Alglerin Kökeni ve Amfibiler

Alglerin Kökeni

Algler, denizlerde, buzullarda, kaya parçalarının üzerinde, tatlı sularda, hatta kaynar su kaynaklarında bulunan ve bitkiler gibi güneş ışığından fotosentez yoluyla besin üretebilen canlı organizmalardır. Atmosferdeki oksijenin büyük bir kısmını üretirler. Tek hücreli algler olduğu gibi, 60 metre boyunda kalp yosunları da vardır.

Evrimcilerin iddiasına göre ilk bitki hücresinin evrimleşmesiyle algler oluşmuştur, ancak 3.4 milyon yıllık alg fosillerinin bulunması, bu durumun geçersizliğini ortaya koymuştur. Ayrıca bulunan alg fosilleri, günümüz algleriyle aynı kompleks yapıya sahiptir.

Alglerin sahip oldukları kompleks düzen oldukça hayret vericidir. Hücrelerinin duvarlarını inşa etmek için kullandıkları özel bir protein vardır. Birçok canlı bu proteinin farklı çeşitlerini kullanır ancak algler doğadaki en uzun ve kompleks halini kullanırlar. Balıkların en güçlü D vitamini kaynağı olan algler, kendilerinde sarı ve yeşil renk oluşturabilecekleri kimyasal maddelere de sahiptirler.

Amfibi

Hem karada hem suda yaşayabilen, pulsuz ve omurgasız hayvanlardır. Yaklaşık 4000 türü bulunmaktadır. Kurbağalar, kara kurbağaları, semenderler bu türler arasındadır.

Bu canlıların hem karada hem suda yaşayabilmeleri, evrimcilerin onları “sudan karaya geçiş” iddialarında kullanmalarına sebep olmuştur. Ancak bulunan tüm fosiller evrimcilerin iddialarını geçersiz kılmaktadır. Fosil kayıtlarına bakıldığında, yarı balık yarı amfibi ya da yarı amfibi yarı sürüngen hiçbir canlının yaşamadığı açık olarak görülür. Yarı balık – yarı amfibi olduğu iddia edilen ve bu konuda tek örnek olan Cœlacanth adlı balık fosilinin yaşayan örneklerinin Hint Okyanusunda bulunmasıyla bu iddialar da çürütülmüştür.

Çünkü Cœlacanth karaya çıkmakla hiçbir ilgisi olmayan, aksine suyun 180 metre derinliğinde yaşayan bir dip balığıdır.