Vatikan Konferansının Gerçekleri

Tek bir proteinin dahi tesadüfen oluşmasının mümkün olmadığını, bugüne kadar ara form diye sunulan fosillerin hemen hepsinin ya sahte ya da soyu tükenmiş canlılara ait olduğunu, elde edilen 250 milyondan fazla fosilin ise tamamının evrim olmadığını gösterdiğini aslında Darwinistlerin kendileri de çok iyi bilmektedir. Böyle bir dönemde, Darwinist dünya mafyasının da sonu gelmiştir. Darwinistlere ve materyalistlere düşen, artık Darwinizm’in cenazesini kaldırmak ve 150 yıldır yürütülen dikta rejimi nedeniyle tüm dünya halklarından özür dilemektir.

3 Mart 2009 günü Vatikan tarafından düzenlenen “Evrim Konferansı”na katılan Beyin Cerrahı Sayın Oktar Babuna’ya karşı, koyu Darwinist bilim adamlarınca sergilenen antidemokratik tepki, bu kişilerin kendi pagan dinlerine uymayan kimselere karşı ne denli tahammülsüz olduklarını, en önemlisi de Yaratılış Gerçeği karşısındaki çaresizliklerini gözler önüne seren önemli bir örnektir.

Geçtiğimiz ay bu konudaki bir diğer örnek ise ülkemizde yaşanmıştır. 9 Mart sabahı Türk basınının bazı kesimlerinde adeta “3. Dünya Savaşı” başlıyormuş gibi bir panik havası estirilmesine sebep olan olaylar zinciri, “TÜBİTAK’ın yayın organı olan bir derginin” kapağındaki Darwin resminin değiştirilmesi ile başlamıştır. Dergilerde kapak, gazetelerde de manşet değişimlerinin son ana kadar birçok kez yaşanabildiğini çok iyi bilen bu çevreler, toplum içerisinde yanlış bir kanaat oluşturabilmek için koro halinde “Darwinizm’e inanmayan çağdaş değildir” yalanına dayanan bir kampanya başlatmışlardır.

Her iki örnek de göstermektedir ki son 30 yıldır Sayın Adnan Oktar tarafından Darwinizm’e karşı yapılan büyük ilmi mücadele bu ideolojinin tüm sahtekarlıklarını deşifre etmiş ve Darwinizm, tarihinin en büyük yenilgisini almıştır.

Avrupa’daki materyalist ve Darwinistler bu büyük yenilginin şokuyla hareket etmekte, kendilerince Vatikan’a Darwinizm yanlısı açıklamalar yaptırarak ve Vatikan topraklarında evrimi savunan konferanslar düzenlettirerek;

Ülkemizdeki az sayıdaki materyalist-Darwinistler ise bir kapak değişimi neticesinde yaşadıkları zavallı paniği gerek köşe yazılarında gerekse televizyon programlarında dile getirerek; insanları “Evrime inanmazsanız çağdaş değilsiniz” sahtekarlıklarıyla kandırabileceklerini zannetmekte ve kendilerince Darwinizm’i yeniden diriltebileceklerini ummaktadırlar.

Halbuki Darwinizm ölmüştür ve hiçbir girişimin bu ölüyü diriltmesi mümkün değildir.

Vatikan’ın Unuttuğu Önemli Gerçek

Yüce Allah, samimi iman edenleri, Allah adına bir çaba içinde olanları mutlaka koruyacak, onları mutlaka galip kılacaktır. Bir batıl ideolojinin baskısıyla bunu unutan Vatikan, mutlaka bu durumu düzeltmeli, Allah’tan başka hiçbir gücün yarar ve zarar sağlayamayacağını unutmamalı ve Darwinizm’e karşı tavır alarak Allah inancının savunuculuğunu yapmalıdır.

