Toprağın Hiç Duymadığınız Mucizevi Fiziksel Özellikleri!

Toprağın fiziki yapısı hava, su ve besin maddelerinin depolanmasında önemli rol oynar

Toprağın katı kısmını kum, kil ve mil oluşturur. Çeşitli boyutlarda olan bu malzemenin miktarları ve birbirlerine göre oranları Yüce Allah tarafından özel olarak belirlenmiş bir ölçü iledir. Bu maddelerin  her  birinin kendine özgü görevleri vardır. Nitekim kum toprak yapısında çatı vazifesi göstermektedir. Toprağın boşluk hacmini arttırır, hava ve suyun hareketini sağlar. Bilindiği gibi toprak içindeki su ve hava (özellikle oksijen O2) bitkilerin gelişmesi açısından çok  önemlidir.

Mil ise toprakta ayrışmayı hızlandırır, bitkilerin büyümesi için eriyik haldeki besin maddelerinin taşınmasında önemli rol oynar. Ayrıca toprakta suyun yer çekimine karşı tutulmasında önemli bir görevi vardır. Başka bir deyişle bitkilerin kullanacağı suyu temin eder ve bu suyun toprakta tutulmasını sağlar. Mil aynı zamanda dona karşı toprakların korunmasını sağlar.

Killer ise mil ve kumlara oranla çok ince tanelidir ve bu özelliği sayesinde hem besin maddelerinin hem de suyun depolanmasını sağlayan bir rezervuar gibidir.

Buraya kadar anlattıklarımızı özetleyecek olursak, bu üç unsurun bitkilerin beslenmesi ve yetişmesi açısından çok önemli olduğunu söyleyebiliriz. Eğer toprak yukarıda bahsedilen özelliklere sahip olmasaydı, bitkilerin yetişmesi için gerekli ortam hazırlanamayacaktı. Bitkilerin olmadığı bir dünya ise başta soluduğumuz hava ve yediğimiz besinler olmak üzere yaşamımız için gerekli birçok unsurun olmaması anlamına gelir. Nitekim Yüce Allah eğer dilemiş olsaydı, yeryüzünü çorak ve verimsiz bir toprak haline getireceğini şöyle bildirir:

Biz gerçekten (yeryüzü) üzerinde olanları kupkuru-çorak bir toprak yapabiliriz. (Kehf Suresi, 8)

www.elmamucizesi.imanisiteler.com

Toprak sıcaklığı canlılık için büyük önem taşır

Toprağın ısınması güneşten gelen enerjinin tutulması ve yansımasına bağlıdır. Koyu renkli topraklar gelen enerjinin %80’ini, açık renkli kuvars kumları ise %30’unu tutar. Gelen güneş enerjisinin toprakta tutulan kısmı suyun buharlaşması, toprak üzerindeki havanın ısıtılması, toprağın ısıtılması ve uzun dalga radyasyonu halinde tekrar atmosfere dönmesi halinde harcanır. Toprak sıcaklığı bitkilerin yetişmesi, topraktaki mikroorganizmaların faaliyeti, organik maddelerin parçalanması ve mineralizasyonu, topraktaki kimyasal olayların devam etmesi için önemlidir.

Toprağın rengi verimliliği üzerinde önemli bir rol oynar

Toprakların tanınması ve sınıflandırılması renkleri sayesinde olur. Nitekim dünyadaki iklim bölgeleri ve toprak tipleri arasında yakın bir ilişki söz konusudur. Sıcak nemli ekvatoral bölgelerde kırmızı renkli, kurak bölgelerde açık renkli, yağışlı ılıman kuşaklarda koyu renkli topraklar hakimdir. İklim bölgelerine göre farklılık gösteren bu topraklar, üzerlerinde uygun bitki topluluğunun gelişmesine olanak verir. Gerçekten de nemli tropikal bölgenin kırmızı topraklarında çok hassas bir dengeye sahip olan tropikal ormanlar, kurak sıcak bölgelerde step ve çöl bitkileri oluşur. Bu örnekleri çoğaltmak mümkündür. Verilecek örneklerin tümü Yüce Allah’ın Sani (sanatçı, nihayetsiz güzellikleri sanatının içinde yaratan) sıfatının bir tecellisi olarak yaratış çeşitliliği ve sanatını gözler önüne serer. Ancak toprakların renk çeşitliliği sadece iklim bölgeleri ile de sınırlı değildir. Aynı iklim bölgesi içinde farklı renklerde topraklara rastlanır. Bunun iki nedeni vardır.

Birincisi toprak ilk oluştuğunda, ayrışan ana kayanın rengine benzemesidir. Koyu renkli ağır kayaların (gabro, bazalt) ayrışması ile oluşan topraklar koyu renklidir, buna karşılık kireçtaşı, kuvarsit gibi kayaçların ayrışması ile oluşan topraklar açık renklidir. Bu topraklar ayrışma ve oksidasyonun ilerlemesi, organik maddelerin toprağa karışması ile renk koyulaşmaya başlar.

