Bu Canlılar En Zor Şartlarda Bile Yürüyebiliyor

Engelleri Aşan Ayaklar

Bazı canlılar, bir engel karşında hızlı hareket etmek veya yürümesi güç olan kum veya su gibi alanlarda kolayca yürümek üzere yaratılmış mükemmel ayaklara sahiptir.

Kumda Kolayca Hareket Edebilen Yengeç Ayakları

Sert bir zeminde yürümek zordur, ancak her adım atıldığında kayan kumda yürümek çok daha zordur. Fakat Ocypode quadrata isimli hayalet yengeç, kum tepelerini kolaylıkla aşmasını sağlayan bir yürüme yeteneğine sahiptir. Çıplak gözle çok zor seçilen ayakları 2 metreye yakın yükseklikteki bir kum yığınının tepesine sıçrayabilir. Bu bir insanın bir anda metrelerce yükseklikte bir tepeye sıçramasına eşdeğerdir, ki elbette bu imkansızdır. İnsandan kat kat küçük olan bir yengecin böylesi mükemmel bir atlayışı gerçekleştirmesi kuşkusuz Yüce Allah’ın bu canlıya bahşettiği üstün bir özelliktir.

Sıçrayan Kertenkeleler

Kumlu zemin normalden biraz daha yumuşak olduğunda ve dolayısıyla da yürümek çok daha zorlaştığında zebra kuyruklu kertenkeleler, hayalet yengecini dahi geride bırakacak bir hızla hareket edebilirler. Çünkü bu canlı, bir saniyede 1,5 metre gidebilecek bir hareket kabiliyetine sahiptir. Ayrıca kumda yürüyebildiği gibi çamur, çakıl taşı gibi çok çeşitli yüzeylerde de yürümeyi başarabilir. Bu küçük canlının, her zeminde rahatça hareket etmesinin sırrı Yüce Allah’ın üstün yaratışının örneklerinden biri olan kertenkelenin ayak parmaklarında gizlidir. Çünkü zebra kuyruklu kertenkele kumda yürürken yayılan ve ayağını kaldırdığında ise kıvrılıp toplanan uzun ayak parmaklarına sahiptir. Bu ayak parmakları kertenkeleye her zeminde yürüyebilme özelliği verir.

Suda ve Islak Zeminde Yürüyebilen Canlılar

Suda Yürümeye Yarayan Ayaklar

Su üstünde yürümek, insanlar için imkansızdır. Oysa pek çok canlı, Yüce Allah’ın onlara verdiği özel vücut yapıları sayesinde bu işi rahatlıkla başarabilir. Örneğin gölcük kayakçısı denen bir böcek türü uzun, ince bacaklarını yayarak suyun üzerinde yürür. (Tonny Seddon, Animal Movement , s.23) Böceğin ayakları suyu iterken, yüzeyde küçük bir çukur oluşur. Bu şekilde böcek oldukça geniş bir alana vücut ağırlığını yaymış olur. Yapılan gözlemler ve incelemeler sonucunda gölcük kayakçısının ayaklarının, su yüzeyi tabakasını kırmadığı anlaşılmıştır. Yani böceğin ayakları suyun içine girmemektedir. Gölcük kayakçısı bu sayede diğer canlılardan farklı olarak su üstünde yürümeyi başarabilmektedir.

Ağaç Kurbağası Islak Zemine Nasıl Tutunur?

Ağaç kurbağaları ıslak ve kaygan bir yaprağın alt tarafını kavrayabilir, deredeki kaygan bir kaya veya yağmur altındaki bir dal üzerinde yürüyebilir. Yapılan araştırmalar ağaç kurbağasının ayaklarının şaşırtıcı derecede mükemmel bir düzene sahip olduğunu göstermiştir. (thefreelibrary.com) Ağaç kurbağasının ayakları sıvı ince bir tabakayla kaplıdır. Ancak ayağın altındaki sıvı tabaka çok ince olduğundan krampon benzeri yumrular kuru kalır, böylece ağaç kurbağası kaygan yüzeylere tırmanırken daha çok güç kazanır. Ayrıca ayak parmağı tabanlarında, sıvının akabileceği küçük kanallar vardır. Islak yüzeylerde yürürken, bu kanallar fazla sıvıyı süzerek başka tarafa atar. Bu şekilde kurbağanın ıslak zemindeki yürüyüşü kolaylaşır. Ayaklar kurbağa baş aşağı asıldığında da son derece kullanışlıdır. Çünkü bu kez sıvı tabaka yüzey gerilimi ve yapışkanlık meydana getirir. Ayrıca kanallar ve altıgen deri hücreleri hayvanın üstünde bulunduğu yüzeyin, örneğin bir yaprağın yüzeyindeki hatlara uyarak ekstra yapışkanlık sağlar.