Vatikan’a Cevaplar

Hristiyanlığın Sembolü Olan Vatikan, Darwinist Diktatörlüğe Resmen Teslim Olmuştur

Yüce Allah’ı yüceltmesi, O’nun yarattığı güzellikleri insanlara tanıtması, Allah’ın üstün yaratıcı gücünü insanlara göstererek Rabbimiz’i Bir ve Tek olarak anıp coşkuyla insanlara ulaştırması gerekirken, Vatikan, şu anda dünyayı dinsizliğe ve zulüm sistemine götüren Darwınizm’in propagandasını yapmaktadır.

Vatikan, tüm dünyayı zorbalık ve tehdit ile etkisi altına almış olan Darwinist diktatörlüğün tehditlerine karşı mağlup olmuştur.

Vatikan’ın Darwinist propagandaya ev sahipliği yapması büyük bir utanç vesilesidir. Vatikan, yalnızca Darwinist propagandanın en ünlü temsilcilerini konuklamakla ve onların fikirlerini desteklemekle kalmamış, bilimsel konferans adı altında gerçekleştirdiği etkinlik esnasında Yaratılışı savunanların konuşturulmamasına da önayak olmuştur. Vatikan’da gerçekleştirilmiş olan ve açık ve aleni şekilde ateizm propagandasının yapıldığı evrim konferansında, Yaratılış Gerçeğini savunanların konferansa iştiraki engellenmiş, konferans sırasında soru sormak isteyen yaratılış savunucularının önlerindeki mikrofon çekilip alınmış, bununla da kalmayıp bu kişiler salondan çıkmaya zorlanmışlardır. Bu bilimsellikten uzak, ilkel, hatta despot davranışların tek sebebi, Darwinistlerin “tek bir tane ara fosil deliliniz var mı?” sorusuna bile tahammül edememeleri, bu soruya verebilecek cevap bulamamaları ve kesin olarak yenilmiş olmalarıdır. Darwinistler, şiddetli yenilginin etkisiyle çözümü anti-medeni davranışlara başvurmakta bulmuş; bilimsel delillerle değil; mikrofonu söküp götürmekle, karşıt fikirdekileri salondan atmaya çalışmakla galibiyet elde edeceklerini düşünmüşlerdir. Ancak Reuters’in haberine göre “sansür, anti-demokratik ve anti-akademik davranışlar havada uçuşmuş”, Vatikan açıkça, Allah inancının karşısında Darwinizm’in savunuculuğunu yapmıştır.

Vatikan, böylesine büyük bir Darwinist propagandaya ev sahipliği yapmakla büyük bir hataya düşmüştür. Çünkü böyle yaparak;

Masonların, ateistlerin, dünyayı dinsizliğe ve zulme götürmeye çalışan odakların tehditlerinden korkarak; hakkı savunmak yerine, hakkın karşısında yer alan sapkın bir dinin savunuculuğunu yapmıştır.

Batıla dayanarak hareket eden bu odakların güçlü olduğu yanılgısına düşmüştür. Oysa onların Allah’ın sonsuz Kudreti karşısında hiçbir güçlerinin olamayacağını, baştan yenilgiye uğramış bir dava ile ortaya çıkmış oldukları gerçeğini değerlendirememiştir.

Samimi dindarların kendisine olan güvenini sarsmıştır.

Artık tüm dünya, kendilerine Yaratılış Atlası ile sunulan delillerle evrimin bir yalan olduğunu bilmektedir. Vatikan evrimin Hristiyanlık ile çelişmediği iddiasıyla ortaya çıkarak, dahası kendi evinde Yaratılış savunucularının Darwinist diktatörlük tarafından susturulmasına seyirci kalarak, tüm Hristiyanlık aleminin tepkisini çekmiştir.

Darwinistler, Hristiyan alemine yönelik bu çirkin planlarıyla başarıya ulaşacaklarını zannetmektedirler. Oysa bu yönde yaptıkları her türlü aleyhte faaliyet her zaman insanların daha fazla Allah’a yönelmelerine ve daha fazla Allah’a sarılmalarına sebep olmuştur. Nitekim şu anda tüm dünya çapında Vatikan’a yönelik tepkilerden de bu gidişat anlaşılmaktadır. Darwinistler ve dünya çapında Darwinizm’in ve ateizmin savunuculuğunu üstlenenler kesin olarak yenilmişlerdir. Bu yenilginin alametlerini, Allah’ın izniyle önümüzdeki günlerde çok daha güçlü biçimde göreceklerdir.