Toprağın farklı renk özellikleri kazanmasının diğer bir nedeni de içinde bulunan mineral maddelerdir. Bu mineral maddeler manganez ve demir bileşikleri ile organik maddelerdir. Bunlardan demir bileşikleri toprağa mavimsi, yeşilimsi, sarı ve kırmızı bir renk verir. Bunlardan mavimsi, yeşilimsi ve sarı renkler drenajı ve havalanmanın iyi olmadığı toprakları ifade ederler, başka bir deyişle bu topraklar bitki yetişmesine fazla elverişli değildir. Buna karşılık kırmızı renk iyi drenaj ve havalanma şartlarına sahip olan topraklardır.

Organik madde ve manganez bileşikleri ise siyah renklidir. Bunlardan organik madde miktarı arttıkça toprağın rengi koyulaşır ve verimi artar. Yüce Allah bir ayetinde toprakların renk çeşitliliğini şöyle haber verir:

“Allah’ın gökyüzünden su indirdiğini görmedin mi? Böylece biz onunla, renkleri değişik olan meyveler çıkardık. Dağlardan da beyaz, kırmızı renkleri değişik ve siyah yollar (kıldık).(Fatır Suresi, 27)

Toprakların farklı renklerde yaratılmış olması Yüce Allah’ın çeşitlilik sanatının yanı sıra hangi mineral maddeye sahip olduklarını da gösterir. Böylece insanlar zaman içinde edindikleri tecrübeler ile toprağın rengine bakarak hangisinin daha verimli olduğu konusunda fikir sahibi olmakta ve üzerlerinde yetişecek bitki türlerini zaman kaybına uğramadan saptamaktadır. Bu şekilde Yüce Allah’ın Rezzak (rızık veren, insanların faydasına olmak üzere nimetlerini veren) sıfatı tecelli ederek topraktan daha kısa sürede daha çok verim alınması sağlanır.

Toprak suyu son derece hassas dengelere sahiptir

Toprakta bulunan su üç gruba ayrılır. Bunlardan gravitasyonal su tamamen suya doygun hale gelen suyun, yerçekiminin etkisiyle boşluklardan sızarak toprağı terk etmesidir. Bu şekilde suyun toprağın bütün boşluklarını doldurarak, onu bataklık haline getirmesinin önüne geçilmiş olur.

Kapilar su ise yerçekiminin etkisi ile fazlası sızan sudan arta kalanıdır. Yerçekimine rağmen toprakta kalan bu su 30 mikrondan daha küçük gözeneklerde tutulur. “Faydalı su” olarak da adlandırılan bu su bitkiler tarafından kullanılır. Eğer bu su olmasaydı bitkilerin yetişmesi için toprak nemini koruyabilmek mümkün olmazdı.

Toprak zerreleri tarafından yüksek basınç altında tutulan su ise hidroskopik su olarak adlandırılır. Toprak tanelerinin iç ve dış yüzeylerini ince bir tabaka halinde kaplayan bu su sıvı durumunu ve akışkan özelliğini yitirmiştir. Bu nedenle bitkiler tarafından alınamaz. Eğer topraktaki suyun tamamı bu şekilde olsaydı, toprak neme sahip olduğu halde bizim bitkilerin yaşayabilmesi için sürekli olarak toprağı sulamamız gerekecekti.

Topraktaki suyun ölçüsü Yüce Allah tarafından belirlenmemiş olsaydı, dışarıdan vereceğimiz suyun miktarını ayarlayabilmemiz mümkün olmayacaktı. Belki hepsi yüksek basınç altında tutulacak veya kısa bir süre içinde doygunluğa ulaşarak bataklık haline gelecekti. Ayrıca yağmurun toprağa sızması ile boşluklar içindeki hava dışarı atılır, fakat bu su dalgası aşağıya doğru inerken taze havayı da beraberinde toprağın derinliklerine sürükler, böylece alt tabakalarına kadar temiz hava ulaşmış olur. Eğer su yerçekimi kuvvetine uygun hareket etmese ve suyun büyük kısmı yüksek basınç altında tutulsaydı, toprağın derin kısımlarının havalanması mümkün olmazdı. Bu ise biyolojik faaliyetlerin ve bitkilerin sağlıklı büyümesinin engellenmesi anlamına gelir.

 

Gazlar Toprak Havası (%) Atmosfer Havası (%)

Azot                   79.2

79.0

Oksijen               20.6

20.9

Karbondioksit    0.2

0.03

 

www.cilekmucizesi.imanisiteler.com

Toprak havası, topraktaki biyolojik faaliyetler açısından büyük önem taşır

Toprak havası gravitasyon suyu ayrıldıktan sonra kalan boşlukları doldurur. Başka bir deyişle kapilar suyun dışında kalan alandır. Burada dikkat çekici nokta, toprak havasının oluşabilmesi için suyun bir kısmının burayı terk etmesi gerektiğidir. Nitekim bu tam olması gereken zamanda ve toprağın ihtiyaç duyduğu oranda meydana gelmektedir. Elbette bu durum tesadüflerle açıklanamaz. Aklı ve bilinci olmayan toprak ne kadar miktarda havaya ve suya ihtiyaç duyduğunu, bu miktarı ayarlamak için akıtması gereken su miktarını bilemez. Dahası bunları yaparak bitkilerin ve toprakta yaşayan hayvanların ihtiyacını karşılayabileceğini hiç düşünemez.

