Kemik Hücrelerinin Koordine Çalışmaları

Mükemmel bir işleve sahip olan iskeleti oluşturan kemikler, kusursuz bir iç yapıya sahiptir. Vücudun taşınması ve korunması gibi önemli bir görevi üstlenen kemiklerimiz, bu görevi rahatlıkla yerine getirebilecek kapasite ve sağlamlıkta yaratılmışlardır. Çoğu insan kemiklerin cansız maddeler olduğunu zanneder, ancak kemikler dış tabakaları hariç canlı dokulardır. Bu dokuların içinde mikroskobik damarlar, sinir ağları ve kemik iliği bulunur.

Vücutta birkaç çeşit kemik hücresi vardır ve bunların hepsinin kemik içindeki görevleri birbirinden farklıdır. Kemik yapımı ve yıkımı temel olarak iki tip kemik hücresi ile ilişkilidir, ancak kemik dokusunda yer alan hücreler dört farklı grupta değerlendirilebilir. Kemik dokusunda yer alan bu hücreler osteoblastlar, osteositler, yüzey (lining) hücreleri ve osteoklastlardır. Ama sonuca bakıldığında hepsinin ortak bir çalışma içerisinde oldukları görülür.

Osteoklastların ortalama yaşam süresi yaklaşık 2 hafta ve osteoblastların yaşam süresi yaklaşık 3 aydır.

Osteoklastlar

Osteoklast adı verilen kemik hücresi kan ve kemik dokuları arasında besin alışverişi sağlayıp, kemik içindeki atıkların dışarıya çıkarılmasında rol alır.

Osteoklastların bir diğer görevi de kemiğin iç yüzeyinde, kemik iliği boşluğunda ve gözenekli kemik dokusundaki boşluklarda yıkıma yol açarak, kemiğin biçiminin ve boyunun değişmesini ve giderek erişkin boyutlara varmasını sağlamaktır. Bir yandan da dış yüzeylerde etkinlik göstererek kemik yüzeyindeki çıkıntıların küçülmesini sağlar. Böylece gövdenin kalınlığının her bölgede aynı kalması sağlanır.

Osteoklastların kemikte yaptığı yıkım sırasında osteoblast hücreleri de boş durmaz ve iskeleti oluşturmak üzere yeni kemik yapmaya başlar.

www.yaratilis.com

Osteoblastlar

Kemiklerin yenilenmesini sağlayan kemik yapıcı hücreler, osteoblast hücreleridir. Osteoblast hücreleri proteini mineralle sertleştirerek sürekli olarak kemiklerin yenilenmesini sağlar. Çocukluk döneminde osteoblastların işi daha ağırdır. Çünkü büyüme oldukça hızlı olduğundan kemik yapımı yıkımdan daha fazla olmalıdır. Ancak iskelet belli bir olgunluk düzeyine eriştikten sonra yapım ve yıkım süreçleri birbirlerini dengelemeye başlar. Bu dengeyle yalnızca kemiğin biçimi ve boyutları değişmez, aynı anda kanda ve dokular arası sıvıdaki kalsiyum oranı da ayarlanmış olur. Tüm bu sistemler, her şeyin Yaratıcısı olan Allah’ın sonsuz kudretinin ve ilminin birer delilidir. Allah insan bedeninin derinliklerinde, gözle görülmeyecek kadar küçük noktalarda, muazzam detaylara sahip mucizeler yaratmaktadır. İnsan bedeninde gerçekleşen iman delillerinin, insanın kendi iradesinden ve bilgisinden kaynaklanmadığı apaçık bir gerçektir. Rabbimiz, insanın kendisi de dahil olmak üzere her şeyin üzerinde tek hakimin Kendisi olduğunu Kuran’da şu şekilde hatırlatmaktadır:

“Şüphesiz senin Rabbin, mağfireti geniş olandır. O, sizi daha iyi bilendir; hem sizi topraktan inşa ettiği (yarattığı) ve siz daha annelerinizin karnında cenin halinde bulunduğunuz zaman da. Öyleyse kendinizi temize çıkarıp-durmayın. O, sakınanı daha iyi bilendir.” (Necm Suresi, 32)

Osteositler

Osteositler, osteoblast hücrelerinin olgunlaşmasıyla oluşurlar. Yapısal olarak bu hücreler, sıkı ve süngersi olmak üzere iki tiptir. Kemik “Havers kanalları” adı verilen düz kanalcıklar ile “Volkmann kanalları” adı verilen yatay kanalcıklarla birbirlerine bağlanmışlardır. Her kanalın çevresi, onun yuvarlaklığına uyacak biçimde hücreler ve ara maddeyle doludur.