Türk Basınından Nazı Kesimlere Cevaplar:

“Bilim = Darwinizm Yalanı” Artık Talep Görmüyor

Darwin, bundan 150 yıl önce hiçbir bilimsel temeli olmayan bir teori ortaya atmıştır. Ve ardından Türlerin Kökeni kitabında, hayali ara formların yokluğu karşısında teorisinin çöküşe uğrayacağını açıkça itiraf etmiştir. Darwin’in bu itirafı şu şekildedir:

“Eğer gerçekten türler öbür türlerden yavaş gelişmelerle türemişse, neden sayısız ara geçiş formuna rastlamıyoruz? Neden bütün doğa bir karmaşa halinde değil de, tam olarak tanımlanmış ve yerli yerinde? Sayısız ara geçiş formu olmalı, fakat niçin yeryüzünün sayılamayacak kadar çok katmanında gömülü olarak bulamıyoruz… Niçin her jeolojik yapı ve her tabaka böyle bağlantılarla dolu değil? Jeoloji iyi derecelendirilmiş bir süreç ortaya çıkarmamaktadır ve belki de bu benim teorime karşı ileri sürülecek en büyük itiraz olacaktır.” (Charles Darwin, The Origin of Species, s. 172, 280)

İşte Darwin’in bu öngörüsü gerçekleşmiş, hayali ara fosiller gerçekten de bulunamamıştır. Bulunması imkansızdır çünkü canlılar arasında böyle bir ara geçiş yaşanmamış, canlılar evrimleşmemişlerdir. Bilimin gösterdiği bu gerçek, şu anda 21. yüzyılda Darwin’in teorisini yerle bir etmiştir.

Aydın Türk Halkının Gerçekler Karşısındaki Hassasiyeti Ve İleri Görüşlülüğü

Şu anda yeryüzünün neredeyse tamamı kazılmış durumdadır. Ve 250 milyondan fazla fosil bulunmuştur. Bu fosillerin bir tanesi bile ara fosil değildir. Fosillerin tümü, milyonlarca yıl öncesine ait mükemmel kompleks canlılara aittir ve bunların büyük bir kısmı günümüzde yaşayan canlıların aynısı olan yaşayan fosillerdir. Yani yer altından çıkarılmış olan 250 milyon fosilin tamamı yaratılış gerçeğini ispat etmektedir.

Bu gerçeği ilk gören Türk halkı olmuştur. Çünkü halkımız, bu fosilleri bizzat sergilerde gezip incelemiş, elleriyle onlara dokunmuş, onları büyüteç altında analiz etmiştir. İlkokul çocukları bile bu sergilere akın etmiş, fosillerin vermiş olduğu mesajı hemen anlamışlardır: canlılar değişmemişlerdir. Milyonlarca yıl önce nasılsalar, bugün de aynıdırlar. Ve bu gerçek Darwin’in, teorisini yıkacağını öngördüğü en kesin bilimsel kanıtla, yani fosillerle ortaya çıkmıştır. Darwinistlerin yıllardır saklamaya çalıştıkları 250 milyon fosilin deşifre edilmesiyle, dikkat edilirse bütün Darwinistler sus pus olmuşlardır.

Ardından Yaratılış Atlası’nın tüm dünyaya yayılması ve yurt dışında yapılan fosil sergileri sonucunda dünya da bu gerçeğin farkına varmıştır. Tüm ülkelerde insanlar böyle bir aldatmaca ile yıllardır nasıl aldatılmış olduklarını şaşkınlıkla anlamışlardır.

