Darwinizm, diğer adıyla evrim teorisi, hiçbir bilimsel dayanağı olmayan ve günümüz bilimiyle bütün yönleriyle çökertilmiş insanlık tarihinin en büyük safsatasıdır. Darwin’in kendisi de, ardından evrimi savunan tüm bilim adamları da, aslında evrim teorisinin çökmüş bir teori olduğunu açıkça bilmektedirler. Fakat evrim teorisi, dünya üzerinde yaygınlaştırılmaya çalışılan ateist ve materyalist anlayışın yaygınlaşmasına, dini değerlerin arka plana atılmasına ve insanların maddiyata yönelmelerine daha fazla zemin hazırladığından, bu konuda faaliyet yürüten bir kısım derin güçler tarafından daima destek görmüştür.

Bu nedenledir ki evrim teorisi, tarih boyunca başta İngiliz derin devleti olmak üzere derin devletler, dünya çapında etkili bir takım yeraltı yapılanmaları ve çeşitli ateist oluşumlar tarafından daima korunmuş ve canlı tutulmuştur. Dünyadaki istisnasız bütün ülkelerin müfredatlarında evrim teorisinin kayıtsız şartsız bir gerçekmiş gibi anlatılmasının ve buna karşı itirazların daima sert önlemlerle susturulmasının temelindeki neden, bu safsatanın söz konusu yapılanmalar tarafından desteklenmesidir. Dünyada Darwinizm’i koruma altına almış olan adetabir “Darwinist Diktatörlük” vardır. Bu diktatörlük, dünyadaki tüm gençlerin, bu safsatayı gerçek sanarak yetişmeleri hedeflenmektedir.

Söz konusu durum bizim ülkemizde de aynıdır. Ülkemizde dini değerlere saygı gösteren bir hükümetin varlığı sevindiricidir ve özellikle 28 Şubat gibi zorlu dönemlerin ardından özlem duyduğumuz bir durumdur. Fakat buna rağmen, dünyaya hakim Darwinist Diktatörlüğün çeşitli baskılarından dolayı öğrencilerimiz okullarda evrim teorisini bir gerçekmiş gibi öğrenmeye devam etmekte, Milli Eğitim Bakanlığı kitapları evrimi anlatmakta, dahası devletin kanalı TRT, evrimi savunan kişilerin program ve izahlarını yayınlayarak bu safsataya altyapı hazırlamakta, özensizce verilen belgesellerde doğrudan evrim propagandası yapılmaktadır. Müfredatı ve TV yayınlarını hazırlayan kişilerin bilimsel verilerden ve gerçeklerden uzak bir görünüm vermesi, durumu daha da endişe verici bir hale getirmektedir.

Bu vahim durumun anlamı ve getirdiği sonuçlar kapsamlı olarak düşünülmüyor olabilir. Bu, şu demektir:

* Okul kitaplarında geçen “atanız mikroptu” izahlarıyla açıkça ALLAH’A MEYDAN OKUNMAKTA, “ALLAH YOK” DENİLMEKTEDİR. (Allah’ı tenzih ederiz)

* Okul müfredatında pek çok derste konular evrimle ilişkilendirilmiştir. Öğrenciler, derslerde bu safsatayı adeta bilimsel bir gerçekmiş gibi okumaktadırlar. Çocuklarımıza, YARATILMADIKLARI, TESADÜFLERLE AŞAMA AŞAMA VAR OLDUKLARI gibi bir yalan sürekli olarak her derste telkin edilmektedir.

* Sadece din derslerinde Allah’ın adı anılmakta, bu derslerde de Kuran’a dayalı bilgilerin yanı sıra yoğun hurafeci telkinlerle çocuklara garip, çoğunlukla Kuran ile bağdaşmayan, geleneksel bir din anlayışı sunulmakta ve “isterseniz buna inanın ama asıl olan bilimdir” gibi bir telkin verilmektedir. Öğrenciler, diğer derslerde aldıkları ateist telkinin etkisiyle, din derslerini adeta bir hikaye gibi dinlemektedirler. (Dini ifadeleri tenzih ederiz) Bilim olarak da her fırsatta Darwinizm öğretildiğinden, öğrencilere bunun dışında bir eğitim verilmediğinden çocuklarımız şu anda Allah’ı kesin olarak inkar eden bu sisteme mahkum bırakılmaktadırlar.

