Jetten Hızlı Hareket Eden Bukalemun Dili

Bukalemun Dili Nasıl Bu Kadar Hızlı Hareket Edebiliyor?

Bukalemunun dilinin dokularını ayrıştıran araştırmacılar, hızlandırıcı kasın tüm bu işi yapmada gerekli kuvveti tek başına üretebilmenin mümkün olmayacağını hesapladılar. Araştırmacılar bukalemun dillerini incelemeye aldılar ve hızlandırıcı kasla dil kemiği arasında, varlıkları bugüne kadar bilinmeyen en az 10 kaygan kılıf olduğunu keşfettiler. Dil kemiğine, bukalemunun ağzına en yakın uç noktada bağlanmış olan kılıfların, spiral olarak sarılmış protein iplikçikler içerdiği anlaşıldı. Bu iplikçikler hızlandırıcı kas kasıldığında, sıkışıp şekil değiştiriyor ve gerilmiş bir lastik bant gibi enerji depoluyor. Bunlar, -gerilmiş ve uzamış kılıflar- dil kemiğinin yuvarlak ucuna eriştiğinde, bulundukları yerden eş zamanlı olarak kayıyor, kuvvetle sıkışıyorlar ve dili itiyorlar. İplikçikler dil kemiğinden kayar kaymaz, kılıflar bir teleskobun tüpleri gibi birbirlerinden ayrılıyorlar ve böylece dil maksimum uzunluğuna erişiyor. Van Leeuwen, dilin “teleskobik bir mancınık gibi” çalıştığını söylüyor. Bu mancınığın son derece çarpıcı bir özelliği daha var. Sonraki sayfalarda da okuyacağınız gibi dilin ucu, ava çarpma anında bir vakum şeklini alıyor. Bu fırlatmada dil, ağız içindeki dinlenme konumuna göre 6; bukalemunun bedenine göre 2 kat daha fazla uzayabiliyor.

Bukalemun dilinde içiçe geçmiş bu kılıfların kendi başına olamayacağı yani evrimle hiçbir şekilde açıklanamayacağı ortadadır. Tanınmış bilim adamı Dr. Brad Harrub, konuyla ilgili makalesinde her biri evrimcilere büyük açmazlar oluşturan şu soruları sormaktadır:

  1. Bu kılıfların her biri nasıl olup da doğru şekilde gelişmiştir?
  2. Dil bu uzunluğa nasıl ulaşmıştır?
  3. Hızlandırıcı kas nasıl ortaya çıkmıştır?
  4. Kılıflar hareketlerini, dili maksimum uzunluğa ulaştıracak şekilde nasıl koordine edebilmişlerdir?
  5. Bukalemun (veya sözde evrimsel atası) tüm bu kompleks sistemler yavaş yavaş sözde evrimleşirken nasıl hayatta kalabilmiştir?
  6. Bukalemun, dili fırlattıktan sonra tüm bu parçaları yeniden toparlamayı nasıl öğrenip başarabilmiştir?
  7. Eğer bu dil, sözde evrimsel avantaj olarak kazanılmış ise diğer hayvanlarda neden bu avantaj evrimleşmemiş, başka hayvanlar benzer avlanma metodlarına sahip olmamıştır?
  8. Kılıflar “bir teleskobun tüpleri gibi birbirlerinden ayrılma” yeteneğine nasıl sahip olmuşlardır?

Bir evrimcinin bu sorulara verilebilecek hiçbir mantıklı cevabı yoktur.

Farklı özellikte kas grupları; dilin fırlatılması, hızlandırılması, hedefe çarptığında vantuz şeklini alması ve hızla tekrar geri çekilmesi görevlerini kusursuz bir şekilde yerine getirmektedirler. Bu kas grupları birbirlerinin hareketlerini hiçbir şekilde engellememekte, avın bir saniyeden az sürede vurulup ağız içine çekilmesinde koordineli şekilde çalışmaktadırlar. Bunun ötesinde, görme sistemiyle beynin birlikte çalışması sayesinde avın konumu hesaplanmakta, daha sonra beyindeki nöronların sinyalleriyle balistik dilin “ateşlenmesi” emri verilmektedir.