Şu anda Türkiye’de evrime inanmayanların oranı %95’dir. Bu, Türk milletinin gerçek bilimsel delilleri görüyor olması; aynı zamanda sağduyulu, akıllı ve son derece açık görüşlü bir millet olmasındandır. Bu nedenledir ki Türk milleti, bilimsel delilleri görmelerinin hemen ardından evrim teorisinin bir yalan olduğunu anlamıştır. Darwinizm’in dünyadaki tüm belaların kaynağı olduğunu, Allah inancına karşı geliştirilmiş sapkın bir ideoloji olduğunu, yıllarca sahtekarlıkla ayakta tutulmaya çalışıldığını hemen görmüşlerdir. Necip Türk milleti artık kandırılamamaktadır. Bu milletimiz adına bir iftihar vesilesidir. Bu durum, Türk basınından ve bilim dünyasından bazı kişilerin iddia ettiği şekilde necip milletimizin geri kalmışlığının değil, bilakis aklının, ileri görüşlülüğünün, bilime ve ilime açık ve vicdanlı oluşunun göstergesidir.

Bu aynı zamanda medeni bir ülkenin göstergesi olan fikir özgürlüğünün de bir alametidir. Şu anda Avrupa’da öğrenciler, Darwinist diktatörlüğün çirkin oyunları sonucunda, -tüm itirazlarına rağmen- bir safsata olduğu halde okullarda evrim eğitimi almak zorundayken, sağduyulu Türk milleti çocuklarının evrim yalanı ile aldatılmasına izin vermemiştir. Dünyada bu anlamda en aydın millet, Türk milletidir.

Vatikan’daki Antidemokratik Konferansa Dünyadan Tepkiler

Reuters internet sayfalarında yayınlanan aşağıdaki makalede Vatikan tarafından desteklenen ve Pontifical Georgian Üniversitesi’nde düzenlenen konferanstaki antidemokratik uygulamadan şöyle bahsedildi:

“Vatikan’ın sponsorluğundaki evrim ile ilgili yüksek güçlü akademik konferansın başlangıcı fosilleşmişti.

Biyolojik Evrim, Gerçekler ve Teoriler adı verilen üçüncü STOQ uluslarası konferansı Salı günü Pontifical Gregorian Üniversitesi’nde Vatikan’ın Papalık Kültür Konseyi idaresi altında başladı.

Charles Darwin’in doğumunun 200. yılını vurgulamak için, Notre Dame Üniversitesi’yle birlikte organize edilen konferans kınama suçlamalarının ve demokratik ve akademik olmayan davranışların başlamasıyla biraz zor ilerledi.

Birinci bölümün sonunda, ünlü Türk anti-Darwinist Harun Yahya’nın arkadaşlarından olan Türk doktor Oktar Babuna bir soru sorma talebinde bulundu. Evrime karşı İslami yaratılışçılık kampanyasının taraftarı olan Babuna, evrim teorisine destek olmak için türler arasında ara geçiş formu olmadığına dair görüşlerini anlattı.

Babuna konuşmaya başladıktan sonra kürsüdeki iki profesör Irvine’deki California Üniversitesi’nden Francisco J. Ayala ve New York Devlet Üniversitesi’nden Douglas Futuyma fark edilir şekilde rahatsız oldu. Salondan birinin, “mikrofonu kapatın” dediği duyuldu ve birkaç saniye sonra organizatörlerden iki kişi Babuna’ya yaklaştı. Bir tanesi mikrofonu aniden Babuna’dan uzaklaştırdı, diğeri ise yerine geri oturmasını istedi.

Daha sonra Babuna Reuters’e, “Yerime geri oturduktan sonra birisi ‘yalnızca evrimciler soru sorabilir’ şeklinde açıklama yaptı. Bu çok anti demokratik ve hiç akademik değil. Eğer bu bilimsel bir toplantıysa … eğer bilimsel sorular soruyorsanız, bunlar da bilimsel olarak cevaplandırılmalıdır, bunu herkes kabul eder … eğer insanları susmaya zorlarsanız ve hiç soru sormalarına izin vermezseniz … o zaman bu bilimsel bir teori değil, bir ideolojidir.” Tartışma Babuna’nın arkadaşı Dr. Cihat Gündoğdu tarafından filme alındı ve Harun Yahya’nın websitesine kondu.

