Northwestern Üniversitesi Canlılardaki Süs ve Estetiği Evrimle Açıklayamaz

Northwestern Üniversitesi’nden araştırmacılar, Proceedings of the Royal Society: Biological Sciences dergisinin Kasım 2016 sayısında yayınladıkları bir makalede, canlılardaki süs ve estetiğin evrim ile oluştuğunu iddia ettiler.1 Elbette haber, her fırsatta evrim propagandası yapmaya can atan evrimci yayınlar tarafından büyük bir heyecanla birçok yerde servis edildi. Fakat, “sanki yeni keşfedilmiş gibi” lanse edilen bu iddia, zaten evrimcilerin sık sık gündeme getirdiği “seksüel seçilim” iddiasıdır.

Tek bir protein molekülünün dahi tesadüfler sonucunda nasıl oluştuğunu açıklayamayan bir teorinin, tavuskuşunun tüylerindeki muhteşem güzelliğin ve sanatın tesadüfler sonucunda nasıl oluştuğunu açıklamaktan son derece uzak olduğunu görmek zor değil. Bu, boyaların bir rüzgar sonucunda yere saçılarak, tesadüfen, hayran olduğunuz bir Leonardo Da Vinci tablosunu meydana getirmesinden daha da imkansızdır.


Dişisine kur yapmak için kanatlarını yelpaze şeklinde açan erkek tavuskuşu.
Tüylerindeki, gözlerindeki, başındaki kusursuz güzellik, evrim teorisinin iddia ettiği
tesadüfi süreçlerle açıklanamayacak kadar muhteşem bir tasarım harikasıdır.

Bazı türlerin karşı cinslerine kur yapmak için kullandıkları bu kusursuz güzellikleriyle birlikte davranışlarındaki hayranlık uyandıran detaylar da yine evrim teorisinin iddialarıyla açıklanması mümkün olmayan özelliklerdir. Örneğin; tavuskuşları dişilerini etkilemek için harikulade güzellikteki kuyruklarını açarak titreştirmeye başlarlar. Bu hareket ile dişinin dikkatini çekmek isteyen erkek tavuskuşu, tüylerini gelişigüzel değil; belirli bir rezonansa göre titreştirir. Bu rezonansa uyumlu titreşim sayesinde; kuyruk ne kadar titrerse titresin, kuyruğun üzerindeki gözler birbirine mikro kancalar ile tutturulmuş tüycüklerden oluştuğu için, dişinin görebileceği şekilde sabit kalır. 2

Tavuskuşunun tüylerinin üzerindeki bu göz şekilleri belirli bir rezonansa göre titremese ya da göz şeklindeki bu özel tüyler birbirlerine mikroskobik kancalar ile tutturulmasa; en ufacık bir titreme hareketinde göz şeklindeki tüyler dağılacak ve şeklini kaybedecektir. Başka bir deyişle, tavuskuşunun dişisinin dikkatini çekebilmesi için, kuyruğundaki göz şeklindeki tüylerin tüm bu özelliklerle birlikte var bulunması gerekir.

Tavuskuşu tüylerindeki harikuladelik ve komplekslik sadece bununla da sınırlı değildir.

Tavuskuşu tüylerinin yakından görünümü

Japonya Osaka Üniversitesi’nden Shinya Yoshioka ve Suichi Konishita, tavuskuşunun tüylerindeki barbüllerinde yapısal dizilim olduğunu bildirmiştir. 3

Araştırmacılar, tavuskuşunun tüylerindeki farklı renklere sahip kısımlarda yapısal farklılıkları incelemişler ve yapıların önündeki ve arkasındaki yansımaların, belirli bir dalga boyu aralığını kuvvetlendirmek için kullanılan bir Fabry- Perot Interferometresi (girişim aygıtı) görevi gördüğü sonucuna varmışlardır. Bu cihaz, iki şeffaf plaka ve yansıtıcı yüzden veya iki yüksek yansıtıcı aynadan oluşan ve ışığın dalga boylarını kontrol etmeye yarayan bir OPTİK  teknolojisidir. Başka bir deyişle, tavuskuşunun parlak ve canlı rengi, gelişigüzel rastgele deneme yanılma süreçleri sonucunda oluşmamış; optik mühendisliğine göre belirli bir düzen ve plan içerisinde yaratılmıştır.

Resimde, dalga boyu uzunluğu işlevi olarak, tavuskuşu tüyünün dört farklı yerinde ölçümlenen yansıtma özelliğine dair bir grafik bulunmaktadır.