Bukalemun Avını Nasıl Yakalıyor?

Bukalemunlar avlarını bir ok gibi fırlattıkları dilleri sayesinde yakalarlar. Başta da belirttiğimiz gibi bukalemunun neredeyse kendi boyu kadar fırlatabildiği bu dilin ucunda özel bir vantuz sistemi bulunur. Bukalemun dili ağızdan ilk çıktığı anda ucu dışbükey haldedir. Avına yaklaşmış ve iyice gerilmiş olduğunda dilin ucu şekil değiştirerek içbükey bir hal alır. Böylece dilin ucunda oluşan dudaklar ava çarpar ve bir vantuz gibi yapışır. Mükemmel av mekanizmasıyla donatılmış olan bukalemunlar, oldukça ağır avları bile dillerini kullanarak kendilerine doğru çekebilirler.

Tüm bunlar insan gözünün takip edemeyeceği kadar kısa bir sürede gerçekleşir. Dilin fırlaması, ava yapışması ve ağza geri çekilmesi saniyenin yalnızca onda biri kadar bir sürede gerçekleşir.

Bukalemun dili durağan değil dinamiktir. Yani dilin şekli duruma göre değişken bir özellik gösterir. Hayvanın ağzında katlı biçimde duran dil, tam da gerekli olduğu anda; ava çarpmadan az önce vantuz şekli alır. Bukalemundaki bu balistik mekanizmanın temelinde dildeki kaslar ve onları kontrol eden sinirler yatıyor. Dilin dışbükey şekilden iç bükeye geçirilerek ortaya bir vantuz çıkarılması, darbeden hemen önce kasılan iki kas sayesinde mümkün oluyor.

Kaslara İletilen Emir

Bukalemunun avını yakalamasını kare kare yavaşlatılmış çekimde izlediğimizde, dilin her karede aldığı şekil farklı görünmektedir. Sinirlerden kaslara her şekil için ayrı sinyaller ulaşır. Bu sinyaller kaslara iletilen birer emir gibidir. Kasların son anda bir vantuz gibi kasılması da böyle bir emir sayesindedir. Oysa bukalemunun bu emirlerden haberi bile yoktur. Bu sistem otomatik çalışacak biçimde yaratılmıştır.

Karmaşık olmayan bir yapıya sahip olmalarına karşın lastik vantuzları gördüğümüzde özel olarak var edildiklerini kolayca anlarız. Esnek bir malzeme belli bir amaç için belli bir forma sokulmuştur. Ayrıca bu yapıda temel bir fizik kuralından faydalanılmıştır. Vantuzun camla arasındaki havayla dışındaki hava arasındaki basınç farklılığı gözetilmiştir. Vantuzlar bu fizik kuralını bilen ve malzemeyi uygun forma sokabilen biri tarafından var edilmişlerdir.

Bukalemun dilindeki yapı ise çok daha komplekstir. Bukalemunun böyle bir sistemi önce akletmiş, sonra da kendi iradesiyle bedeninde üretmiş olabileceğini savunmak da akılla bağdaşmaz.

Bukalemun dilindeki bu balistik mekanizmayı var eden Yüce Allah’tır. Yüce Rabbimiz, canlı veya cansız yeryüzündeki her şeyin Yaratıcısı’dır.

“Sizin için yerde olanların tümünü yaratan O’dur. Sonra göğe yönelip (istiva edip) de onları yedi gök olarak düzenleyen O’dur. Ve O, her şeyi bilendir” (Bakara Suresi, 29)

iddialaracevap.org adnanoktarhaber.com adnanoktarhukuk.com adnanoktargercekleri.com