* Açıkça Allah diyen, konuşmalarında ayetler hatırlatan, her fırsatta Allah’a şükreden ve Kuran kıraati mükemmel olan bir cumhurbaşkanımızın ve başbakanımızın olması takdire şayandır. Fakat devlete ait ve bizim vergilerimizle ayakta duran bir kurum olan TRT’de evrim yanlısı izahların yapılması ve insanların yanlış yönlendirilmesi şaşılacak bir durumdur.

* Toplum içinde yaygınlaşan cinayetler, tecavüzler, öfke, kadına şiddet gibi eylemler günümüzde içinden çıkılamaz boyutlara gelmiş durumdadır. Unutulmamalıdır ki, vahşetin ve şiddetin en yaygınlaştığı toplumlar, maneviyatını tamamen yitirmiş, karşıdakini insan olarak göremeyen ve doğal seleksiyonun bir gereksinim olduğuna inanan Darwinist toplumlardır. Türkiye, Darwinist eğitimle, gitgide bu vahşet toplumlarının arasında yerini almaktadır ve gün geçtikçe durum daha da vehamet arz edecek gibi gözükmektedir. Çünkü vahşeti makul hale getiren altyapı, yani Darwinist eğitim, hiç durmadan devam etmektedir.

* Bugünlerde kendini Müslüman olarak tanıtan bir kısım hocaların evrimi savunur hale gelmeleri ve daha da ileri giderek evrimin Kuran ile çelişmediğini iddia etmeleri bir tesadüf değildir. Bir süre önce dünya çapında evrim taraftarları kan kaybettikleri için ve yalanlarının ortaya çıktığını fark ettiklerinden yeni bir politika başlatmışlardır. Geçmişte, evrimi savunan bir insanın mutlaka ateist olması gerektiğini iddia ederken, artık din ile bilimin çelişmediği telkinini kullanarak evrimin dinle çelişmediği izlenimini vermeye başlamışlardır. Sırf bu amaç için oluşturulmuş bir lobinin varlığı, ünlü evrimci Richard Dawkins tarafından açıkça tarif edilmiştir.

“Özellikle oluşturulmuş bir çeşit evrimi koruma lobisi var. Bunların büyük bir çoğunluğunu ateistler oluşturuyor. Ama bu kişiler, gözü dönmüş şekilde, dindar insanlarla dost olmak istiyorlar. Ve bunu yapabilmenin tek yolu, evrim ile din arasında hiçbir uyuşmazlık olmadığını söylemektir.” (Ben Stein, Expelled “No Intelligence Allowed”, 2008)

Gerçekten de söz konusu lobinin faaliyetleri zaman içinde sonuç vermiş ve Kilise, Darwin’den özür dileyecek kadar ileri gitmiş; Papa, kendi evinde evrim toplantıları vermeye başlamıştır. İslam camiasına da sızmak isteyen bu topluluk, zaman içinde bunu da elde etmiş, Darwinizm ile ilmi olarak başa çıkamayan, bilimsel anlamda altyapısı olmayan ve bu nedenle de Darwinistlere karşı aciz kalmış bir kısım “din temsilcileri”ne çeşitli sahte yollar göstermişlerdir. O tarihten itibaren söz konusu kişiler İbn-i Miskeveyh, İbn-i Haldun gibi evrimi savunan sözde alimleri kendilerince delil getirerek, Mesnevi’den örnekler vererek evrimin İslam diniyle çelişmediği safsatasını yaygınlaştırmaya çalışmaktadırlar. Üstü kapalı ifadelerle Hz. Adem (as)’dan gelmediğimiz telkinini vermeye çalışmakta ve İslam alemini bu yalana alıştırmak için uğraşmaktadırlar. Şu bilinmelidir ki, bu ülkemizde kapanması zor yaralar açabilir, Allah Katı’nda bunun sorumluluğu çok büyük olabilir.