Osteosit hücreleri kemiği oluşturan hücrelerdir. Çok sayıda kolları olan osteositler, ara madde içinde bulunan küçük boşluklar biçimindeki yuvalara yerleşmişlerdir. Bunlar uzattıkları kollarıyla birbirlerine tutunurlar. Kemikler çok sayıda hücrenin bir araya gelmesiyle kurulmuşlardır.

Allah’ın, osteositler vesilesiyle vücudumuzda meydana getirdiği mucizeler, bizlere üstün yaratma sanatını gösterir. Allah, yerden göğe tüm evrende meydana gelen olayları O’nun üstün ilmini anlamamız için yarattığını Kuran’da şöyle bildirir:

“Allah, yedi göğü ve yerden de onların benzerini yarattı. Emir, bunların arasında durmadan iner; sizin gerçekten Allah’ın herşeye güç yetirdiğini ve gerçekten Allah’ın ilmiyle herşeyi kuşattığını bilmeniz, öğrenmeniz için.” (Talak Suresi,12)

Kemik hücreleri kemik dokudaki boşlukların (lakün) içinde bulunurlar. Şekilleri tam bu boşluğa uyar. İnce sitoplazmik uzantıları sayesinde kemik boşluklarını birbirine bağlayarak komşu hücrelerle bağlantı kurarlar. Bütün detaylarıyla birlikte Allah tarafından yaratılmış olan kemiklerdeki  yaratılış her yönden kusursuzdur. Görebilenler için Allah’ın ayetleri her yerde sergilenmektedir. Önemli olan bu ayetler üzerinde düşünerek herşeyin hakimi olan Allah’a yönelmektir.

Kemik Hücreleri Arasındaki Mükemmel İşbirliği ve Koordinasyon Allah’ın İlmiyle Gerçekleşir

Her insanda kemiklerde bulunan bu hücreler aynı görevi görürler. Bu görev hiçbir zaman değişmez. Hepsi kemik yüzeyini nasıl küçülteceklerini bilirler. Kafatasındaki kemiklerle uyluk kemiği arasındaki farklılıkları bilerek kemiklere nasıl şekil vereceklerini, ne zaman uzamasının duracağını, incelik ve kalınlığının nasıl olacağını bilirler. Çocukluk döneminden de haberdardırlar. Bu dönemde adeta daha fazla işleri olduğunu bilirmişçesine hareket ederler. Kalsiyum oranının hangi dönemde ne kadar olması gerektiğinin bilgisine de sahiptirler.

Görüldüğü gibi kemik hücreleri birbirlerini çok iyi tanır ve planlı olarak hareket ederler. Ne zaman üretime, ne zaman başka bir işleme geçmeleri gerektiğini çok iyi ayarlarlar. Bu bir fabrikada yapılan üretim programına benzetilebilir. Bu programlarda üretimin mükemmel olarak işlemesi esastır. Program, hem gereğinden fazla üretim yaparak malların depolarda birikmesini önlemeli, hem de ihtiyacı karşılayamayacak şekilde az üretim olmasını engellemeye çalışmalıdır. Fabrikalarda bu konuyla ilgilenen planlamacılar vardır. Bu kişiler düzenli olarak günlük veya haftalık programlar hazırlayarak fabrikada dengeli bir üretimin yapılması için çalışırlar.

