Körelmiş Organlar Evrim Delili Değildir Son Kanıt Onthophagus Boynuzlu Böcekleri

Onthophagus Cinsi Böceklerin Boynuzları Bir Amaca Yönelik Yaratılmıştır

Onthophagus cinsi boynuzlu böceklerin üzerinde yapılan araştırmalar, Yüce Allah’ın detaylı yaratma sanatına delil oluşturan önemli bilgiler ortaya koymuştur. Evrimciler bu böceklerin boynuzlarının doğumdan hemen sonra yok olmasını, “işlevini kaybetmiş organ” olarak değerlendirmişlerdir. Ancak gerçek onların iddia ettiği gibi değildir. Aksine böceklerin doğumdan sonra yok olan organları, Yüce Allah tarafından çok önemli bir amaca hizmet etmek için özel olarak var edilmiştir.

Peki son derece işlevsel bir özelliğe sahip olan bu boynuzların varoluş sebebi nedir?

Larva dönemindeyken boynuzlu böceklerin etrafları koruyucu bir malzeme ile kaplıdır. Ancak larvalar gelişimlerini tamamladıktan sonra bu koruyucu zardan çıkmaları gerekmektedir. İşte böceklerin boynuzları larvaların çıkış aşamasında önemli bir görev üstlenir ve bu koruyucu zarı kesip çıkarmalarında yardımcı olur.

“Allah, yedi göğü ve yerden de onların benzerini yarattı. Emir, bunların arasında durmadan iner; sizin gerçekten Allah’ın herşeye güç yetirdiğini ve gerçekten Allah’ın ilmiyle herşeyi sarıp-kuşattığını bilip-öğrenmeniz için.” (Talak Suresi,12)

Boynuzlar Olmasaydı…

Yakın zamanda yapılan bir araştırmada bilim adamları böceğin larva aşamasındayken ufak voltaj arkları kullanarak boynuz hücrelerini diğer hücrelere zarar vermeden yok etmişlerdir. Boynuz dokusu tahrip edilen böceklerin baş bölgelerindeki kabukları kıramadıkları gözlemlenmiştir. Sonuçta bu böceklerin baş kısımları sıkı bir şekilde koruyucu zırhla örtülü kalmış ve kabuklarından dışarı çıkamamışlardır. Bu da göstermektedir ki boynuzlar körelmiş birer organ değil aksine bu canlılar için hayati önem taşıyan birer yaratılış delilidir.

Boynuzlu böceklerle ilgili araştırmayı yürüten ve kendisi de evrimci olan bilim adamı Armin Moczek, böceklerin boynuzlarının körelmiş bir organ olmadığını şu sözleri ile itiraf eder:

Öyle gözüküyor ki ergenlik öncesi bu boynuzlar işlevsiz değillerdir. Halbuki çoğumuz önceden böyle düşünmüyordu.” (Vanishing Beetle Horns Have Surprise Function)

Körelmiş Organlarla İlgili Evrimcilerin İtirafları

Charles Darwin:Bununla birlikte, arta kalan bir güçlük var. Bir organ artık kullanılmadığı için çok küçüldükten sonra, kendisinden ancak belli belirsiz bir iz kalıncaya dek nasıl küçülebiliyor ve sonunda nasıl tümüyle ortadan kalkabiliyor. Bir organ bir kez görevsiz kılındıktan sonra, kullanılmamanın onu daha da etkileyebilmesi pek de olanaklı değildir. Burada benim veremeyeceğim ek bir açıklama gereklidir.” (Charles Darwin, Türlerin Kökeni, Onur Yayınları, Beşinci Baskı, Ankara 1996, s. 516)

S. R. Scadding:(Biyoloji hakkındaki) bilgimiz arttıkça, körelmiş organlar listesi de giderek küçüldü… Bir organın işlevsiz olduğunu tespit etmek mümkün olmadığına ve zaten körelmiş organlar iddiası bilimsel bir özellik taşımadığına göre, “körelmiş organlar”ın evrim teorisi lehinde herhangi bir kanıt oluşturamayacağı sonucuna varıyorum.” (R. Scadding, “Do ‘Vestigial Organs’ Provide Evidence for Evolution?”, Evolutionary Theory, cilt 5, Mayıs 1981. s.173)

Körelmiş Organlar Asla Var Olmadı

Evrimciler tarafından ortaya atılan körelmiş organlar senaryosu, kendi içinde hem mantık hataları içermektedir, hem de bilimsel olarak yanlıştır. Evrimcilerin iddia ettiği gibi, -sözde- canlıların atalarından miras kalmış olan hiçbir körelmiş organ yoktur. Çünkü canlılar diğer canlılardan rastlantılarla türememiş, bugünkü formlarıyla Allah tarafından eksiksiz ve mükemmel bir biçimde yaratılmışlardır. Yüce Allah bu gerçeği Kuran ayetlerinde şöyle haber vermiştir:

“O, biri diğeriyle ‘tam bir uyum’ (mutabakat) içinde yedi gök yaratmış olandır. Rahman (olan Allah)ın yaratmasında hiçbir ‘çelişki ve uygunsuzluk’ (tefavüt) göremezsin. İşte gözü(nü) çevirip-gezdir; herhangi bir çatlaklık (bozukluk ve çarpıklık) görüyor musun?

Sonra gözünü iki kere daha çevirip-gezdir; o göz (uyumsuzluk bulmaktan) umudunu kesmiş bir halde bitkin olarak sana dönecektir.” (Mülk Suresi 3–4)