Yönümüzü Nasıl Buluruz?

Optik Akış Nedir?

Optik akış ismi verilen görsel bilgi akışı, bir nesnenin hareketine bakarak mesafeleri algılamamızı sağlamaktadır. Beynimizden bize, sürekli olarak bir bilgi akışı gelmektedir. Bir arabanın ne yöne doğru hareket ettiğine bakarak adımlarımızı atarız. Ya da yürürken kendimize uzakta bir nesne seçer, ona odaklanır, yönümüzü ona olan yakınlığımıza ve de uzaklığımıza göre belirleriz. Yürürken bir an için bile gözlerimizi kaparsak, yanlamasına veya çaprazlamasına yürümeye başlar yön duygumuzu hemen kaybederiz. Kısacası, yön duygumuz odaklandığımız nesnelerin hareketine bağlıdır.

Eğer etrafımızdaki dünya hareket etmeseydi ve 3 boyutlu olarak algılanmasaydı, yönümüzü bulmamız çok zor olacak, mesafeleri ve istikametleri doğru tahmin edemeyecek ve bu nedenle hayatımızı idame ettiremeyecektik. Gelen bir arabanın uzaklığını ya da yönünü tespit edemeyecek, hatta yaklaştığını mı yoksa uzaklaştığını mı bile söyleyemeyecektik.

Optik Akış Ömür Boyu Sürer

Gözün optik akış özelliği, üzerinde etraflıca düşünülmesi gereken çok büyük bir mucizedir. Örneğin televizyon da, sürekli görüntü akışı sağlayan bir cihazdır. Ancak, yıl içerisinde defalarca bozulur, ekran kararır ya da yayın kesilir. Ancak bu durum gözde hiçbir zaman için söz konusu olmaz. Doğduğu andan öldüğü ana kadar insanın gözü hareketleri algılamaya ve bilgi akışı iletmeye devam eder. Bu çok mucizevi ve hayati önemi olan bir olaydır. Ayrıca yalnızca insanlara mahsus değil, yeryüzünde yaşayan tüm canlılara mahsustur.

Arılar bir çiçeğin üzerine konarken, kuşlar iniş yaparken, bir şahin pike yaparken, bir penguen suya dalarken hep optik akıştan faydalanır. Bu nedenle de, hiçbir zaman sendelemez, düşmez, yere çakılmaz ya da kaza yapmazlar. Şüphesiz bu, Allah’ın yaratmasındaki benzersizliğin ve detay sanatının muazzam bir tecellisidir.

Gözü yaratan Allah, gözü sadece etten bir organ olarak var etmemiş, onu ince ince detaylarla donatmış, beyin ve ayaklar gibi diğer organlarla bir bütün olarak büyük bir uyum içerisinde yaratmıştır. Göze sadece bir organ olarak “şekil” vermemiş, aynı zamanda onun ilettiği bilgilere de beyinde bir “suret” (bir görüntü) var etmiştir. Çünkü Allah, her şeye Hakim’dir ve kusursuzca var edendir. Bu gerçek, bir ayette şöyle haber verilmiştir:

O Allah ki, yaratandır, (en güzel bir biçimde) kusursuzca var edendir, ‘şekil ve suret’ verendir. En güzel isimler O’nundur. Göklerde ve yerde olanların tümü O’nu tesbih etmektedir. O, Aziz, Hakimdir. (Haşr Suresi, 24)

İki gözün gördüğü görüntüler birbirinden farklıdır, ancak birbirlerini tamamlarlar. Bu iki görüntü arasındaki küçük farklılıkları algılayıp yorumlamamız görüntünün üç boyutlu olmasını sağlar. Eğer iki gözde ayrı ayrı oluşan görüntüler beyinde tam olarak birleştirilmeseydi dünyayı çift ve iki boyutlu görecektik.

Beynin Görmedeki Rolü

  • Beynin görme ile ilgili yaptığı görevler Beynin görmedeki rolü incelendiğinde göz ile ne kadar uyumlu bir yapıda yaratıldığı daha iyi anlaşılır:
  • İki ayrı gözün retinasından gelen sinyallerin üst üste çakıştırılması.
  • Bu görüntülerin karşılaştırılarak derinliğin algılanması.
  • Çizgi ve sınırların fark edilmesi.
  • Görme merkezinde renk analizi.
  • Beyinde parlaklığın algılanması. (Beynin parlaklık düzeyini nasıl fark ettiği hakkında çok az detay bilinir. Bununla beraber bunun kısmen parlaklığın görme alanındaki çizgi, sınır, hareket eden cisimler ve zıt renklerin neden olduğu görme kontrastlarının şiddetini artırmasından ileri geldiği sanılmaktadır.) (Arthur C. Guyton, Tıbbi Fizyoloji, 7.b., Merk Publishing, 1986, s. 1045)
  • Gözbebeği çapının kontrolü.
  • Göz hareketlerinin kaslarla kontrolü.
  • Retinadan gelen görüntünün parçalanıp tekrar birleştirilmesi ve görsel hafızayla tamamlanması.
  • Görüntünün ters çevrilmesi.
  • Kör noktaya düşen görüntünün, boşluk olarak kalmaması için doldurulması.