Eğer Darwin “Yaratılış Atlası”nı Görebilseydi…

Darwin ise aslında günümüzde yaşanan bu gelişmelerden onlarca yıl önce “Türlerin Kökeni” adlı kitabına “Teorinin Zorlukları” başlıklı uzun bir bölüm koymuş ve bu bölümde teorinin birçok soru karşısında açık verdiğini öngörerek itiraf etmişti. Dolayısıyla günümüzde hala yaşıyor olsaydı Charles Darwin’in yaşanan bilimsel gelişmeler ve okuduğu “Yaratılış Atlası” karşısında vereceği tepki, bilimin doğruluğuna inanan her akıl ve mantık sahibi insan gibi resimlerde aktarıldığı şekilde olacaktı.

Yıl: 2007

Yer: Ekvador sahillerinin 1000 kilometre kadar açığında yer alan Galapagos Adası

Galapagos Adası’na ilk ziyaretini 1835 yılında gerçekleştiren Charles Darwin, 198 yaşında bir dede olmuştu. Kendisi ve bilimsel bir delile dayanmaksızın ortaya attığı teorisi için büyük önem taşıyan bu adaya sık sık ziyarette bulunmaya devam ediyordu. Ancak adaya yaptığı bu son ziyaretinin dönüşünde onu evde bekleyen ve tüm düşüncelerini değiştirecek sürprizden henüz haberi yoktu.

Darwin ilk kitabı Türlerin Kökeni’ni evrime dair hiçbir delil sunmadıkları halde Galapagos’ta yaptığı bazı gözlemlerden yola çıkarak yazmıştı. Yıllar geçtikçe Darwin’in ortaya attığı teorinin çıkmazları ve yetersizliği daha da net olarak ortaya çıktığı için teorinin takipçilerini oyalayacak yeni bir çalışma gereksinimi doğmuştu. Bu nedenle Darwin yeni bir kitap yazarak evrim teorisinin çaresiz takipçilerini bir süre daha oyalamayı uygun gördü. Yine elinde hiçbir delil olmadığı halde bu sefer, Türlerin Evrimi adında yeni bir kitap çalışmasına başladı.

Çalışmalarını devam ettirdiği sırada kapı çaldı ve postacı Darwin’e büyük bir paket içindeki “Yaratılış Atlası“nı teslim etti. Böyle bir paket ısmarlamadığı için oldukça şaşıran ve teslim aldığı bu büyük paketin bir kitap olduğundan henüz habersiz olan Darwin’in paket hakkındaki ilk izlenimi ne kadar ağır olduğu idi.

Büyük bir merakla paketi açıp “Yaratılış Atlası” ile karşılaşan Darwin daha içeriğini bile incelemeden hayatı boyunca görmediği kalitedeki “Yaratılış Atlası” karşısında büyük bir şaşkınlık yaşadı. Ancak bir süre kitabı inceleyip içeriğindeki fosil kayıtları ile akılcı ve bilimsel izahları görünce, yaşadığı şaşkınlık yerini hayranlığa bıraktı.

Charles Darwin: Ben onlarca yıldır teorimi doğrulayabilmek için ara fosillerin var olması gerektiğine inanıyor ve takipçilerime de bunu telkin ediyordum. Ama “Yaratılış Atlası” ortaya çıkarıyor ki meğer ara fosiller asla var olmamış. O zaman benim teorim tamamen ortadan kalkıyor. Zaten “Türlerin Kökeni” adlı kitabımın “Teorinin Zorlukları” bölümünde “Eğer gerçekten türler öbür türlerden yavaş gelişmelerle türemişse, neden sayısız ara geçiş formuna rastlamıyoruz? Neden bütün doğa bir karmaşa halinde değil de, tam olarak tanımlanmış ve yerli yerinde?…” diye sorarak teorimin doğruluğu hakkında kuşkularım olduğunu vurgulamıştım.

Darwin ilk olarak, bu denli geniş kapsamlı bir atlasın ancak büyük bir şevk ve inanç sonucunda ortaya çıkabileceğini düşündü. Çünkü kendisi ilk kitabı olan “Türlerin Kökeni”ni yayınlamadan önceki bilimsel boşluklar ve yetersizlikten dolayı tereddüt yaşamıştı. Ancak “Yaratılış Atlası” yayınlanmadan önce hiçbir şekilde bir tereddüt yaşanmadığı ve içeriğinin doğruluğu hakkında %100 emin olunduğu açıktı.

Charles Darwin: Ayrıca canlı hücrelerinin yapı taşlarını oluşturan yüzlerce çeşit kompleks protein molekülünden bir tanesinin bile doğal şartlarda tesadüfen oluşamayacağını doğrusu düşünememiştim. Nitekim “Yaratılış Atlası“nda da vurgulandığı üzere teorim henüz proteinlerin ‘tesadüfen oluştukları’ iddiasına geçerli bir kanıt ya da açıklama dahi getirememiş durumda.

“İlerleyen sayfalarda ise gördüm ki yıllardır insanları evrim teorisinin doğruluğuna ikna etmek için kullanılan Piltdown Adamı ve Nebraska Adamı birer sahtekarlıktan ibaretmiş. Öncülüğünü yaptığım tüm bu skandallar, benim teorimin tümüyle gerçek dışı bir hikaye olduğunu gösteriyor. “Yaratılış Atlası” her sayfasıyla kanıtlıyor ki; “Ben büyük bir hata yapmışım ve benim teorim hiçbir şekilde doğru olamaz.” Türlerin evrim geçirmediğini ve üstün özellikleriyle her birinin ayrı ayrı Allah tarafından yaratıldığını kavradıktan sonra da “Türlerin Evrimi” adıyla yeni bir kitap çalışması yapmam mümkün değil.”

Ortaya attığım evrim teorisi ile yaklaşık olarak 150 yılı aşkın bir süre insanların büyük bir yanılgıya düşmesine sebep olmuşum. Ancak çok açık ki; bu incelediğim “Yaratılış Atlası” bilimsel içeriği ile tek başına benim yaptığım büyük hatayı düzeltmek ve insanlara evrim teorisinin büyük bir yanılgı olduğunu aktarmak için yeterli bir kaynak olacaktır.