Her ikisi de Harun Yahya’nın süper cezbedici görünümlü mega kitabı Yaratılış Atlası’nın İngilizcesi ve İtalyancasını ellerine alarak konferansa katıldı. İslami Yaratılış hakkında, taraftarları ve muhalifleri hakkında birçok blog yapmıştık. Bunların bazılarını aşağıya listeledik. Fakat siz tartışma hakkında ne düşünüyorsunuz ve daha da önemlisi, Gregorian Üniversitesi’ndeki resmi yetkililer bilimsel bir konferansta Babuna’dan mikrofonu almak konusunda haklı mıydı değil miydi?” (Anti-Darwin speaker gagged at Vatican evolution conference)

Çaresizlik Bir Darwiniste Neler Yaptırabilir?

TÜBİTAK’ın yayın organında yaşanan kapak değişimi sonucunda Türk basınının malum bazı kesimlerinde, “Darwinizm’in ölmüş olduğunu” fark etmiş olmanın zavallı paniği net bir şekilde gözlemlenebilmektedir. Darwin’in kendisi bile ortaya attığı bilim dışı teoriye inanmazken, bazı çevrelerin Darwinizm’i bilimin tek gerçeğiymiş gibi göstermeye çalışmaları bu çevrelerde ideolojik bazı kaygıların yaşandığını açıkça ortaya koymaktadır.

“Darwinizm’e inancın medeniyetin bir göstergesi olduğu” safsatasını savunan bu kişilerin yazdıkları yazılardan ve yaptıkları televizyon programlarından dünyadaki gelişmelerden de habersiz oldukları açık bir şekilde anlaşılmaktadır. Şöyle ki, dünyanın en medeni ülkelerinden biri olan Amerika’da şu anda lise eğitimi almış kişiler arasında “Canlıları Allah Yarattı” diyenlerin oranı %79’dur. (“Darwin’s Birthday Poll: Fewer Than 4 in 10 Believe in Evolution”) Darwin’in anavatanı İngiltere’de ise bu oran %75’tir. (Guardian, 2 Şubat 2009, Riazat Butt, “İngilizlerin sadece %25’i Darwin’in evrim teorisine inanıyor”) Bu sonuçlar karşısında, ateist Richard Dawkins de kendi halkını geri kalmışlıkla itham etmiştir. Ancak herkes çok iyi bilmektedir ki refah ve eğitim seviyesi oldukça yüksek olan İngiliz halkı için “geri kalmış millet” yakıştırması yapılması oldukça zordur.

Darwin Avrupa’ya bir aydınlanma çağı getirmemiş, tam aksine tarihteki en korkunç savaşları, katliamları, faşizmi, komünizmi, kitle imhalarını, soykırımı, dehşet, korku ve terörü getirmiştir. İnsanlar, Darwin’in sapkın teorisinin bir sonucu olarak tarihin en karanlık dönemlerini yaşamışlardır. Bilimsel gelişmeler bile çarpıtılmış, sapkın evrim teorisine uyarlanmaya çalışılmıştır. İnsanlar Darwinizm sebebiyle, adı aydınlanma çağı olan sahte bir dönemde, tümüyle karanlığa gömülmüşlerdir. Şu anda insanlar, dehşetli bir aldanıştan uyanmışlardır.

Sayın Adnan Oktar’ın Konu İle İlgili Açıklamaları

Sunucu: Sevgili hocam az önce söylediniz. “Harun Yahya’lar istemiyoruz” diye pankart açtılar. Onu bir izleyicimiz dile getirmiş. Sorusunda : “Bugün Tübitak önünde şöyle bir pankart açtılar. “Tübitak’ta Harun Yahya’lar istemiyoruz.” Demek bu konuda ilk siz akla geliyorsunuz. Evrim konusunda sizden korkuyorlar hocam. Ne söyleyeceksiniz bu konuda?” demiş.