Doğadaki canlı cansız tüm varlıklar gibi ağaç kurbağalarının ayakları da Yüce Allah tarafından kusursuz bir biçimde oldukça ince detaylarla birlikte yaratılmıştır. Bir ayette Rabbimiz’in canlılar üzerinde tecelli eden yaratma ilmi şöyle haber verilmiştir:

“Sizin yaratılışınızda ve türetip-yaydığı canlılarda kesin bilgiyle inanan bir kavim için ayetler vardır.” (Casiye Suresi, 4)

Yerçekimine Karşı Koyan Canlılar

Sineklerin Yerçekimine Karşı Koyan Ayakları

Duvarda veya tavanda yürümek oldukça ince hesaplar ve detaylı bir plan gerektirir. Çünkü bunu başarabilmek için, ayakların yüzeye yapışması, vücut ağırlığının dengede olması ve yer çekimiyle mücadele edebilmek gibi birçok ayrıntının aynı anda işlemesi gerekir. İşte sinekler tüm bu ayrıntıları, Yüce Allah’ın üstün yaratışı sonucunda küçücük bedenleri ve toplu iğne başından ufak beyinleri ile kusursuz bir biçimde gerçekleştirirler.

Böcek ve sinek türlerinin duvarda nasıl yürüyebildiklerini bulmak amacıyla yapılan araştırmalar yeryüzünde bu özelliğe sahip 1 milyondan fazla böcek türü olduğunu ve çoğunluğunun yapışkan bir sıvı sayesinde duvarda yürümeyi başardığını ortaya koymuştur. (creationsafaris.com/ crev200606.htm#20060613c) Sinekler de ayaklarındaki ancak elektron mikroskobuyla görülmesi mümkün olan tüyler sayesinde yüzeye yapışırlar. Bu kıllar şeker ve yağdan oluşan tutkal benzeri bir sıvı salgılar.

İşte bu yapışkan sıvı sayesinde sinek düşmeden tavanda baş aşağı durabilir, dik duvar üzerinde yürüyebilir.

Bu yapışkan sıvının aynı zamanda bir dezavantajı da olabilir ve sinekler yapıştıkları yüzeylerden kurtulmakta büyük zorluk çekebilirlerdi. Ancak Rabbimiz’in kusursuz yaratması ile sinekler hiçbir zaman tutundukları yüzeye yapışmazlar. Sinekler ayaklarındaki yapışkan sıvı nedeniyle yapışıp kalmamak için tüylerini ayakları ile silerek temizlerler. Ayrıca sineğin yine yapışmayı önleyen bir çift pençesi vardır. Duvara yapışmamak için itmek, ayaklarını döndürmek, tüylerini sıvamak gibi çeşitli teknikler de kullanır. Bir ayette sineklerdeki eksiksiz yaratılış şöyle bildirilmiştir:

“Ey insanlar, (size) bir örnek verildi; şimdi onu dinleyin. Sizin, Allah’ın dışında tapmakta olduklarınız -hepsi bunun için bir araya gelseler dahi- gerçekten bir sinek bile yaratamazlar. Eğer sinek onlardan bir şey kapacak olsa, bunu da ondan geri alamazlar. İsteyen de güçsüz, istenen de.” (Hac Suresi, 73)

Cam Tavanda Yürüyebilen Gekolar

Geko adlı bir kertenkele türü, tek parmağı ile bir yüzeye asılı kalabilir veya camdan bir tavanda, baş aşağı yürüyebilir. Gekonun parmak uçları, “setae” adı verilen özel bir doku ile kaplıdır. Bu dokuda, kıl benzeri uzantılar yer alır ve bu uzantıların uçları da yüzlerce mikroskobik uca ayrılır. Her bir ucun kalınlığı milimetrenin beş binde biri kadardır. Gekonun ayağındaki milyonlarca mikroskobik uç, değdikleri yüzeydeki atomların çekim kuvvetini kullanarak o yüzeye bir tutkal gibi yapışır. Bu durum, kuantum fiziğinde “Van Der Waals Kuvveti” olarak adlandırılmaktadır. Aklı ve şuuru olmayan bir kertenkelenin ancak son yüzyılda keşfedilen atomu ve onun çekim gücünü bilmesi, kendisini onu kullanabilecek sistemler ile donatması elbette sonsuz ilim sahibi Yüce Allah’ın yaratma sanatıdır. Yüce Allah bu gerçeği bir ayette şöyle haber verir:

“O Allah ki, yaratandır, (en güzel bir biçimde) kusursuzca var edendir, ‘şekil ve suret’ verendir. En güzel isimler O’nundur. Göklerde ve yerde olanların tümü O’nu tesbih etmektedir. O, Aziz, Hakimdir. (Haşr Suresi, 24)

Sonuç:

Bütün bu bilgiler ışığında düşünelim:

  • Birbirinden tamamen farklı yapıları olan ve hayatlarını sürdürmek için farklı ihtiyaçları olan bu canlıların, muhteşem özelliklerdeki ayaklarını kendilerinin tasarlamış olmaları mümkün müdür?
  • Ya da bu kadar kusursuz organların bir gün tesadüfen oluşmuş olmaları?
    Elbette hayır.
  • Peki bu benzersiz yaratılış delilleri nasıl ortaya çıkmıştır?
  • Nasıl olup da bir kertenkele cam tavanda baş aşağı durabilecek, bir kurbağa ıslak zeminde kaymayacak ya da bir böcek suda yürüyebilecek özelliklerdeki ayaklara sahip olmuştur?
  • Bu kompleks sistemler, canlıların vücutlarına nasıl yerleşmiştir?