* Darwinizm’in beraberinde getirdiği ırkçılık, özellikle vatandaşlarımızı ilgilendiren vahim bir sorundur. Darwin’in ortaya attığı gelişmiş ırklar safsatasının bir sonucu olarak evrimi savunan kişiler dünyada bir kısım Avrupalıların gelişmiş ırk, zenciler, Avustralyalı yerliler ve Türkleri ise gelişimini tamamlamamış yarım ırklar olarak kabul etmektedirler. (Şanlı ve nezih Türk milletini tenzih ederiz) Bunu Darwin mektuplarında açıkça yazmıştır:

Doğal seleksiyona dayalı kavganın, medeniyetin ilerleyişine sizin zannettiğinizden daha fazla yarar sağladığını ve sağlamakta olduğunu ispatlayabilirim. Düşünün ki, birkaç yüzyıl önce Avrupa, TÜRKLER TARAFINDAN İŞGAL EDİLDİĞİNDE, Avrupa milletleri ne kadar büyük risk altında kalmıştı; bugün Avrupa’nın TÜRKLER TARAFINDAN İŞGALİ bize ne kadar gülünç geliyor.

Avrupa ırkları olarak bilinen medeni ırklar, yaşam mücadelesinde Türklere karşı kesin bir galibiyet elde etmişlerdİr. Dünyanın çok da uzak olmayan bir geleceğine baktığımda, BU TÜR AŞAĞI IRKLARIN çoğunun medenileşmiş yüksek ırklar tarafından ELİMİNE EDİLECEĞİNİ (YOK EDİLECEĞİNİ) görüyorum.” (Fransis Darwin, Darwin’in Hayatı ve Mektupları, Sayı I, 1888, s. 285-286)

Darwinizm’in yaygınlaşmasıyla bu anlayış da bütün dünyaya yayılmıştır. Bu nedenledir ki dünyada pek çok insan, Ortadoğu toplumlarına ve Türklere oldukça hasarlı bir bakış açısı sergilemektedir. Siyaset, bu korkunç anlayış üzerine ilerlemekte, başta İngiliz derin devleti olmak üzere Avrupalı derin devletler, Türkiye üzerinde diledikleri planı diledikleri şekilde gerçekleştireceklerini düşünmekte, bunun da kolay olacağına inanmaktadırlar. Özellikle Darwinizm’in özellikle geliştiği son 150 yıla baktığımızda, Osmanlı ve Türkiye üzerinde oynanan oyunların hiçbir zaman hız kesmemesinin nedeni anlaşılabilmektedir. Şu anda Darwinizm’in öğretilmesiyle farkında olmadan kendi çocuklarımız da bu anlayışı özümsemekte ve zaman içinde kendilerini aşağı ırk olan gören veya Türk milletinin değerini ve üstünlüğünü anlamayan bu nedenle de milli birliğin öneminden haberi olmayan nesiller yetişmektedir. Bunun sadece dünyada değil, ülkemiz içinde de verdiği hasar çok büyüktür.

* Deccal, bilgisizliği, cehaleti kullanarak dinsizliği yaygınlaştırmaktadır. Şu an çağımızın deccaliyeti olan Darwinizm’de de durum böyledir. İnsanların bilgisizliği kullanılarak Fas, Tunus, Cezayir, Mısır, Suriye, Irak gibi Müslüman ülkelerin tümünde Darwinizm yaygınlaştırılmış durumdadır. Müslüman ülkelerin okul ve üniversitelerinde evrim kürsüleri vardır, evrim konferansları yapılmaktadır. İlahiyat hocaları dahi evrimi savunur hale gelmişlerdir. Kendilerine “tek bir ara fosil yok, buna karşılık canlıların bir anda yaratıldıkları ve zaman içinde değişmedikleri gerçeğini ispat eden 500 milyondan fazla fosil var” dendiğinde şaşırmaktadırlar. Bu bilgiyi ilk defa öğrenmektedirler. Çünkü o vakte kadar hep Darwinist eğitim almışlardır, bunun doğruluğunu araştırmamış, sorgulamamışlardır. İşte bu bilgisizlik ortamı, İslam ülkelerinde Darwinizm’in kısa süre içinde yaygınlaşması ve “bilim” kisvesinde “tartışılamaz” hale getirilmesine önayak olmuştur. Bu durum, ne vahimdir ki, bizim ülkemiz için de geçerlidir. Gün geçtikçe bunun dozajı artmaktadır.