Kemik hücrelerinin kalsiyum oranını belli bir dengede sabit tutmaya çalışmaları da işte buna benzer. Fabrikadaki makinaların yerini kemikte üretim yapan osteoklast ve osteoblast hücreleri alır. Bu hücreler öylesine dengeli bir şekilde çalışırlar ki, osteoblast üretim yaparken, osteoklast fazla üretimi engellemek için tam tersi işlem yapar. Birbirleriyle olan haberleşmeleri mükemmeldir. Hiçbir zaman denge bozulmaz ve bu sayede yeterli miktarda kalsiyum her zaman için kemikte bulunur.

Kemik hücrelerinin, üretim planlama yeteneklerini, denge koruyacak özelliklerini kendi akıl ve iradeleriyle kazanmış olduklarını ya da bir gün bir tesadüfün isabet etmesiyle bu özelliklerin kemik hücrelerinde var olduğunu iddia etmek her yönden mantıkla çelişen, bilimsellikten uzak bir iddia olacaktır.

Hücre planlama yapamaz. Karar veremez. Vücuttaki dengelerden haberdar olamaz. İhtiyaçları hissedip önlem alamaz. Hücre öğrenemez. Ancak insan bedenindeki trilyonlarca hücrenin her biri şuurlu bir insan gibi davranmakta, hatta insandan daha yüksek bir akıl göstermektedir. Bu durum hücrelerin üstün bir güç tarafından yönetildiklerini ve yönlendirildiklerini gösterir. Hücrelere neler yapacaklarını ilham eden büyük bir kudret sahibi olan Allah’tır.

“Kendi nefisleri konusunda düşünmüyorlar mı? Allah, gökleri, yeri ve bu ikisi arasında olanları ancak hak ile ve belirlenmiş bir süre (ecel) olarak yaratmıştır. Gerçekten, insanlardan çoğu Rablerine kavuşmayı inkar ediyorlar.” (Rum Suresi, 8)

Kemik Hücreleri Kan İçinde Bulunan Kalsiyumu ve Fosforu Nasıl Ayırt Eder?

Kemik hücreleri birer kalsiyum ve fosfor deposu olarak görev yaparlar. Burada üzerinde durulması gereken çok önemli bir nokta vardır. Gözü veya herhangi bir duyu organı olmayan bir kemik hücresi, kanda bulunan binlerce değişik madde arasından kalsiyumu ve fosforu kolaylıkla ayırt eder. Sonra hiç şaşırmadan bu atomları yakalar. Bir insan dahi önüne koyulan farklı element tozlarını -eğer bu konuda bir eğitim almamışsa- ayırt edemez.

Bir masanın üzerine kalsiyum, fosfor, demir, çinko vs gibi elementlerin toz olarak koyulduğunu ve bu karışımın içinden kalsiyum taneciklerini ayırt etmenizin istendiğini düşünürseniz, herhangi bir duyu organı olmayan, bu konuda hiçbir eğitim almamış kemik hücresinin başardığı işin zorluğu daha iyi anlaşılır.

Kemik hücresi aynı zamanda diğer vücut hücreleri gibi son derece itaatlidir. Kendisine kalsitonin hormonu tarafından “kalsiyum depola” emri verildiğinde, bu emre hemen itaat eder. Eğer kendisine parathormon tarafından “depoladığın kalsiyumu bırak” denirse bu emre de itaat eder. Kemik hücresi yüksek şuur, kabiliyet, sorumluluk ve disiplin anlayışıyla gece gündüz görevine devam eder. Kuşkusuz bütün bunlar çok açık bir şekilde yaratılışı gösterir. Allah’ın üstün yaratışının bu gibi örnekleri Allah’a yönelmek ve O’nun yüceliğini, büyüklüğünü kavramak için önemli birer vesiledir.

“Şüphesiz, göklerin ve yerin yaratılmasında, gece ile gündüzün art arda gelişinde, insanlara yararlı şeyler ile denizde yüzen gemilerde, Allah’ın yağdırdığı ve kendisiyle yeryüzünü ölümünden sonra dirilttiği suda, her canlıyı orada üretip-yaymasında, rüzgarları estirmesinde, gökle yer arasında boyun eğdirilmiş bulutları evirip çevirmesinde düşünen bir topluluk için gerçekten ayetler vardır.” (Bakara Suresi, 164)