Canlıların vücutlarında bulunan bu üstün özellikler, tek bir gerçeği bize gösterir. Bu canlılar ancak üstün bir akıl ve benzersiz bir ilimle var olmuşlardır. İşte bu sonsuz ilim bütün canlıları yoktan var eden, hayatlarını sürdürmeleri için onlara ihtiyaç duydukları özellikleri bahşeden Yüce Rabbimiz’e aittir. Allah, her şeyi sarıp kuşatan olduğunu bir Kuran ayetinde şöyle bildirmektedir:

“Allah, yedi göğü ve yerden de onların benzerini yarattı. Emir, bunların arasında durmadan iner; sizin gerçekten Allah’ın her şeye güç yetirdiğini ve gerçekten Allah’ın ilmiyle herşeyi sarıp-kuşattığını bilip-öğrenmeniz için.” (Talak Suresi,12)

Ağaç kurbağaları ıslak ve kaygan bir yüzeye ayakları bile kaymadan nasıl tutunurlar?
Sinekler ayaklarıyla yer çekimine nasıl karşı koyarlar?
Her adım attıklarında ayaklarının altından kayan kumlara rağmen yengeçler kumda nasıl kolayca hareket edebilirler?
Gekolar, cam bir tavanda nasıl yürüyebilirler?

Mükemmel Bir Yaratılış Delili: İnsan Ayağı

İnsan ayağı, mekanik fonksiyonların kolaylaştırılması için yaratılmış çok özel bir yapıya sahiptir. Ayak tabanındaki kavisli şekil, vücut ağırlığına karşı kemiklere destek verecek özelliğe sahiptir. Yürüme esnasında ayağımız önce topuk olarak yerle temasa geçer, temasın sonuna doğru parmak ucunda yükseliriz. Bunun yapılabilmesinde ayak parmaklarına bilhassa da ayak başparmağına büyük iş düşmektedir.

Gün boyu ayaklarımızın üzerinde dururuz ancak bu basınca rağmen ayaklarımızın altındaki hassas dokular, sinirler ve incecik damarlar zedelenmez. Çünkü ayak tabanı vücut ağırlığının olumsuz etkisini yok eden, basıncın eşit şekilde dağılmasını sağlayacak yastığa benzer özel bir yapıya sahiptir. Çok açıktır ki Allah’ın yaratma sanatı kusursuz ve benzersizdir. Kuran’da şöyle buyrulmaktadır:

“İşte gaybı da, müşahede edilebileni de bilen, üstün ve güçlü olan, esirgeyen O’dur. Ki O, yarattığı herşeyi en güzel yapan ve insanı yaratmaya bir çamurdan başlayandır.” (Secde Suresi, 6-7)

Örümcek Ayaklarındaki Süper Güç

Sıçrayan örümcekte (Evarcha arcuata) nano incelikteki kılcıklar, yapışma veya tutunma kuvvetini hayret verici boyutlarda arttırır. Çünkü ayaklarda 624.000 tutunma noktası vardır ve bunların her biri 41 Nano-Newton’luk bir kuvvetle yapışır. Bu yaklaşık 15 mg ağırlığındaki örümceğin kendisinden 170 kat daha güçlü bir yapışkan kuvvete sahip olduğunu gösterir. İşte örümcek, ayağındaki bu süper güç sayesinde dört ayağıyla bir sineği tutarken, diğer dört ayağıyla da kaygan bir yaprağa tutunabilir.

Buzun üzerinde veya ıslanmış kaygan zeminlerde hiç düşmeden, hatta ayağınız bile kaymadan koşarak ilerleyebilmek… Bunlar, ancak “Örümcek Adam” gibi fantastik bilimkurgu filmlerinde karşımıza çıkan olağanüstü yeteneklerdir. Ne var ki yeryüzünde, milyonlarca yıldır bunu büyük bir ustalıkla yapabilen, her türlü zemin üzerinde düşmeden yürüyebilen canlılar vardır.

Çöllerde yaşayan develerin ayakları kızgın kumlara göre özel olarak yaratılmıştır. Deve kalın ayak tabanları sayesinde sıcaklıktan hiç etkilenmeden kızgın kumlarda rahatça yürüyebilir. Ayrıca devenin bacaklarına oranla son derece büyük olan ayakları da özel olarak yaratılmış, hayvanın kuma batmadan yürüyebilmesi için genişletilip yayılmıştır. “Bakmıyorlar mı o deveye , nasıl yaratıldı?…” (Gaşiye Suresi, 17) ayeti, bu olağanüstü canlının var oluşunu en iyi biçimde açıklamaktadır. Deve de, tüm varlıklar gibi yaratılmış, ihtiyacı olan özelliklerle bezenmiş ve Yüce Rabbimiz Allah’ın yaratmadaki üstünlüğünün bir işareti olarak yeryüzüne yerleştirilmiştir.