Adnan Oktar: Evvel Allah. Seyyid Battal Gazi gibi. Olayın tek müsebbibi olarak beni gösteriyorlar. Tabi bu beni mest etti. Eğer bir tane bırakırsam Darwinist, gelsinler bana ne söylüyorlarsa söylesinler. O keratalarla tek tek gidip konuşacağım, hepsini ikna edeceğiz, inşaAllah kitap vereceğiz, CD vereceğiz, anlatacağız. Dışarıdan onları yönlendirenler, masonlar, ateist Siyonistler, biraz aklıevveller, işte cahil cühela kim varsa istedikleri kadar uğraşsınlar. Hiçbir şekilde bu çocuklara güç yetiremeyecekler. Bilinç altlarında hepsi inanıyordur kerataların. Zaten ellerine tutuşturulmuş, herhalde matbaada basılmış anladığım kadarıyla çünkü hepsi birbirinin aynı yazılar. Bunun çözümü yoktur. Yani bir kere güneş doğmuştur, bütün insanlar güneşi gördü. İstedikleri kadar yerlere atlasınlar, bu gerçek bütün milletimizce artık kabul edildi. Milletimiz tesadüfe inanacak kadar saf değil, bizim milletimiz çok zeki ve bayağı akıllıdır. Yani tahminlerinin üzerinde akıllıdır. Yani şehirler kuran, dünyaya medeniyetler kuran, arabalar yapan, evler yapan varlıklar tesadüfen olmaz. Çamurdan tesadüfen bu varlıklar oluşmaz. Tesadüf hiçbir şey yapamaz. Bakın herhangi bir kromozoma girsinler, bir kromozoma baksınlar. Kromozom bir alem, bir şehirdir. Yani bir kütüphane dolusu bilgi vardır bir kromozomun içinde. Ve kusursuz yazılmıştır. Yani nasıl kütüphanede kitaplar gayet düzgün yazılıyorlar, bu kromozomlar da öyle kusursuz yazılmış kitaplardan oluşuyor. Bu nasıl tesadüf olsun. Atomlar tek tek, düzgün sıralanıyor. Mesela 1.2.3.4.5.6.7.8.9.10 şeklinde sıralanıyor. Ve milyonlara kadar bu böyle düzgün gidiyor. Bu nasıl tesadüf olsun. Yani bunu 6 yaşında çocuğa söyleseniz inanmaz. Hadi diyelim matematiğe kafası basmıyor diyelim, fosiller ortada. Artık kebapçılarda, lokantalarda, her yerde sergiliyoruz, görüyorlar, elleriyle tutuyorlar. İyice yaklaştırsın şöyle bir 30 cm yanına yaklaştırsın, baksın. Hiçbir şekilde değişikliğe uğramamış. Ve bunlardan yüz milyonun üstünde fosil var. Ve tek bir tane ara fosil yok. Yani artık çocuk olsa bunu anlar. Ama biz anlamayanlara da ısrarla bunu anlatacağız. İstedikleri kadar keratalar pankartlarla gezsinler. (Adnan Oktar’ın Kaçkar TV’deki 12 Mart 2009 Tarihli Canlı Röportajından)

“Bu utanç verici teoriyi ben bunların üzerinden kaldıracağım inşaAllah. İzah ede ede anlatacağım. Ayrıca ben bunlara Darwinizm’i anlatmayın demiyorum çocukların eğlencesi zaten, yani çocukların eğlencesi kalkar okullarda eğer Darwinizm’i kaldırırlarsa. O dersler çocukların zaten espri ve şamata yaptıkları dersler olmuş oluyor. Çünkü adam çıkıyor mesela hocaları diyor ki: Darwin tesadüfler sonucu bütün canlıların olduğunu söyledi ve bu doğrudur diyor. Çocuklar da diyor ki: Hocam bunun aksini ispat eden yüz milyon fosil var diyorlar. Buna ne diyorsunuz diyorlar. Hocası donup kalıyor. Mesela Dawkins’e de öyle bir soru soruyorlar. Adam dakikalarca havaya bakıyor. Böyle donmuş kalıyor. Bunlar espri unsuru yani insanlar güler buna. Dünyanın en saçma en garip teorisi, zaten bu fosil teoridir yani fosileşmiş bir teori.” (Adnan Oktar’ın Kaçkar TV’deki 12 Mart 2009 Tarihli Canlı Röportajından)

