Taklitçi Teknoloji Doğadan mı Örnek Alıyor?

Karıncalar ‘Canlı’ Köprüler Kuruyor

“Eciton hamatum” türü karıncaların bedenleri ile hareket eden köprüler kurarak, kendi aralarındaki trafik akışını yönlendirdikleri ve en kısa yoldan giderek yiyecek buldukları belirlendi.

“Proceedings of the National Academy of Sciences” dergisinde yayımlanan araştırmanın sonuçları, yiyecek bulmak için en kısa yol arayışının, göçebe asker karıncaları hareketli köprüler inşa etmeye sevk ettiğini gösterdi.

Çalışmayı yürüten Amerikalı ve Alman araştırmacılar, “Eciton hamatum” türü karıncaların doğal ortamını andıran üç boyutlu, köşeli platform kullandı ve bulgularının, zeka ürünü olduğunu açıkladı.

Karıncaları doğal ortamında gözlemlemek için Panama’ya giden araştırmacılardan Matthew Lutz, “Niyetimiz, karıncaların kendi aralarında iletişim kurmalarını ve karmaşık köprüler inşa etmelerini sağlayan basit kuralları anlamaktı” dedi.

Princeton Üniversitesi’nde doktora öğrencisi olan Lutz, karıncaların işe, platformun bir ucunda ileri doğru hareket ederek büyüttükleri küçük bir köprü kurmakla başladıklarını söyledi. Lutz, ilginç olanın ise karıncaların köprü kurma işini ortalama bir mesafede sonlandırmaları olduğunu kaydetti.

Şüphesiz şuuru olmayan bu küçük canlıların böyle muazzam bir planlama yapmaları, bu plana göre organize olarak topluca hareket etmeleri alemlerin Rabbi olan Allah’ın ilhamıyladır. Bir ayette tüm canlılar üzerinde Rabbimiz’in hakimiyeti şöyle bildirilmektedir:

“Yeryüzünde hiçbir canlı yoktur ki, rızkı Allah’a ait olmasın. Onun karar (yerleşik) yerini de ve geçici bulunduğu yeri de bilir. (Bunların) Tümü apaçık bir kitapta (yazılı)dır.” (Hud Suresi, 6)

www.trthaber.com

Güneş Sisteminin Ucunda Yeni Bir Gök Cismi Keşfedildi

Japonya’da üretilen Subaru teleskobuyla yapılan incelemelerde, Güneş Sisteminin ucunda yeni bir gök cismi keşfedildi.

Cismin, Güneş’ten 15.5 milyar kilometre uzaklıkta olduğu saptandı.

Bu mesafe, Güneş ile Plüton gezegeni arasındaki uzaklığın yaklaşık 3 katı.

Yeni keşfedilen gök cismi, Amerika Gökbilimi Birliği’nin başkenti Washington’da düzenlenen 47. yıllık toplantısında kamuoyuna duyuruldu.

Bilim insanları, V774104 adı verilen gök cisminin genişliğinin 500 ila 1000 kilometre arasında olduğunu söyledi.

Buluşun ardındaki isimler ise Carnegie Bilim Enstitüsü’nden Scott Sheppard ve Gemini Gözlem Evi’nden Chad Trujillo.

Daha önce Güneş Sisteminin en uzağındaki gök cisminin, cüce gezegen Eris olduğu biliniyordu.

Dysnomia adında bir Ay’ı da bulunan cüce gezegen, Güneş’ten 5.7 ila 14.6 milyar kilometre uzaklıkta hareket ediyor.

Durumu sayılarla özetlemek gerekirse; Dünya’nın Güneş’e uzaklığı 149 milyon kilometre iken, Güneş Sisteminin en uzaktaki gezegeni Neptün’ün uzaklığı ise 4.5 milyar kilometre.

Akıllardaki en büyük soru ise yeni keşfedilen gök cisminin güneş sistemi içinde dışarıya doğru mu ilerlediği, yoksa Eris gibi mevcut konumundan içe doğru mu hareket ettiği.

www.bbc.com

Deriden Esinlenen ve Kendini Onaran Plastik

Vücudun kendisini yenilemesinden esin alan yeni materyallerle bir gün kendi kendisini tamir eden uçaklar ya da binalar yapılması artık çok daha yakın görünüyor.

Bir kemiğiniz kırıldığında vücudunuz yavaş yavaş bu kemiği onaracak, bir yeriniz sıyrıldığında deriniz kendisini yenileyecektir. Ancak aynı şey bina, köprü veya uçak inşasında kullanılan insan yapımı maddeler için geçerli değildir. Plastik, çelik, beton gibi maddelerin onarımı zor ya da imkansızdır.