Toprakta yaşayan mikroorganizmalar ve bitki kökleri solunum için O2 (oksijen) harcarlar. Bu nedenle topraktaki O2 oranı atmosferdekinden biraz daha düşük, CO2 (karbondioksit) oranı ise biraz daha yüksektir.

Toprak yüzeyi ile yüzeye yakın kısımlar, atmosfer ile yakın temas içinde olduğundan devamlı bir hava alış verişi vardır. CO2 oranı yüksek olan topraktan bu gaz dışarı çıkarken yerine O2 girer. Bu şekilde, topraktaki organizmaların faaliyetlerini sürdürür ve bitki kökleri de ihtiyacı olan O2’yi almış olur. Topraktan çıkan CO2 de fotosentez yapan bitkiler tarafından kullanılır. Toprak solunumu olarak adlandırılan bu olay yine hiçbir şekilde “gereksiz” olarak yaratılmamış, hassas bir denge üzerine oturtulmuştur. Ayrıca atmosferdeki gaz oranları ile topraktaki gaz oranlarının birbirine oldukça yakın değerler göstermesi tek bir kaynaktan planlandığının açık göstergesidir. Rabbimiz üstün aklını bir kez daha bizlere göstermektedir.

Eğer toprak yukarıda belirttiğimiz biçimde havalanmasaydı, nitrat yapan yani azot bağlayan aerob bakterilerin ve toprak içinde yaşayan hayvanların faaliyetleri duracaktı. Bunun anlamı “aneorob mikroorganizmaların artan faaliyeti neticesinde daha fazla karbondioksit, metan gazı, laktik, butrik ve sitrik asit gibi organik asitlerin ortaya çıkması, H2S, sülfürler, Fe, Mn gibi zehirli maddelerin oluşması”dır. O2 yetersizliği nedeniyle bitki kökleri büyüyemeyecek, bu nedenle su ve besin maddelerinin alınması olanaksız hale gelecek, bitkilerin büyümesi azalacak veya tamamen duracak, kültür bitkileri kadar hassas olmayan bitki türleri geniş arazileri kaplayacak, insanlar önemli bir açlık sorunu ile karşı karşıya gelecekti.

 

Allah’ın Toprak Vesilesiyle Sunduğu Nimetler

Birbirinden lezzetli meyveler, insan vücudunun gereksinim duyduğu vitamin ve mineralleri içeren çok faydalı sebzeler, mis gibi kokan renk renk çiçekler, göz alabildiğine uzanan eşsiz güzellikteki ağaçlarla dolu bahçeler …

Bütün bunlar Allah’ın insanlara toprak vesilesiyle, bu dünyada sunduğu birbirinden güzel nimetlerdir. İnsanlar için hem hayati önem taşıyan, hem de estetik yönleriyle iman edenlere cenneti anımsatan bu nimetler; böylelikle müminlerin cennete kavuşma arzularını şiddetlendirerek Allah’a şükretmelerine de vesile olmaktadır. Kuran’da cennet halkının kendi aralarındaki konuşmaları anlatılırken, cennet nimetlerinin dünyadakilere benzer olarak sunulduğu şöyle bildirilmektedir:

“… Kendilerine rızık olarak bu ürünlerden her yedirildiğinde: “Bu daha önce de rızıklandığımızdır” derler. Bu, onlara, (dünyadakine) benzer olarak sunulmuştur. Orada, onlar için tertemiz eşler vardır ve onlar orada süresiz kalacaklardır.” (Bakara Suresi, 25)

Toprağa, Toprak Özelliğini Organik Madde Kazandırır

Bitkisel ve hayvansal atıklardan oluşan organik madde toprağın fiziksel ve kimyasal yapısını değiştirerek ona gerçek anlamda “toprak özelliği” kazandırır. Organik maddenin toprakta ayrışması biyokimyasal bir olaydır. Organik maddeleri aerobik organizmalar ayrıştırır. Bu şekilde organik madde çürümeye başlar ve toprağın en önemli besin maddesi olan humusu oluştururlar. Besin maddesi olması dışında humusun yağışı emme özelliği vardır. Bu sayede yüzeysel akış büyük ölçüde önlenir ve erozyona engel olunur.

Kuşkusuz bütün bu mükemmel özellikler, birbirine bağlı sistemler Yüce Allah’ın “gökleri ve yeri kudreti altında” tutması ile açıklanabilir. Allah üstün güç sahibi Rabbimizdir, Yaratıcımızdır:

Şüphesiz Allah, gökleri ve yeri zeval bulurlar diye (her an kudreti altında) tutuyor. Andolsun, eğer zeval bulacak olurlarsa, kendisinden sonra artık kimse onları tutamaz. Doğrusu O, Halim’dir, bağışlayandır.  (Fatır Suresi, 41)