ProScope ile 50 kat büyütüldüğünde, barbüllerin nano boyutta fotonik örgülerden oluştuğu görülür.

ProScope ile 100 kat büyütüldüğünde ise; uzaktan birbirine benzeyen ipçiklerin ne kadar detaylı bir sanatla yaratıldığı daha net görülebilir. Farklı bakış açılarından bakıldığında, renk de farklı görünecektir. Renk üreten yapılara melanin silindir dizisi adı verilir. Barbüllerin yüzeyi, keratinden oluşur ve yeşil bölgede yaklaşık 10 sıra melanin silindir bulunur.

Barbüller üzerindeki mavi kısımlarda yaklaşık 140 nm aralıklı melanin silindir bulunur. Katmanların sayısı ve aralarındaki boşlukların çeşitliliği farklı renkler meydana getirir.

Yeşil ve mavi barbüllerin melanin silindir yapısındaki çevirim sayısının artması, yansıtılan ışığın dalga boyu aralığının darlaşması ile bağlantılıdır. Sarı ve kahverengi barbüller Fabry-Perot interferometresine benzer şekilde çalışır.

Renginin yanar döner görünmesi de, tavuskuşundaki renklerin pigmentlerle değil, yapısal olarak optik mühendisliğine göre üretildiklerini göstermektedir.

Bütün bu araştırmalardan anlaşıldığı üzere; 21. yüzyılın gelişen teknolojik imkanlarından faydalanan bilimin bizlere gösterdiği; tavuskuşunun bu süslü görüntüsünün milyonlarca yıl sürecek bir kör tesadüfler süreci sonucu oluşamayacak kadar kusursuz ve kompleks olduğudur.

Kuş, ne kendi tüylerinin güzelliğinden, ne de bu tüylerin kompleksliğinden haberdardır. Milyonlarca yıl önce, tavuskuşunun dişisinin davranışlarını gözlemleyip, etkileme yöntemleri üzerine düşünmüş, daha sonra optik mühendisliğini öğrenerek barbül yapmaya başlamış, nanoteknoloji kullanarak yaptığı tüm göz şeklindeki yapıların tüylerini birbirlerine kancalayıp kuyruğuna tek tek dizmiş ve farklı rezonans frekanslarını tek tek test ederek, gözleri tam dişinin bakış açısına denk gelecek şekilde sabit tutabilecek rezonans aralığını tespit etmiş olması mümkün değildir. Böyle bir iddia, akla ve mantığa uygun değildir.

Tavuskuşlarındaki bu sanat ve estetik Charles Darwin’in de dikkatini çekmiş ve Darwin, böylesine detaylı ve kusursuz bir güzelliği evrim ile açıklamanın mümkün olamayacağını şu sözlerle itiraf etmiştir:

“Tavuskuşunun kuyruğundaki tek bir tüyün görüntüsü, ne zaman baksam, beni hasta ediyor.” 4

Üstelik burada verdiğimiz örnek, milyonlarca canlı içerisinden sadece tek bir canlıdır. Üzerlerinde nano-mimari, nano-mühendislik ve mikro tasarım örnekleri taşıyan milyonlarca canlı vardır. Her bir canlıda, Yüce Rabbimizin detay sanatı tecelli eder.

Hangi canlıyı elektron mikroskobunun altına koysak veya Proscope ile yakından baksak, hayretler içerisinde kalacağımız detayda bir sanat ile karşılaşırız.

Üzerinde sanat olmayan ya da detay olmayan tek bir canlı yoktur. Rabbimiz’in yaratması benzersizdir. O, örnek edinmeksizin yaratandır.

“Ey insanlar, (size) bir örnek verildi; şimdi onu dinleyin. Sizin, Allah’ın dışında tapmakta olduklarınız -hepsi bunun için bir araya gelseler dahi- gerçekten bir sinek bile yaratamazlar. Eğer sinek onlardan bir şey kapacak olsa, bunu da ondan geri alamazlar. İsteyen de güçsüz, istenen de.” (Hac Suresi, 73)

“Gökleri ve yeri bir örnek edinmeksizin yaratandır.” (Enam Suresi, 101)

Kaynak:

1 https://www.sciencedaily.com/releases/2016/11/161130114158.htm
2 https://www.sciencedaily.com/releases/2016/04/160427164121.htm
3 http://hyperphysics.phy-astr.gsu.edu/hbase/vision/peacock.html
4 http://www.nytimes.com/2009/02/09/world/europe/09iht-darwin.4.20058973.html