“Vatikan’da eskiden beri bir mason hakimiyeti olduğu iddia ediliyor. Hatta mafya etkinliğinin yüksek olduğu da eskiden beri anlatılırdı. Ama bu sefer hakikaten, bu delili de insan gördükten sonra çok güçlü bir yapılanma olduğunu, oranın adeta bir mason locasına çevrildiğini görmüş olduk. Ve hakikaten Papa’yı da ekarte edecek, Papa’yı da etkisiz hale getirecek bir sistemin orada çalıştığını gördük. Belki de tehdit ediyorlar Papa’yı. Darwinist diktatörlüğün ne kadar gözü dönmüş olduğunu herkes bilir. Belki de daha da başka olaylar dönüyor orada. Fakat yaptıkları şov insanlara yalnızca ibret oluyor. Yani şimdi gittiler orada mesela o arkadaşımızı orada konuşturmadılar. Tek yanlı orada kendileri Darwinizm’i anlattılar ama halk da bu paniği, onlarda oluşan korkuyu merak edip araştırıyor. Bir insan gerçeği, doğruyu biliyorsa niye panik olsun? Niye tedirgin olsun? Mesela orada o şahıs konuşurken -Darwinistlerin ileri gelenlerinden biri o konuşan-, bizim arkadaşımız “Ben” demiş “Harun Yahya’yı temsilen buraya geldim. Harun Yahya’nın talebesiyim” gibi bir konuşma olmuş. Arkadaşlarımızın oradaki bizzat tespiti adamların rengi, benzi kül gibi olmuş. Çünkü artık yalan safsata nasıl gitsin orada. Belli ki soracak “Bir tane ara fosil var mı?” diyecek. Nitekim sormuş. Yok. Ondan sonra oradan serçe gibi uçtu. Kaçtı kürsüden. Ne konuşsun?
…Böyle olmaz. İşin doğrusu vardır. Bize o 250 milyon fosili açıklayacaklar. Tek bir ara fosil olmamasını açıklayacaklar. Bir proteinin tesadüfen olmasının imkansız olduğunu açıklayacaklar. Açıklayamayacaklarına göre konu da bitmiştir.” (Adnan Oktar’ın Kral Karadeniz TV’deki 13 Mart 2009 Tarihli Canlı Röportajından)

Sonuç: Yenilginin Adı Darwin

Gözleri körelmiş bazı çevrelerin “deha zannettiği” Darwin, şu anda utançla anılmaktadır. İlkokul çocukları bile Darwin’e ve teorisine gülmekte, Darwinist eğitmenlerine karşı açık delillerle karşı koymaktadırlar. Ülkeler, 150 yıldır aldatılmışlığın şokunu yaşamakta ve akın akın bu sapkın teoriyi reddetmektedirler. Her bir bilimsel delil, tarihin en büyük sahtekarlığı olan Darwinizm’i yıkmıştır. Demagoji, artık bu sahte teorinin dirilmesine yetmemektedir.

Bu Allah’ın takdir ettiği bir kaderdir. Her varlık gibi Darwin’i de yaratan Allah’tır. Yüce Allah inanan kullarına vadetmiştir. Batıl, sahte ve uydurma olan her şey, mutlaka Hak olan karşısında yenilgiye uğrayacaktır. İman edenler, Allah’ın yarattığı kaderi izlemişler ve bunun olacağı zamanı beklemişlerdir. Ve şu anda, Yüce Rabbimiz’in vaadi gerçekleşmiş, bu batıl ve sahte din, anlı şanlı bir yenilgiye uğramıştır. Alemlerin Rabbi olan Allah bir ayetinde şöyle bildirir:

“Yoksa onlar: “Allah’a karşı yalan düzüp-uydurdu”mu diyorlar? Oysa eğer Allah dilerse senin de kalbini mühürler. Allah, batılı yok edip-ortadan kaldırır ve Kendi kelimeleriyle hakkı hak olarak pekiştirir (gerçekleştirir). Çünkü O, sinelerin özünde olanı bilendir.” (Şura Suresi, 24)