, No3, (Aralık 1985), s.145)

Neandertaller Hakkındaki Evrimci İtiraflar

Neandertaller bundan 100 bin yıl önce Avrupa’da aniden ortaya çıkmış ve yaklaşık 35 bin yıl önce de yine hızlı ve sessiz bir biçimde yok olmuş -ya da diğer ırklarla karışarak asimile olmuş- bir insan ırkıdır. Bu insanların, günümüz insanından tek farkları, iskeletlerinin biraz daha güçlü ve kafatası ortalamalarının biraz daha yüksek olmasıdır.
Neandertaller bir insan ırkıdır ve bugün artık bu gerçek hemen herkes tarafından kabul edilmektedir. Evrimciler bu insanları “ilkel bir tür” olarak göstermek için çok çabalamışlar, ama bütün bulgular Neandertal insanının bugün sokakta yürüyen herhangi bir “iri yapılı” insandan daha farklı olmadığını göstermiştir.
Bu nedenle günümüzde birçok araştırmacı, Neandertal insanını günümüz insanının bir alt türü olarak tanımlayarak Homo sapiens neandertalensis demektedir.
Bulgular, Neandertallerin ölülerini gömdüklerini, çeşitli müzik aletleri yaptıklarını ve aynı dönemde yaşamış Homo sapiens sapienslerle (insan) beraber, gelişmiş bir kültürü paylaştıklarını açıkça göstermektedir. Kısacası Neandertaller, sadece zamanla ortadan kaybolmuş “iri cüsseli” bir insan ırkıdır.
C. Loring Brace’in itirafı (Evrimci antropolog)
Neandertallerin kısa ve dar kafatasları, büyük çene kemikleri ve burunları, en belirleyici olarak da başlarının arkasında topuz şeklinde çıkıntıları vardı. Brace’in Phoenix’te gerçekleştirilen Amerikan Antropoloji Derneği’nin yıllık toplantısında yaptığı açıklamada birçok modern Danimarkalı ve Norveçli’nin benzer özellikleri olduğunu ifade etti: “Kesinlikle, günümüzün Avrupalı kafatasları, Amerikalı Kızılderili ya da Avustralyalı Aborijinlerden daha çok Neandertal kafataslarına benziyorlar” dedi. (The Arizona Republic (Phoenix), 20 Kasım 1988, s.B-5 )
Erik Trinkaus’un itirafı (Paleoantropolog, New Mexico Üniversitesi)
Neandertal kalıntıları ve modern insan kemikleri arasında yapılan ayrıntılı karşılaştırmalar göstermektedir ki, Neandertallerin anatomisinde,ya da hareket, alet kullanımı, zeka seviyesi veya konuşma kabiliyeti gibi özelliklerinde modern insanlardan aşağı sayılabilecek hiçbir şey yoktur. “(Hard Times Among the Neanderthals”, Natural History, cilt 87, Aralık 1978, s. 10; R.L. Holloway, “The Neanderthal Brain: What Was Primitive”, American Journal of Physical Anthropology Supplement, cilt 12, 1991, s. 94)
Bonnie Blackwell’in itirafı (Evrimci jeolog, City University of New York’s Queens College)
Neandertaller hem davranışsal hem de zihinsel kapasite açısından homo sapienslere (insanlara) çok benzemektedirler. Her iki grubun da müzik gelenekleri tarih öncesi dönemin çok gerilerine dayanmaktadır. New York Üniversitesi arkeologlarından Randall K. White Neandertallere ait bir kemik için şöyle demektedir: “Slovenya’da bulunan ve müzik enstrümanı olarak kullanılan bu kemik Avrupa’da sonraki dönemlerde kullanılan kemik enstrümanlara son derece benzemektedir.”  (Bonnie Blackwell, “Neandertal Noisemaker”, Science News, vol. 15, (23 Kasım 1996), s. 328)

Cro-Magnon Fosilleri Hakkındaki Evrimci İtiraflar

Cro-magnon adamı fosilleri 1868 Martı’nda Fransa’da Les Eyzies’teki taş bir sığınakta bulunmuştur. Bu bireylerin anatomik olarak günümüz insanından hiçbir önemli farkı yoktur. Ancak evrimciler bazı taraflı yorumlarla Cro-magnon adamını günümüz insanından farklı göstermeye çalışmaktadırlar. Oysa Cro-magnon adamı, 30.000 yıl önce yaşadığı tahmin edilen bir insan ırkıdır.
Avrupalı bir ırk olarak kabul edilmesine rağmen günümüzde Avrupa’da yaşayan insanların kafataslarının yapısı Cro-magnon adamınınkine benzemez. Ancak bu kafatasının yapısı ve hacmi, günümüzde Afrika ve tropik iklimlerde yaşayan bazı ırklara fazlasıyla benzemektedir. Bu benzerliğe dayanarak Cro-magnon adamının Afrika kökenli eski bir ırk olduğunu söylemek mümkündür. Cro-magnon adamı oldukça hızlı bir biçimde ortadan kaybolmuştur. Bunun da tek bir nedeni vardır: Paleoantropolojik bulgular, Cro-magnon ve Neandertal ırklarının birbirleri ile kaynaşarak, günümüzdeki ırklara temel oluşturduklarını göstermiştir.
Randall White’ın itirafı
Cro-magnonların yaptıkları eserler bütün insanlık tarihindeki eserlerle yanyana bulunma hakkına sahiptir. 20. yüzyıl bakış açısıyla, Cro-magnonların var oluşlarında olağanüstü olan şey, hamlıktan ve kabalıktan seçkinliğe ve bir tür mükemmelliğe doğru aşamalı bir evrimin aslında gerçekleşmemiş olduğudur. Sanat tarihi 35.000 yıl önce başlamaktadır. (25 Temmuz 98 Tarihinde Discovery Channel’da yayınlanan Neandertaller konulu yayından)
James Shreeve’in itirafı (Bilim Yazarı)