* Dünya tarihinde hiçbir dönemde Allah, bu kadar açık şekilde ve bu kadar büyük bir topluluk tarafından inkar edilmemiştir. Tarihte ilk defa, Allah’a karşı böylesine açık ve organize şekilde meydan okunmakta (Allah’ı tenzih ederiz), bu kadar pervasızca “atamız mikroptu” yalanı söylenmekte, bu kadar aleni olarak “yaratılmadık” ifadesi dile getirilmektedir. Evrim telkini, sadece eğitim sisteminde değil, filmlerde, müzik kliplerinde, belgesellerde, komedi programlarında, kısacası hayatın her yerinde gizli veya açık şekilde yerleştirilmiş durumdadır. Toplu halde “Allah yok” diyen bu sistemle neredeyse kimse mücadele edememekte, sistemin baskıcılığına karşı aciz kalmakta, hemen herkes teslimiyetçi bir ruh sergilemektedir.

* Darwinist propagandanın 1800’lü yıllarda İngiliz kaynaklı bir akım olduğu, kendisi de bir İngiliz olan Charles Darwin ile başladığı ve gizli mekanizmalar ve dönemin ateist yeraltı yapılanmalarının kullanılmasıyla tüm dünyaya yaygınlaştırıldığı bilinmektedir. İngiliz derin devleti, hala bu konuda devrededir. Dünyada evrim safsatasının bu kadar yerleşik hale getirilmesi ve asla reddedilememesi de bu şedit yapılanmanın itiraz edilemez bir görünüm vermesinden kaynaklanmaktadır. Dünyada hükümetler dahil hiçbir legal oluşum, bu illegal yeraltı yapılanmasını karşısına alamamakta, onun yaptırımlarına itiraz edememektedir. Dolayısıyla tüm dünyayı saran bu belanın ülkemize de İngiliz derin devleti tarafından empoze edildiğini unutmamamız gerekmektedir.

* İşte bu yüzden hükümetimizin elini güçlendirmemiz şarttır. Darwinist eğitime karşı duruş, halk tarafından sergilenmeli ve bu güçlü şekilde yapılmalıdır. Bunun için halkımızın Milli Eğitim Bakanlığı’na, Darwinist eğitime karşı dilekçeler hazırlayarak göndermeleri ve bu tehlikenin durmasını istemeleri gerekmektedir. Halkımızın toplu halde karşı çıkışı, hükümetimizi İngiliz derin devletinin baskılarına karşı güçlendirecek ve halkın talebi reddedilemez hale gelecektir.

* Yine Milli Eğitim Bakanlığı’mızdan, bilimsel delilleri içeren bir yardımcı ders kitabının okul müfredatlarına alınması için de ricacı olunmalıdır. Bu kitaplarda sadece bilimsel bilgiler bulunacak, örneğin proteinin kendi kendine, tesadüfi süreçlerle meydana gelemeyeceğinin delilleri verilecek, bir proteinin oluşması için 100’den fazla proteinin varlığına ihtiyaç olduğunu ispatlanacak, şimdiye kadar bulunmuş 500 milyondan fazla fosil örneklerinden bazıları sunulacaktır. Evrim dersleri engellenmeyecek, söz konusu derste yalnızca bilimsel bilgiler verilerek karar öğrenciye bırakılacaktır. Böyle bir dersin okullarda bulunması için yine, hükümetimize sunulacak dilekçelere ihtiyaç vardır.

Dünya, şu anda Allah’ı inkar anlamında tarihte görülmemiş bir çirkin cesaret içindedir. Allah’ın açıkça inkar edilmesi ise kıyametin alametidir. Allah kıyameti durdurmuş, insanlığa bir fırsat daha vermiş ve bu deccali sistemi ortadan kaldırmak için çaba içinde olmalarını istemiştir. Allah’ı gücendirecek bir tavır içinde bulunmaktan tüm gücüyle sakınan bir hükümete ve dindar bir halka sahip olmamız büyük bir lütuftur. Bu konuda gerekli atılımları yapmamız ve sadece Türkiye’yi değil tüm dünyayı İngiliz derin devletinin uyguladığı bu esaret sisteminden kurtarmamız şarttır. Bunun için ilk hedef, Allah’ı tümüyle inkar sistemi olan Darwinizm’i ortadan kaldıracak bir atılım yapmaktır. İlk planda gerekli olan halkımızın bu konuda hükümetimize tam anlamıyla destek vermesi olacaktır.

Adnan Oktar’s piece in Jefferson Corner:

http://www.jeffersoncorner.com/becoming-aware-of-the-scourge-of-darwinism/