Adaptasyon, Antropoloji ve Ara Geçiş Formu

En az kompleks olanları yaklaşık 50 amino asitten oluşan proteinlerin, binlerce amino asitten oluşan çeşitleri de vardır. Proteinlerin yapılarındaki tek bir amino asitin bile eksilmesi veya yerinin değişmesi ya da zincire fazladan bir amino asit eklenmesi, o proteini işe yaramaz bir molekül yığını haline getirir. Bu nedenle her amino asit, tam gereken yerde, tam gereken sırada yer almalıdır. Hayatın rastlantılarla oluştuğunu öne süren evrim teorisi ise bu düzenliliğin tesadüfen nasıl oluştuğunu kesinlikle açıklayamaz.

Adaptasyon

Bir canlının, bulunduğu çevrede daha iyi yaşamasını ve üremesini sağlayan özelliğidir. Evrim teorisi, bu anlama kendi iddiaları doğrultusunda hayali bir anlam daha yükler ve içinde bulunduğu koşullara adaptasyon sağlayan canlıların zaman içinde tür değiştirdiklerini iddia eder. Ancak evrimcilerin “koşulların değişmesi, canlının evrimleşerek tür değiştirmesine neden olur” iddiası geçerli değildir. Bir tür, “genetik potansiyeli” olanak verdiği ölçüde bulunduğu ortamdaki değişikliklere adapte olur. Eğer “genetik potansiyeli” bu değişikliklere adapte olmasına imkan vermiyorsa, o zaman bu tür, değişen koşullara adapte olamaz ve yok olur. Ancak hiçbir zaman koşullara adapte olarak başka bir türe dönüşmez. Her zaman aynı türün bir bireyi olarak kalır.

Antropoloji

Antropoloji, insanın biyolojik özelliklerini, toplumsal ve kültürel yönlerini inceleyen bilim dalıdır. Bu bilim dalı önceleri, insanlık tarihini öğrenmek girişimi olarak başlamıştı. Yunanca’dan gelen antropoloji sözcüğünün anlamı “insanın incelenmesi”dir. 19. yüzyılda Charles Darwin’in evrim kuramını ortaya atmasından sonra antropoloji, insanı sözde kültürlü bir hayvan olarak ve biyolojik bir organizma olarak ele aldı. Bu çarpık zihniyetin sonucunda antropoloji, evrimci bilim adamlarının çalışma sahası olarak pek çok gerçek dışı ve taraflı yoruma maruz kalmıştır.

Ara Geçiş Formu (Ara Türler)

Evrim teorisi, tek bir delili dahi olmadığı halde yeryüzünde yaşayan ve geçmişte yaşamış tüm canlı türlerinin birbirlerinden türeyerek ortaya çıktıklarını iddia eder. Bunun da çok uzun süre içinde yavaş yavaş ve kademe kademe gerçekleştiğini söyler. Dolayısıyla, bu iddiaya göre iki canlı türü arasındaki geçiş dönemini yansıtan ve her iki türden bazı özellikler taşıyan birtakım canlıların yaşamış olması zorunludur. Örneğin, balıkların sürüngenlere, ardından da sürüngenlerin kanatlanıp kuşlara dönüştüğü ileri sürülür. İşte evrimciler, yüzerken sürünmeye başlayan, yürürken bir anda kuş olan bu hayali canlıların sözde geçiş aşamasındaki fosillerine “ara geçiş formu” adını verirler. Bu hayali düşünce gerçek olsaydı, bugüne kadar yaşamış milyarlarca canlının milyarlarca ara geçiş fosili bırakmaları gerekirdi. Ve günümüzde de bu garip görünümlü canlıların kalıntılarına fosil kayıtlarında rastlanması gerekirdi. Ancak, bugüne kadar fosil kayıtlarında tek bir ara geçiş formu fosiline dahi rastlanmamıştır.

Sadece bu durum bile evrim teorisinin ne kadar büyük bir aldatmaca olduğunun göstergesidir.

iddialaracevap.blogspot.com ahirzamanfelaketleri.blogspot.com ingilizderindevleti.net