Yeni tarih saptama yöntemleri 40.000 yaşında oldukları zannedilen fosillerin aslında 100.000 yaşında olduklarını ortaya çıkarmıştır. Şimdi eğer Cro-
magnonlar 60.000 yaşındaki Neandertallerden daha eskilerse, nasıl olur da onlardan türemiş olabilirler?

800 Bin Yıllık İnsan Fosili Hakkındaki İtirafları

Evrimcilerin en popüler dergilerinden biri olan Discover, Aralık 97 sayısında 800 bin yıllık insan yüzünü kapak yaparak, evrimcilerin, “bizim geçmişimize ait yüz bu mu?” şeklindeki hayret ifadesini başlık olarak kullandı.
1995 yılında İspanya’da bulunan bir fosil, homo sapiens’in tarihinin sanıldığından çok daha eski olduğunu çok çarpıcı bir biçimde ortaya çıkardı. Söz konusu fosil, Madrid Üniversitesi’nden üç İspanyol paleoantropolog tarafından İspanya’daki Atapuerca adı verilen bölgedeki Gran Dolina mağarasında bulundu. Fosil, günümüz insanıyla tamamen aynı görünüme sahip 11 yaşındaki bir çocuğa ait bir insan yüzüydü. Ancak çocuk öleli tam 800 bin yıl olmuştu. Gran Dolina araştırma ekibinin başı Arsuaga Ferreras şöyle diyordu:
Arsuaga Ferreras’ın itirafı
Büyük, geniş, şişkin, yani anlayacağınız ilkel bir şeyle karşılaşmayı umuyorduk. 800.000 yıl yaşındaki bir çocuktan beklentimiz, Turkana Çocuğu gibi bir şey olmasıydı. Ama bizim bulduğumuz bütünüyle modern bir yüzdü… Bunlar sizi sarsan türden şeyler: Fosil bulmak değil, tamam fosil bulmak da beklenmedik ve güzel bir olay. Fakat, en etkileyici olanı bugüne ait olduğunu düşündüğünüz birşeyi geçmişte bulmanız. Bu bir anlamda, Gran Dolina’da kasetçalar bulmak gibi birşey. Böyle birşey çok şaşırtıcı olurdu elbette. Alt Pleistosen tabakalarında teypler, kasetler bulmayı beklemiyoruz, ancak 800 bin yıllık “modern” bir yüz bulmak da bunun gibi bir şey. Onu gördüğümüzde çok şaşırmıştık. (“Is This The Face of Our Past”, Discover, Aralık 1997, s. 97-100)

3.6 Milyon Yaşındaki İnsan Ayak İzleri Hakkındaki Evrimci İtiraflar

Mary Leakey tarafından 1977 yılında Tanzanya’nın Laetoli bölgesinde ayak izleri bulundu. Bu izler 3.6 milyon yıl yaşında olduğu hesaplanan bir tabakanın üzerindeydi ve en önemlisi, günümüz insanının bırakacağı ayak izlerinden tamamen farksızdı. Bu ayak izleri daha sonra ünlü paleoantropologlar tarafından incelendi. Bu bilim adamlarından biri Tim White idi.
Tim White’ın itirafı
Hiç kuşkunuz olmasın… Bunlar modern insanın ayak izlerinden tamamen farksız. Eğer bu izler bugün bir Kaliforniya plajında olsalardı ve bir çocuğa bunların ne olduğu sorulsaydı, hiç tereddüt etmeden burada bir insanın yürüdüğünü söylerdi. Bunları, kumsalda yer alan diğer yüzlerce insan ayak izinden ayırt edemezdi. Dahası, siz de ayırt edemezdiniz. (D.C. Johanson & M. A. Edey, Lucy: The Beginnings of Humankind, New York, Simon & Schuster, 1981, s. 250)
Louis Robins’in itirafı (Kuzey Kaliforniya Üniversitesi)
Ayağın kemeri yüksektir, ufak olan kişinin ayak kemeri benimkinden bile daha yüksektir, yani parmaklar insan parmaklarıyla aynı şekilde yeri kavramaktadırlar. Bunu başka hayvan formlarında göremezsiniz. (Science News, cilt 115, 1979, s. 196-197)
Russell Tuttle’ın itirafı
Bu izler, çıplak ayaklı bir Homo sapiens tarafından bırakılmış olmalıdır… Yapılan tüm morfolojik incelemeler, bu izleri bırakan canlının ayağının, modern insanlarınkilerden farklı olmadığını göstermektedir. (I. Anderson, New Scientist, cilt 98, 1983, s. 373)