Fakat bunun yakın zamanda değişebileceği belirtiliyor. Bilim insanları doğadan esinlenerek kendisini yenileyip onarabilecek materyaller üretmeye çalışıyor.

‘Kanayan’ plastik

Yıllar boyunca mühendisler çeşitli stratejiler kullandılar fakat Illinois Üniversitesi’nden Nancy Sottos insan derisinden esinlenerek yeni bir plastik geliştirdi. Bu plastik kesildiğinde ‘kanıyor’ ve kendi kendisini defalarca onarabiliyor.

Sottos’un araştırması her tür çevresel etkene karşı tepki veren yeni maddelerin geliştirilmesi konusunda öncülük ediyor. Bu şekilde bakım ve teftiş alanında önemli ölçüde tasarruf sağlanması kadar, büyük ve ölümcül kazaların önlenmesi de mümkün olabilecek.

İnsanların yaptığı büyük yapılar başarısız olduğunda sonuçları da felaket içeriyor. Trafik altında çöken bir köprü düşünün. Fakat buna yol açan arızanın başlangıcı küçük bir çatlak gibi küçük bir nedenden kaynaklanıyor çoğu zaman.

Fark edilmediğinde ise bu çatlak büyüyüp köprünün çökmesine bile yol açabilir. “Kendi kendini onaran maddenin amacı işte o küçük çatlakların büyümesini önlemektir,” diyor Sottos.

Reçine kapsülleri

2001’de Sottos kendi kendini onaran bir plastik üreterek haber konusu olmuştu. Bu plastik, içinde sıvı reçine olan minik kapsüller içeriyordu. Plastiğin bir yerinde herhangi bir çatlak meydana geldiğinde kapsüllerin bir kısmı yırtılarak reçine salgılıyor ve çatlağı doldurup katılaşıyordu.

Bu madde önemli bir adım olmakla birlikte mükemmel değildi. Bu kapsüller bir kez açılıp reçineyi salgıladığında boşalmış oluyordu. Yani ilk çatlakta açılıp onarım yaptıktan sonra, aynı bölgede meydana gelen yeni bir çatlak durumunda işlevsiz kalıyordu.

Sottos daha sonraki yıllarda insan derisini taklit edecek şekilde, plastik üzerinde yaygın bir biçimde onarım sıvısını içeren bir sistem geliştirdi.

Kılcal damar sistemi

Kendisini onaran plastiğin ilk aşamasında kalın bir polimer tabakası oluşturuluyor. Bu tabakanın yüzeyinin hemen altında yoğun ve içi boş kanallardan oluşan üç boyutlu bir ağ var. Sonra bu kanalların bir kısmına sıvı reçine, bir kısmına da “kür kimyasalı” konuyor.

Sonra da Sottos bu yeni materyali denemeye koyuluyor, yüzeyinde çatlaklar oluşturmaya çalışıyor. Çatlak büyüdükçe sıvı dolu kanallara denk gelip her iki sıvının da salgılanmasını tetikliyor. Sıvılar karıştığında kür malzemesi reçineyi sertleştiriyor ve böylece çatlak doldurulup onarılmış oluyor.

Bir tek çatlağı doldurmak için fazla sıvıya gerek olmuyor. Ayrıca içerideki kanallar epeyce sıvı tutabiliyor. Yeni bir çatlamada aynı işlem tekrarlanmış oluyor.

Tıpkı deri altında yayılmış kılcal damar ağlarının deriyi onarması gibi. Böylece aynı noktalar tekrar tekrar onarılabildiği gibi, uzun süre kullanımda olan maddeye dışarıdan sıvı takviyesi de yapılabiliyor.

Bilgisayar ve elektronik aletler

Sottos ayrıca çatlak kısmına onarıcı sıvı püskürten bir plastik de geliştirdi. Bu tür materyaller uçak, rüzgar türbinleri ve elektronik eşyalar gibi irili ufaklı çok sayıda ürünün ömrünü uzatabilir.

2011’de yayımladığı bir makalede Sottos, plastikte kullandığı kılcal damar ağlarında su dolaştırılması yoluyla, ısınma eğilimi olan maddelerde ısıyı düşürmenin mümkün olacağını vurguladı. Bu yöntem bilgisayar çipleri ve diğer elektronik aletlerde ısı düzenleme amacıyla kullanılabilir.

www.bbc.com

www.harunyahya.org